Ay’a artık sadece şairler bakmıyor. Uzay ajansları, şirketler, hukukçular, yatırımcılar, mühendisler ve maden şirketleri de bakıyor. Ay’a gitme yarışı dünde kaldı, bugün Ay için bir şeyler söylemek lazım.
Çok düşünen, biraz da soyut konuşanlara hemen ‘Felsefe yapma’ denir, sanki uzak durulması gereken bir şeymiş gibi. Oysa belki de sormamız gereken soru şu: Ya tüm bildiklerimizin başlangıcı tam olarak buysa?
Sosyal medya “sen de yapabilirsin” vaadiyle herkesi sahneye çağırdı. Sahne büyüdükçe seyirci belirsizleşti. Söz performansa, görünürlük yorgunluğa dönüştü. Bugün insanlar daha çok görünmenin değil; daha az göz, daha çok bağlam ve kontrollü aidiyetin peşinde.
Astronomi, insanlık tarihinin belki de en eski merakı. Astronomlar artık kralların falına bakmıyor. Bugün gökbilim, mühendislikten büyük veri işlemeye uzanan bilimsel ekosistemiyle ülkelerin geleceğini şekillendiriyor.
Kuantum artık yalnızca fizikçilerin konusu değil. Güvenliğin, sanayi politikasının ve teknolojik egemenliğin yeni cephesi. Dünya bu alanda hızla mevzi kazanırken, Türkiye’nin de kendi “Kuantum Vatanını” kuracak ve koruyacak stratejik aklı üretmesi gerekiyor.
Şehirlerde yaşayan hayvanlar, dünyanın farklı bölgelerinde olmalarına rağmen benzer ve daha cesur davranışlar sergiliyor. Daniel T. Blumstein, Peter Mikula ve Piotr Tryjanowski, hayvanların bu davranışlarının arkasındaki faktörleri ve bunun doğaya etkilerini The Conversation’da bir makaleyle kaleme aldı.
Fizik, matematik gibi temel bilimlerde bilgi üretimi dünyada yavaşlıyor. Türkiye’de tablo daha kırılgan. Kuramsal bilgi üretimine bugün ayrılmayan kaynak, yarın yerli endüstrilere lisans ve fikri mülkiyet faturası olarak çıkıyor.
Karadeniz Teknik Üniversitesi öğrencileri tarafından geliştirilen insansız deniz aracı, yapay zeka destekli sistemleri sayesinde insan müdahalesi olmadan görev yapabiliyor.
Konya’da Selçuk Üniversitesi öğrencileri, NASA’nın Mars keşif araçlarında kullandığı “Rocker-Bogie” mekanizmasını örnek alarak insansız kara aracı geliştirdi.