Ana SayfaYorumKöşe YazılarıBilim laboratuvarda kalmasın diye… 

Bilim laboratuvarda kalmasın diye… 

Bir haber okuyoruz: “Yeni bir aşı geliştirildi.”

Bir başkası geliyor hemen ardından: “Yapay zeka insanlığı ele geçirecek.”

Bir gün sonra başka bir başlık dikkatleri üzerine çekiyor: “Kahve ömrü uzatıyor.” 

Ertesi gün ise tam tersi: “Kahve erken ölüme neden olabilir.”

“Kime inanacağımızı şaşırdık” diyor insanlar haliyle. Bilim insanları mı bir yerde hata yapıyor, yoksa biz haberciler mi bilimin nasıl işlediğini anlatmakta başarısız oluyoruz?

Sanırım Interpreta’da en çok peşine düşeceğim sorulardan biri bu olacak.

Çünkü bugün artık bilgiye ulaşmak zor değil. Asıl zorluk, doğru bilgiyle yanlış bilgiyi birbirinden ayırabilmek. Daha da zoru, bilimsel bilginin nasıl üretildiğini anlayabilmek. 

Bilim, çoğu zaman sonuçlardan ibaret zannediliyor. Oysa bilimin asıl hikayesi, yöntemde, sorgulamada, şüphede ve yanıldığında bunu kabul edebilmesinde saklı. 

Tam da bu yüzden bilim iletişimi, belki de bilimin kendisi kadar önemli.

Laboratuvarda geliştirilen bir ilaç, bir makalede kalıp sadece o alandaki insanlar tarafından okunmayı bekliyorsa; yıllar süren araştırmalar toplumun gündelik hayatına dokunamıyorsa; insanlar bilimsel gelişmeleri yalnızca sansasyonel başlıklarla tanıyorsa bilimin toplumla kurduğu bağ da eksik kalmış demek. 

Bu noktada, bilimin bilim camiası içinde kalması gerektiğini düşünen araştırmacılar da var. Onların kanaatlerine göre; bilimsel gelişmelerin haberleştirilmesine gerek yok, hatta istemiyorlar da. Zaten bilime meraklı olanların makalelere ulaşabileceğini, makaleleri okuyup anlayabilecek kapasitede olduklarını, yani haberlere ihtiyaç olmadığını savunuyorlar. 

Ancak bilim halka ulaşmalı. Burada görev de gazetecilere düşüyor. “Neden bilimsel gelişmeler halka ulaşmalı ki” diyecek olursanız; bilimle ilgilenen daha fazla insan olması için, insanlar daha faydalı bilgilerle donatılması için, en başta da çocuklara “bilim insanı” olma fikrini aşılamak için. Bu yüzden bilim iletişimini ve bilim haberciliğini kıymetli buluyorum, keşifler, gelişmeler çarpıtılmadığı sürece. 

Velhasılıkelam, yazının sonuna yaklaşırken şunu söylemek isterim; buradan ayrıldığınızda aklınızda yeni bir soru oluşursa, bir haberi okurken “bu araştırma gerçekten ne söylüyor?” diye düşünmeye başlarsanız, bilim iletişiminin amacına ulaşmış olacağını hatırlayın. 

Ve bana gelecek olursak… “Interpreta” yorumlamak anlamına geliyor Latin dillerinde ve ben de zaman zaman yapay zekayı, zaman zaman uzayı, bazen iklim krizini, yeri geldiğinde gen düzenlemeyi tartışacağım burada. Bazen bir bilim insanının hikayesinde, bazen bir araştırma makalesinin satır aralarında kendimi bulacağım yazarken. 

Ama bütün bunların ortak bir amacı olacak: Bilimi gündelik hayatın dışındaki gizemli bir dünya olmaktan çıkarıp, hayatın tam içine yerleştirmek. 

Belki de okyanusta bir damla olacak yazdıklarım ama o damla birilerine ulaşacak. Benimle birlikte, bilime açılan bir pencerenin önünde, taburesini çekmiş hayranlıkla izlerken bulacak kendilerini. 

Hilal Bardakcı 

Son İçerikler