Türkiye’den Dr. Deniz Mengüllüoğlu’nun da içinde bulunduğu uluslararası uzmanlardan oluşan araştırmacılar; Anadolu ve çevre ülkelerde yaşayan Kafkas vaşağının yaşam alanlarına iklim değişikliği ile insan faaliyetlerinin etkisini ve gelecekteki dağılımını inceliyor. 21 Mayıs 2026’da Nature Portfolio bünyesindeki Scientific Reports dergisinde Raziyeh Shahsavarzadeh’in başyazar olduğu çalışmada, Türkiye’den İran’a uzanan bir coğrafyada MaxEnt modellemesi (makine öğrenmesi tabanlı bir algoritma) ve sosyo-ekonomik senaryo ile analiz edildi. Araştırmada, 2050 yılına kadar habitatların yaklaşık üçte birinin kaybedileceği ve uygun alanların kuzeye kayacağı ileri sürülüyor.
Vaşak, kedigiller familyasına ait, kısa kuyruklu, sivri ve püsküllü kulaklara sahip, yırtıcı ve etçil bir yaban kedi cinsi. Vaşaklar serin, nemli ve engebeli arazileri tercih eder ancak artan sıcaklıklar ve değişen yağış dengesi yaşam alanlarını daraltıyor. Vaşakların habitatlarını bölen en önemli etkenler arasında insan eliyle yapılan otoyollar ve dev barajlar öne çıkıyor.
Araştırmaya göre, 2050 yılına kadar habitat kaybı, türün yayılım alanının en güneyinde yer alan İran’daki Zagros Dağları ve Türkiye’deki Güney Anadolu Dağları (Toroslar) bölgelerinde yaşanacak. Bunun nedeni, bu bölgelerin “yağış stresi” altında olması ve iklim değişikliğiyle birlikte vaşakların tercih ettiği serinlikten uzaklaşması olarak gösteriliyor. Bu alanlar halihazırda parçalanmış durumda olduğu için, buralarda yaşanacak kayıpların doğal yollarla geri kazanılması veya populasyonun buralarda kendini yenilemesi düşük bir ihtimal olarak değerlendiriliyor.
“Tüm yaşam alanlarını koruma alanı ilan etmek gerçekçi değil”
2N News’e konuşan Yaban Hayatı Biyoloğu Dr. Deniz Mengüllüoğlu, Türkiye’nin en yaygın kedi türlerinden Kafkas vaşağının geleceğine dair açıklamada bulundu. Dr.Mengüllüoğlu, vaşak popülasyonlarının güncel durumunun iyi olduğunu ancak büyük ölçekli altyapı projeleri ve iklim değişikliğinin türün geleceğini tehdit ettiğini vurguladı.

Vaşakları tehdit eden etmenlerden biri habitat parçalanması. Özellikle Türkiye’nin doğu kesiminde inşa edilen büyük barajlar ve otoyollar, vaşakların yaşam alanlarını birbirinden koparıyor. Bu fiziksel engeller, hayvanların rahat hareket etmesini engelleyerek popülasyonların izole olmasına yol açıyor.
Dr. Mengüllüoğlu, vaşakların yaşam alanlarının hepsini koruma alanı ilan edebilme gibi bir gerçeklik söz konusu olmadığını ifade ederken, çözümün yaşam alanları arasındaki ekolojik bağlantıları korumaktan geçtiğini, yani habitat köprüsü olduğunu şöyle vurguladı:
“Habitat köprüleri; otoyollar ve barajlar gibi, bir zamanlar birleşik olan bir habitatı ikiye bölen büyük yapılar üzerine inşa edilen ve hayvanların geçişini kolaylaştıran yapılardır. Örneğin bu yapılar, üzeri bölgenin doğal habitatına benzer bir bitki örtüsüyle kaplanmış büyük bir köprü şeklinde dizayn edilir. Böylece otoyollardan geçemeyen ya da barajlardan yüzemeyen hayvanlar, habitatları arasında geçiş yapabilmek için bu insan yapımı köprüleri kullanabilirler.”
Vaşakların habitatları neden daralıyor?
Toroslar’daki vaşak popülasyonu, geçmişte Balkanlar’daki vaşaklar ile Türkiye’de bulunan Kafkas vaşakları arasında yaşanan genetik alışverişin izlerini barındırıyor. Her iki grubun da özelliklerini genetik yapısında taşıyan bu bölge, vaşak popülasyonu açısından önem taşıyor. Ancak güneyde meydana gelen habitat kayıpları, genetik değere sahip bu küçük popülasyonun kaybedilmesi riskini artırıyor.
Öte yandan, türün yayılmasını zorlaştıran biyolojik etkenler de bulunuyor. Kedigillerde dişi bireylerde filopatri denen bir davranış türü olduğunu belirten Dr. Mengüllüoğlu şunları aktardı:
“Dişiler doğdukları alanı çok terk etmiyorlar ve çok uzaklara gitmiyorlar; daha çok annelerinin yanına yerleşmeyi tercih ediyorlar. Dolayısıyla vaşak olsun, pars olsun ya da diğer kedi türlerinde olsun, üreyen popülasyonlar çok zor genişliyor. Erkek bireyler ise bunu yapabiliyor, 400-500 kilometre gibi çok uzun mesafeler gidebiliyorlar. Ama dişilerde ne yazık ki böyle bir şey söz konusu değil. Yani bu dönemden sonra bir habitat parçalanması ya da popülasyon azalması olduğu takdirde bunun insan tarafından desteklenmesi gerekiyor. Örneğin o bölgeye belki bir dişi birey taşınabilir ve böylece popülasyon oluşturulabilir.”
Türkiye’de henüz vaşaklar için hazırlanmış bir tür koruma eylem planı bulunmadığını hatırlatan Dr. Mengüllüoğlu, buna karşın bir avantaja sahip olduğumuzu hatırlattı. “Bütün kedi türleri arasında şu ana kadar elimizde en çok veri vaşak ile ilgili var. Yani yaptığımız çalışmalar, bir vaşak tür koruma eylem planı için çok güzel bir altyapı ve baz oluşturabilir.” diyerek sözlerini noktaladı.
Kaynak: 2N News, Nature

