Yeni bir çalışmaya göre Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan bireylerin ilerde demans ve benzeri rahatsızlıkla yaşaması dört kat daha fazla.
2026 Nobel Kimya Ödülü'ne, "asimetrik organik sentezde doğrusal olmayan etkilerin ve otokatalizin keşfi" dolayısıyla Henri B. Kagan ve Kenso Soai layık görüldü.
2026 Nobel Fizik Ödülü'ne, Antarktika'da ABD'nin Amundsen-Scott Güney Kutbu İstasyonu yakınında bulunan IceCube Nötrino Gözlemevi'nde yaptığı belirleyici katkılar ve astrofiziksel kökenli yüksek enerjili nötrinoların keşfi dolayısıyla Francis Halzen layık görüldü.
Uzay alanında kritik başlıkların ele alındığı ve dünya çapında alanın profesyonellerini bir araya getiren 77. Uluslararası Uzay Kongresi (IAC 2026) sona erdi. Bu yıl Antalya’da gerçekleşen kongrede 108 ülkeden 6 binden fazla katılımcı yer aldı.
Yeni bir çalışmada, tüp bebek yöntemiyle doğan çocukların genomunda doğal yolla doğanlara göre daha fazla "zıplayan gen" (LINE-1) DNA'sı bulundu ve bu farkın, metabolik hastalıklar ve kanserle ilişkili genlerin yakınındaki bölgelerde de görülmesi, tüp bebekteki embriyonik stresin hastalık riskini artırabileceğine dair olası bir mekanizmaya işaret etti.
Kaliforniya’da gerçekleştirilen yeni bir araştırma, 2035’e kadar okullardaki işlenmiş gıdaların çıkarılmasını öngören yasalarda karşılaşılan zorluklara odaklanıyor.
Uzay alanında kritik başlıkların ele alındığı ve dünya çapında alanın profesyonellerini bir araya getiren 77. Uluslararası Uzay Kongresi (IAC 2026) sona erdi. Bu yıl Antalya’da gerçekleşen kongrede 108 ülkeden 6 binden fazla katılımcı yer aldı.
Araştırmacılar, lenfomayı tetikleyen proteini kanser hücrelerinin kendi ölüm mekanizmasını çalıştıran bir “anahtara” dönüştürdü; geliştirilen molekül farelerdeki agresif tümörleri 11 günde yok etti.
Yeni bir çalışmaya göre Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan bireylerin ilerde demans ve benzeri rahatsızlıkla yaşaması dört kat daha fazla.
Yeni bir çalışmada, tüp bebek yöntemiyle doğan çocukların genomunda doğal yolla doğanlara göre daha fazla "zıplayan gen" (LINE-1) DNA'sı bulundu ve bu farkın, metabolik hastalıklar ve kanserle ilişkili genlerin yakınındaki bölgelerde de görülmesi, tüp bebekteki embriyonik stresin hastalık riskini artırabileceğine dair olası bir mekanizmaya işaret etti.
2026 Nobel Kimya Ödülü'ne, "asimetrik organik sentezde doğrusal olmayan etkilerin ve otokatalizin keşfi" dolayısıyla Henri B. Kagan ve Kenso Soai layık görüldü.
Yeni bir çalışmada, tüp bebek yöntemiyle doğan çocukların genomunda doğal yolla doğanlara göre daha fazla "zıplayan gen" (LINE-1) DNA'sı bulundu ve bu farkın, metabolik hastalıklar ve kanserle ilişkili genlerin yakınındaki bölgelerde de görülmesi, tüp bebekteki embriyonik stresin hastalık riskini artırabileceğine dair olası bir mekanizmaya işaret etti.
Durham Üniversitesi tarafından yürütülen bir çalışmada, çocukların bir olayı yetişkinlerden farklı olarak görsel ifadelerden çok, ses tonuna dayanarak yorumladığı ortaya çıktı.
Araştırmacılar, lenfomayı tetikleyen proteini kanser hücrelerinin kendi ölüm mekanizmasını çalıştıran bir “anahtara” dönüştürdü; geliştirilen molekül farelerdeki agresif tümörleri 11 günde yok etti.
Bir kurtla köpeği, bir gezegenle asteroidi, canlıyla cansızı ayırıyoruz. Peki bu ‘sınırlar’ doğanın içinde zaten var mı, yoksa dünyayı anlayabilmek için çizgileri biz mi çekiyoruz?
Bilime güvenen bir insanın komplo teorilerine inanması tuhaf görünebilir. Bir tarafta kanıt, deney, hakem değerlendirmesi ve tekrara dayanan süreç varken diğer tarafsa genellikle “herkes yanılıyor, gerçeği yalnızca ben görüyorum” iddiasından ibaret.
Bilim dünyayı ölçüyor, modelliyor ve açıklıyor. Peki ölçmeye başlamadan önce neyi “dünya” olarak kabul ediyoruz? Husserl’in fenomenolojisi, bilimin unuttuğu bu ilk karşılaşmaya geri dönmeyi öneriyor.
Antik filozoflar boşluğun mümkün olup olmadığını tartıştı; modern fizik vakumun mutlak hiçlik olmadığını gösterdi. Peki hiçbir şeyin olmadığı bir yer gerçekten mümkün mü?
Locke zihnin tabula rasa olduğunu söylemişti. Yeni araştırmalarsa yenidoğanların beyninde doğumdan önce şekillenmeye başlayan görsel yollar olduğunu söylüyor. Peki gerçek hangisi?
Yeni bir araştırma, İngiltere’nin en yüksek ayakta kalan tarih öncesi taş dizisi Devil’s Arrows’un (Şeytanın Okları) 25 tondan ağır, 7 metreye kadar yükselen taşlarının yaklaşık 18 kilometre uzaktaki Brimham Rocks’tan bilinçli olarak taşındığını ileri sürüyor.
18 ülkeden bin 404 kişiyle yürütülen çalışmaya göre, siyasi görüşleri sol eğilimli olan kişilerin, el kullanımını da solak olarak tanımlama ihtimali daha yüksek.