Ana SayfaYorumKöşe YazılarıSahte haberlerin panzehiri: Bilim gazeteciliğinde akademik eğitimler

Sahte haberlerin panzehiri: Bilim gazeteciliğinde akademik eğitimler

“Bilim gazetecisi nasıl olunur?”

Interpreta’da bu sorunun peşindeyiz. Bir cevap arıyoruz. 

Kimileri iyi bir bilim gazetecisinin önce bilim insanı olması gerektiğini savunuyor. Kimileri ise güçlü bir gazetecilik eğitiminin yeterli olduğunu düşünüyor. Olması gerekense ikisinin ortası. Bugün dünyanın önde gelen üniversiteleri, bilimsel bilgiyi doğru anlamayı ve bunu toplumun anlayacağı dile çevirmeyi öğreten özel programlar sunuyor.

Türkiye’de doğrudan “Bilim Gazeteciliği” adıyla lisans, yüksek lisans ya da doktora programı bulunmuyor. Ancak bu alan üzerinde durarak tezli yüksek lisans, doktora tamamlamak mümkün. Fakat bilim gazeteciliği ya da benzer bir alanda yüksek lisans, doktora yapmak isteyenler için dünyadan örnekler var. 

ABD, Birleşik Krallık gibi ülkelerde bilim gazeteciliğinin ve bilim iletişiminin artık başlı başına akademik bir disiplin haline geldiğini söyleyebiliriz. Üstelik bu programlar yalnızca haber yazmayı değil; bilimsel makale okumayı, veri yorumlamayı, etik sorunları analiz etmeyi, yanlış bilgiyi tespit etmeyi ve dijital hikaye anlatıcılığını da kapsıyor. Hem de Live Science gibi bilim haberciliğinde saygın bir konuma sahip portallarda iş imkanı sunanlar da var. 

Bilim gazetecisi olmayı düşünenler için bu programlara göz atmak, mesleğin geleceğini anlamak açısından faydalı olacaktır. 

İlk duraklardan biri, İngiltere’deki University College London (UCL). Üniversitenin MSc Science Communication  (Bilim İletişimi) yüksek lisans programı, bilim iletişimini yalnızca haber üretimi olarak değil, toplum ile bilim arasında köprü kurma becerisi olarak ele alıyor. Programda bilim haberciliği, dijital medya, kamu katılımı, bilim politikaları, iletişim stratejileri ve bilim-teknoloji-toplum ilişkileri gibi dersler yer alıyor. Öğrenciler yalnızca teorik eğitim almıyor; gerçek iletişim projeleri geliştirerek uygulamalı deneyim de kazanıyor.

Bir başka güçlü örnek ise Imperial College London. Üniversitenin MSc Science Communication programı, bilim haberciliğini televizyon, radyo, podcast, dijital medya ve müzecilik gibi birçok alanla birlikte ele alıyor. Öğrenciler eğitim süresince zorunlu staj yapıyor ve yıl sonunda araştırma projesi hazırlıyor. Mezunların önemli bir kısmı medya kuruluşlarında, araştırma merkezlerinde veya bilim kurumlarının iletişim ekiplerinde çalışmaya başlıyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nde bilim yazarlığı denildiğinde akla ilk gelen okullardan biri ise Kaliforniya Üniversitesi – Santa Cruz (UCSC). Üniversitenin Science Communication programı, dünyanın en saygın bilim yazarlığı eğitimlerinden biri olarak gösteriliyor. Program yalnızca dokuz ay sürüyor ancak oldukça yoğun ilerliyor. Haber yazımı, uzun dosya haberciliği, podcast hazırlama, video üretimi, veri gazeteciliği ve multimedya anlatımı dersleri veriliyor. En dikkat çekici tarafı ise öğrencilerin eğitim boyunca profesyonel editörlerden birebir geri bildirim alması ve çok sayıda haberlerini yayımlama fırsatı bulması. Program tez yerine gerçek gazetecilik üretimini merkeze koyuyor.

Bilim haberciliğini klasik gazetecilik eğitiminin içine yerleştiren önemli kurumlardan biri de Columbia Journalism School. Columbia Üniversitesinin Gazetecilik Okulu’nda birçok farklı program yer alıyor ve bunlardan biri de bilim, sağlık, çevre, teknoloji ve iklim haberciliğine özel derslerin olduğu yüksek lisans programı. Veri gazeteciliği, araştırmacı gazetecilik ve bilimsel kaynak doğrulama gibi alanlarda verilen eğitim, bilim haberlerinin yalnızca doğru değil aynı zamanda etkili hazırlanmasına da odaklanıyor.

Johns Hopkins Üniversitesinin Bilim Yazarlığı Yüksek Lisans programı da dikkate değer. Ağırlıklı olarak çevrim içi bir program olurken, dokuz ders ve bir yerinde eğitimden oluşuyor. Hopkins ayrıca bilim yazarlığı alanında bir sertifika programı da sunuyor. 

ABD’de bilim gazeteciliği ve yazarlığı üzerine akademik eğitim imkanı sunan bir başka okul ise MIT. Bilim Yazarlığı Yüksek Lisans programı bir yıllık bir eğitim sürecini kapsıyor ve basılı, sesli, belgesel dahil olmak üzere multimedya gazeteciliğine genel bir bakış sunuyor. Bir tez ya da yaz stajıyla eğitim tamamlanıyor. 

New York Üniversitesinin Bilim, Sağlık ve Çevre Haberciliği Programı ise 11 ders ve iki stajdan oluşan 16 aylık bir program. Multimedya hikaye anlatımı ve kodlamayı ön planda tutan programda öğrencilerin verilen bir hikayeyi en uygun ortamda iletme becerileriyle mezun olmaları hedefleniyor. 

Georgia Üniversitesinin Sağlık ve Tıp Gazeteciliği Yüksek Lisans Programı da oldukça dikkat çekici. İki yıllık olan bu yüksek lisans programı, özellikle sağlık ve tıp haberciliğine odaklanıyor. Öğrenciler bilim yazarlığı derslerinin yanı sıra sağlık ve tıp derslerini de tamamlamakta. 

Avustralya’daki Australian National University (ANU) ise iki yıllık Master of Science Communication programıyla dikkat çekiyor. Programın temel derslerinden biri “Communicating Science with the Public”. Aynı zamanda öğrenciler bilim politikası, risk iletişimi, halkla ilişkiler, araştırma yöntemleri ve bilim iletişimi projeleri üzerine çalışıyor. Akademik araştırma yapmak isteyenler için araştırma odaklı seçenekler de sunuluyor.

Daha pek çok okul var, bilim gazeteciliği ya da bilim yazarlığı üzerine lisans üstü eğitim veren. 

Bilim iletişimi alanında doktora yapmak isteyenler için de seçenekler bulunuyor. Özellikle UCL, Imperial College London, George Mason University ve çeşitli üniversitelerin iletişim bölümleri, bilim iletişimi üzerine doktora araştırmalarına olanak tanıyor. Bu araştırmalar çoğunlukla bilim haberciliği, yanlış bilgiyle mücadele, sağlık iletişimi, çevre iletişimi, bilim politikaları ve toplumun bilim algısı gibi konular üzerine yoğunlaşıyor.

Aslında bilim gazeteciliği eğitiminin ortak bir özelliği var. Bu programların hiçbiri öğrencileri “bilim insanı” yapmayı hedeflemiyor. Aynı şekilde yalnızca haber yazmayı da öğretmiyor. Amaç; bilimsel yöntemi anlayan, istatistik okuyabilen, araştırma makalelerini yorumlayabilen ve bunları toplum için anlaşılır hale getirebilen iletişimciler yetiştirmek.

Çünkü bilim gazetecisinin işi yeni bir keşfi haberleştirmekten çok öte. Yapay zekadan iklim krizine, genetikten uzay çalışmalarına kadar uzanan karmaşık konuları sadeleştirmek, abartılı iddiaları sorgulamak, ön baskı (preprint) çalışmalarını hakemli makalelerden ayırabilmek ve bilimsel belirsizliği doğru aktarabilmek de bu mesleğin temel sorumlulukları arasında.

En dikkat çeken noktalardan biri de şu: Dünyanın en iyi üniversiteleri artık bilim gazeteciliğini “gazeteciliğin bir alt dalı” olarak değil, disiplinler arası ayrı bir uzmanlık alanı olarak görüyor.

Türkiye’de henüz bu alanda doğrudan akademik programların sayısı oldukça sınırlı. Ancak bilim haberciliğinin her geçen yıl daha fazla önem kazandığı düşünüldüğünde, üniversitelerde bu alana yönelik özel programların açılması artık bir ihtiyaç olmaktan çıkıp zorunluluk haline geliyor.

Hilal Bardakcı 

Son İçerikler