Washington Üniversitesinden araştırmacılar, şizofrenideki genetik silinmelerin bilişsel yetenek ve beyin yapısı üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla 617 şizofreni spektrum bozukluğu (schizophrenia spectrum disorders, SSD) tanısı almış hasta üzerinde incelemeler gerçekleştirdi. Şizofreninin klinik ve genetik heterojenliğini anlamak amacıyla geniş kapsamlı bir örneklem ve çok boyutlu metrikler kullanılan araştırmada 581 kontrol deneği, 233 SSD hastası yakını ve Ergen Beyin Bilişsel Gelişim (Adolescent Brain Cognitive Development) çalışmasından 9.930 genç katılımcı olarak yer aldı.
Araştırmada, çocukluk çağı başlangıçlı psikoz ve sınırda entelektüel işlevsellik (IQ) olmak üzere iki fenotip incelendi. Genetik bulguların beyin yapısı üzerindeki etkilerini incelemek için yapısal MRI analizleri kullanıldı. Araştırmaya göre belirli genetik silinmeler bilişsel gerileme riskini önemli ölçüde artırıyor.
Şizofreni tek tip bir hastalık olmayabilir
Dünya çapında yaklaşık 23 milyon insanın şizofreni spektrum bozukluğu tanısına sahip olduğu biliniyor. Yapılan son çalışmalarda genellikle geç ergenlik veya yirmili yaşlarda ortaya çıkan bu bozukluğun tek tip bir psikolojik rahatsızlık olmadığı ve sebep olduğu genetik bozulmaların zihinsel kapasiteyi ve beyin yapısını doğrudan etkilediği görüldü.
Genetik araştırmalarda DNA dizilimindeki belirli genlerin silinmesi ya da fazladan kopyalanması anlamına gelen Kopya Sayısı Varyantlarının (copy number variants, CNV) tekralanması şizofreni riskini önemli ölçüde artırıyor. Ayrıca şizofreni hastalığının semptomları kişiden kişiye değişiklikler gösterir ve CNV’ler bu farklılıkların genetik nedenlerini de açıklamaya yardımcı oluyor. Yapılan incelemelerde anne karnındaki beyin gelişimi sırasında genlerin çalışmasını düzenleyen bölgelerdeki silinmelerin şizofreni hastalarında sınırda zihinsel işlevsellik (düşük IQ) ile doğrudan ilişkili olduğu gözlemlendi. Araştırmaya göre bilinen şizofreni riski taşıyan CNV’ler, düşük bilişsel yetenek riskini yaklaşık 7 kat artırıyor.
Sağlıklı gruplarda yapılan incelemelerde CNV’nin etkilerinin yalnızca şizofreni hastalarında olmadığı ve genel popülasyondaki bireylerde de daha hafif düzeyde olsa da benzer bilişsel bozukluklara sebep olduğu görüldü.
Araştırmada ayrıca geneti̇k si̇li̇nmeleri̇n beyi̇ndeki̇ gri̇ madde hacmi̇ ve korti̇kal kalınlık gi̇bi̇ beklenmedi̇k yapısal deği̇şi̇kli̇klere yol açtığı tespit edildi. Tipik bir şizofreni vakasında beyinde gri madde hacminin (nöron gövdelerinin bulunduğu bölgeler) küçüldüğü ve beynin en dış katmanı olan korteksin inceldiği biliniyor. Ancak çalışmalarda genetik silinmelere sahip şizofreni hastalarının daha yüksek gri madde hacmine ve kortikal kalınlığa sahip olduğu görüldü.
Araştırmacılara göre bu bulgular, şizofreninin tek tip bir biyolojik yol izlemediğini ve hastalar arasında önemli nörobiyolojik farklılıklar bulunduğunu gösteriyor. Şizofrenide bazı hastaların semptomlara çok daha ağır tepkiler verirken bazılarının neden daha hafif geçirdiğinin de nörolojik açıklamasını sunuyor.
Bu çalışma gelecekte erken gelişimsel faktörlerin incelenmesi ile erken müdahalenin ve gen silinmelerinin neden olduğu eksiklikleri telafi edebilecek hedefe yönelik tedavilerin önünü açabilir. Ayrıca araştırmacılar gen terapisinin şizofreni tedavisinde bir seçenek haline gelebileceğini ve kişiselleştirilmiş tedavilerin uygulanabileceğini vurguluyor.
Kaynak: Psychiatry Online

