Türkiye'de doğrudan “Bilim Gazeteciliği” adıyla lisans, yüksek lisans ya da doktora programı bulunmuyor. Ancak bu alan üzerinde durarak tezli yüksek lisans, doktora tamamlamak mümkün. Fakat bilim gazeteciliği ya da benzer bir alanda yüksek lisans, doktora yapmak isteyenler için dünyadan örnekler var.
Bilim gazeteciliği, dışarıdan bakıldığında yeni keşifleri anlatan, uzay haberleri yazan ya da laboratuvarları gezen keyifli bir meslek gibi görünebilir. Oysa işin en önemli kısmı haber yapmaktan ziyade, doğru soruyu sorabilmek, bilimle bilim olmayanı ayırt edebilmek. Üstelik bunu, bilgi kirliliğinin çok üst düzeyde olduğu bu çağda yapabilmek oldukça güç.
Descartes düşünceyi bedenden ayırdı, fenomenoloji ise bilincin dünyaya her zaman bir bedenle açıldığını hatırlattı. Peki, bedeni denklemden çıkardığımızda geriye hala düşünebilen bir “ben” kalır mı?
Yazmak; insanların en eski çağlardan bu yana sürdürdüğü büyük bir eylem. “Eylem” diyorum çünkü yazmak, yalnızca kelimeleri yan yana dizmek değil; aslında düşünmektir bir bakıma. Tartmaktır, kararsız kalmaktır bazen. Bir cümleyi silip yeniden kurmaktır. Kendini anlamaya çalışmaktır.
Interpreta’nın ilk yazısında bilimin yalnızca laboratuvarlarda üretilen bilgilerden ibaret olmadığını, o bilginin topluma nasıl ulaştığının da en az kendisi kadar önemli olduğunu konuşmuştuk. Çünkü bilim, insanlar onu anlayabildiği, sorgulayabildiği ve gündelik hayatıyla ilişkilendirebildiği ölçüde gerçek anlamda toplumsal bir değer üretebiliyor.
Duyguları çoğu zaman kalbimizin hızlanması, boğazımızın düğümlenmesi ya da içimize çöken bir ağırlık gibi düşünürüz. Oysa duygular dünyanın bize nasıl göründüğünü değiştirir.
Bugün hiç olmadığı kadar ulaşılabilir durumdayız. Buna rağmen WHO’ya göre yalnızlık hızla yayılan küresel bir sorun. Sineğin yağının peşine düşenler, bu çağda yalnızlığımızı da şişeleyip satmanın yollarını arıyor.
“Kime inanacağımızı şaşırdık” diyor insanlar haliyle. Bilim insanları mı bir yerde hata yapıyor, yoksa biz haberciler mi bilimin nasıl işlediğini anlatmakta başarısız oluyoruz?
Üniversite okumak için ayrıldığınız evdeki odanızı düşünün.
Duvarlardaki posterler sökülmüş, çalışma masası kaldırılmış, yatağınız başka bir yere taşınmış... Oda artık çamaşırların kurutulduğu, ütü masasının açıldığı...
Bugün birçok şey gibi can sıkıntısı da göğe çekildi. Ekranlar her boş anımızı dolduruyor. Boş zamanın içi boşalırken, ödediğimiz bedel sandığımızdan fazla olabilir.
Tümörleri ve çevrelerindeki hücresel yapıyı tek hücre çözünürlüğünde incelemeyi sağlayan “spatialproteomics” adlı bir yazılım geliştirildi. Lenfoma türlerinin ayırt edilmesini sağlayan yöntem ile analiz süreçleri tek bir çatı altında toplanıyor ve dokular daha detaylı incelenebiliyor.
San Diego California Üniversitesi bünyesinde yürütülen yeni bir çalışmayla günlük yaşama entegre olabilen ve birden fazla biyokimyasal değeri parmak teri sayesinde ölçebilen biyokimyasal akıllı yüzük icat edildi.
Yeni çalışmada, deri altına yerleştirilen elektrik prizinin tıbbi cihazlara güç aktarımı yapabileceği ileri sürüldü. Ayrıca veri aktarımında da kullanılabilir.
Araştırmacılar sıvı dolu bir cam boruyu dondurarak yeni bir optik fiber türü geliştirdi. Işık ve ses dalgaları arasında etkileşim sağlayan teknoloji, standart cam fiberlere kıyasla daha güçlü bir yapı sunabilir.
Yeni bir çalışma yapay zeka sohbet robotlarının günlük kullanımının bireylerin ruh sağlığını kötüye sürüklediğini öne sürüyor. Çalışmaya göre sohbet robotları profesyonel yardım almayı ertelerken güvence ihtiyacından doğan teknoloji bağımlılığını da artırıyor.