Plos One dergisinde yayınlanan yeni bir araştırma, bugünkü Portekiz ve Galiçya kıyılarındaki petrogliflerle (kaya oymaları) İskandinavya’daki arkeolojik kalıntıların benzer tekniklerle oluşturulduğunu ortaya koyuyor. Çalışma, Gothenburg Üniversitesine bağlı İsveç Kaya Sanatı Araştırma Arşivleri (Swedish Rock Art Research Archives) öncülüğünde İngiltere, İsveç ve Portekiz merkezli uluslararası bir araştırma grubu tarafından yürütüldü.
Araştırma, gözle görülemeyecek mikro topografik detayların ve aşınmış yüzeylerin analizleri ileri dijital kayıt teknolojileri ile yapıldı. Veri doğruluğu için milimetrik modellemeler sunan ve sonradan yapılmış müdahaleleri saptayabilen araçlar kullanıldı.
Çalışma, 0.05 mm çözünürlükte detayları yakalayabilen 3D lazer tarama, eğrilik değişimlerini analiz eden TVT (Topography Visualisation Toolbox) sistemleri, güneşin gün içindeki hareketini taklit ederek mikro düzeyde topografi sağlayan RTI (Reflectance Tranformation Imaging) gibi yüksek çözünürlüklü dijital belgeleme yöntemleriyle yürütüldü.
Atlantik’in iki ucunda benzer yelken teknolojileri görüldü
Araştırmacılar yaptıkları çalışmada iki kıyı bölge arasında kaya oyma sanatının tesadüf kabul edilemeyecek düzeyde benzerlikler gösterdiğini ortaya koyuyor. Petrogliflerdeki benzerlikler iki bölge arasında kültür, ticaret, denizcilik bilgisi, dini ritüeller ve teknoloji alanlarında etkileşim içerisinde olduklarını gösteriyor.
Petrogliflerde tekne ikonografilerinin teknik açıdan önemli ölçüde benzediği kaydedildi. İki ayrı bölgeden alınan petrogliflerdeki boynuz çıkıntıları olarak bilinen Hjortspring tipi (Horn projections) yelken tasarımları, o dönemlerde İberya ve İskandinavya’nın benzer gemi inşası yöntemlerine sahip olabileceğini gösteriyor. Aynı zamanda merkezi direk, seren ve çarmıh halatları gibi benzer direk ve arma sistemleri de bu bulguyu güçlendiriyor.
Araştırmacılara göre ikonografilerdeki bu teknik benzerlikler, yelken teknolojisinin Bronz Çağı’nda Atlantik’in iki ayrı ucunda paralel geliştiğini gösteriyor. Aynı zamanda incelenen kaya oymalarının büyük bölümünün İberya’nın kıyı bölgelerine yakın kümelenmiş olması da iki bölge arasında denizcilik ile bağ kurulduğuna işaret ediyor.
İki toplum yalnızca bakır değil kültür alışverişi de yapıyordu
Petrogliflerde teknik detayların yanı sıra güneş haçı gibi mitolojik figürler de İskandinavya ve İberya’da ortak kullanılıyor. Viking Çağı ve öncesi İskandinav mitolojisinde baş tanrı Odin ile özleştirilen güneş haçı yaratılış döngülerini temsil ediyor. İskandinavya’daki Tunç Çağı (M.Ö 2000) kaya oymalarında sıklıkla rastlanan bu figüre İberya’daki petrogliflerde de rastlanılması iki bölge arasında ortak dini ve ritüel bir bağ olduğunu da gösteriyor.
Araştırmacılar, aralarında Atlantik Okyanusu bulunan bu iki uç bölgedeki sanat benzerliğini iki farklı ihtimalde değerlendiriyor. İlk olarak kaya oymalarının İberya’ya dışarıdan gelen yabancı denizciler tarafından yapılmış olabileceği düşünülüyor. Araştırmacılar kaya oymalarını basit birer tekne çiziminden ziyade adak, teşekkür, başarılı yolculuk veya ritüel iz olarak yorumluyor. Bazı petroglifler kalay açısından zengin ancak kıyıya uzak yerlerde deniz manzarası çizimi için uygun olmayan yerlerde bulunuyor. Bu sebeple araştırmacılar İberya’da bulunan petrogliflerin İskandinav denizcilerin tarafından yolculuk ve ticaretlerini başarıyla tamamladıklarına dair ritüel bir iz olarak bırakılmış olabileceği belirtiliyor. Bölgenin denizden uzak ve kalay bakımından zengin oluşu ise ticaret ihtimalini güçlendiriyor.
Çalışmada İskandinavya’da bulunan Geç Bronz Çağı’na ait bakır eserlerin izotop analizlerinde atomik parmak izlerinin Güney İberya’ya ait olduğu işaret ediliyor. Araştırmacılara göre İberya’ya ait madenlerin İskandinavya’yada bulunması iki bölge arasındaki ticareti doğruluyor.
Diğer ihtimal ise petrogliflerin yerel halk tarafından çizilmiş olması yönünde. Ancak araştırmacılar, tam tipolojik paralelliklerin, yani neredeyse birebir Nordic tarzı tekne uçları veya Akdeniz tipi arma detaylarının, yerel halkın uzaktan gözlemleriyle oymalara yansıyamayacağını belirtiyor. İkonografik benzerliklerin tesadüf ya da uzaktan duyumla açıklanamayacak kadar teknik olduğu vurgulanıyor. Bu sebeple İberya’daki denizcilerin gemicilik detaylarını tamamen algılayacak kadar İskandinav toplumlarıyla yakın temas halinde oldukları düşünülüyor.
Çalışmada her iki ihtimalde de aynı sonuca varıyor: Kuzeybatı İberya kıyıları Bronz Çağı’nda uzun mesafeli deniz ağlarının aktif bir parçasıydı. Yani düşünülenin aksine Avrupa toplumları izole köylerden değil etkileşimli toplumlardan oluşuyordu.
Kaynak: Plos One

