1985’te İngiliz ve Alman iki jeolog, Antarktika’nın güneydoğusundaki James Ross Adası’nda kaya katmanlarını araştırmak için çalışırken bir dizi fosile rastladı. O dönemde büyük bir sürüngene ait olduğu düşünülen kemik, daha ayrıntılı incelenmeden koleksiyona kaldırıldı. Uzun yıllar tanımlanamayan buluntu, teknik olarak Antarktika kıtasında toplanan ilk dinozor kemiği olarak kayıtlara geçti. Antarktika’da çıkarılan ilk dinozor fosili olmasının yanında bugüne kadar keşfedilmiş ikinci “sauropod” yani uzun boyunlu dev otçul fosili olma özelliğini de taşıyor. 41 yıldır British Antarctic Survey arşivlerinde duran koleksiyonu paleontolog Mark Evans yeniden incelemeye aldı.
Yapılan analizlerde kemiğe bilgisayarlı tomografi (CT) taramasıyla 3 boyutlu rekonstrüksiyon (yeniden oluşturma) işlemi uygulandı. İncelemeler sonucunda fosilin titanozor grubundan bir sauropoda ait ön kuyruk omuru olduğu belirlendi. CT taramaları (bilgisayar taraması), kemiğin iç yapısı hakkında da veriler sundu. Güney Amerika’daki “saltasaurin” grubu titanozorlarda olduğu gibi bu dinozorun kemiklerinin içi hafiflemeyi sağlayan hava odacıklarıyla dolu değil; aksine fosilin içi boşluksuz, süngerimsi ve yoğun bir yapıda. Bu nedenle fosilin saltasaurin olarak bilinen daha özel bir titanozor alt grubuna dahil edilmediği, kemiğin yapısal özelliklerine dayanarak örneği daha özel bir türle sınıflandırmak yerine onu “saltasaurid olmayan bir eutitanosaur” olarak sınıflandırıldığı ifade edildi.
Fosilin boyutları diğer titanozorlarla karşılaştırıldığında söz konusu canlının oldukça küçük olduğu görüldü. Yetişkinlik belirtisi olan sinir kemeri ile ana omurun birbirine tam kaynaşmış gibi görünmesine rağmen kemiğin oransal küçüklüğü bu hayvanın henüz tam olgunlaşmamış (genç) bir birey veya doğası gereği küçük gövdeli (cüce) kalmış bir yetişkin form olabileceğini söylüyor.
Yeni Zelanda’ya göçmüşler
Araştırmacılar, fosilin anatomik özelliklerinin Arjantin’den bilinen bazı titanozor örnekleriyle benzerlik gösterdiğini belirtiyor. Bu benzerlik, sauropodların Geç Kretase’de Güney Amerika ile Antarktika arasında biyocoğrafik bağlantılar kurduğunu düşündürüyor. Yani bulunan fosilin Güney Amerika türleriyle benzerliği, sauropodların Güney Amerika’dan Antarktika kıtası üzerinden Yeni Zelanda’ya doğru göç ettiklerini doğruluyor.
Bölgedeki bitki fosillerine dayanan önceki paleoklimatik veriler ise, dinozorun yaşadığı dönemde Antarktika’nın bugünkünden çok daha ılıman olduğunu gösteriyor. Araştırmacılara göre bölgede yıllık ortalama sıcaklık yaklaşık 19 dereceydi ve çevre, yüksek enlemlerde yer almasına rağmen ormanlık ve nispeten sıcak bir yapıya sahipti. Titanozorların hem Arjantin hem de Antarktika’daki bu dağılımı, habitat modellemelerinin o dönemki elverişli iklim şartlarıyla uyuştuğunu gösteriyor.
Kaynak: Acta Palaeontologica Polonica

