Amerikalı araştırmacılar, psikolojide “karanlık üçlü” (dark triad) olarak bilinen kişilik özelliklerinin akut stres yönetimiyle olan ilişkisini araştırdı. Araştırmacılar, narsizm ve psikopati eğilimi yüksek kişilerin baskı altındayken stresi çok daha kolay yönettiklerini, hem fiziksel hem de psikolojik olarak gözlemledi.
Karanlık üçlü; narsisizm, makyavelizm ve psikopati olmak üzere birbiriyle istatistiksel olarak örtüşen üç alt klinik kişilik özelliğini ifade ediyor. Narsisizm, aşırı özönemlilik, yüksek derecede hak sahibi olma iddiası ve üstünlük duygusuyla karakterize ediliyor. Psikopati; callous (katı/duygusuz) bir yapı ve kişilerarası manipülasyona eğilimle kendini gösterirken makyavelizm, kişisel kazanç için her türlü manipülatif stratejinin kullanılması olarak açıklanıyor. Bu özelliklerin gelişiminin çocukluk dönemindeki çevresel ve sosyal koşullara bağlı olabileceğini gösteren önceki çalışmalar, Karanlık Üçlünün genellikle olumsuz yaşam sonuçlarıyla ilişkilendirildiğini ancak bazı durumlarda ortaya çıkan koruyucu özelliklerine de işaret ediyor.
Matematik görevi ile stres testi
Yeni yürütülen çalışmada önceki araştırmaların aksine bu üç kişilik özelliği tek tek değil birbirleriyle örtüşen yönlerini kontrol edebilmek adına bütün olarak analiz edildi. Amerika’da gerçekleştirilen çalışmaya, yaşları 18 ile 26 arasında değişen 139 lisans öğrencisi katıldı.
Deney öncesinde öğrencilerden 12 saat boyunca alkol kullanımından ve yoğun egzersizden kaçınmaları, 2 saat boyunca sigara ve kafein tüketiminden uzak durmaları ve en az 1 saatlik açlıkla laboratuvara gelmeleri istendi. Laboratuvar sürecinde katılımcıların vücut kitle indeksi hesaplaması için boy ve kiloları ölçüldü. Ardından laboratuvara alışmaları için 20 dakikalık sürede “Kısa Karanlık Üçlü” adındaki testi doldurmaları istendi. Toplam 27 sorudan oluşan ankette her bir özellik için 9 soru yer aldı ve katılımcılardan 1 ile 5 arasında puanlamaları söylendi.10 dakikalık bir dinlenme aşamasına geçilerek katılımcıların normal tansiyon ve kalp atış hızları ölçüldü. Dinlenme aşamasından sonra katılımcılara psikolojik olarak ne hissettiklerini ölçen bir başka test uygulandı ve deneye başlamadan önce ne kadar stres ve kaygı bekledikleri soruldu.
Sonraki aşamada kardiyovasküler sistemi (kalp ve damar sistemi) stres altına sokmak için bilimsel araştırmalarda yaygın olarak kullanılan ve psikolojik olarak stres yaratan matematik deneyi başlatıldı.
Öğrencilerden 1022 sayısından başlayarak sürekli geriye doğru 13 çıkarmaları ve sonuçları sesli söylemeleri istendi. Stres seviyelerini artırmak için öğrenciler hata yaptığında veya cevap vermek için 10 saniyeden fazla beklediğinde en baştan tekrar başlamaya zorlandı. Bu yöntem, kardiyovasküler sistemi yani kalp ve damar sistemini stres altına sokmak için bilinçli olarak yapılan ve bilimsel araştırmalarda yaygın olarak kullanılan kanıtlanmış bir teknik. Ayrıca ortamdaki stresi ve ciddiyeti artırmak amacıyla araştırmacılar deney boyunca beyaz önlük giymeyi tercih etti. 5 dakika süren bu görev esnasında fiziksel ölçümler 3 kez tekrarlanarak alınmaya devam edildi ve matematik görevi biter bitmez katılımcılara anlık olarak ne kadar stresli ve kaygılı hissettikleri soruldu.
İki aşamalı analiz yapıldı
Araştırmacılar, katılımcıların strese verdiği fiziksel tepkiyi ölçmek için dinlenme anı ile stres anı arasındaki farkı hesapladı. Sonuçların doğruluğundan emin olmak için yaş, kilo, cinsiyet ve sigara kullanımı gibi dış etkenler analizden çıkarıldı. Ayrıca bu üç karanlık özelliğin birbirine benzeyen yönleri de istatistiksel olarak elendi. Yani bu üç karanlık karakterin birbiriyle iç içe geçen huylarını hesaplamadan arındırarak, sadece narsisizmin veya sadece psikopatinin tek başına stresi nasıl etkilediği incelendi.
Yapılan analizlerde matematik görevinin katılımcılar arasında beklendiği gibi stres yarattığı görüldü. Kişilik özelliklerine göre yapılan analizlerde narsisizm ve psikopatinin aksine makyavelizmin strese karşı herhangi bir psikolojik rahatlık veya fiziksel koruma sağlamadığı anlaşıldı. Buna karşılık narsizm eğilimli öğrencilerin matematik deneyinden sonra psikolojik olarak daha az kaygı hissettikleri belirtildi. Fiziksel ölçümlerde ise bu kişilerin büyük tansiyonlarda (SBP) ve damar içi ortalama basınçlarında (MAP) diğer katılımcılara göre çok daha az artış göstermesi, bedenlerinin strese karşı daha düşük bir kardiyovasküler tepki verdiğini kanıtladı. Psikopati eğilimi yüksek katılımcılar ise görevi psikolojik olarak daha az stresli bulduklarını ifade etti. Fiziksel olarak da kalp atış hızlarında diğer insanlara kıyasla çok daha az hızlanma olduğu görüldü.
Araştırmacılar deneyde sadece sağlıklı ve genç üniversite öğrencilerinden oluşan bir katılımcı grubu kullanıldığı için sonuçların toplumun tamamına entegre edilmesinin yanlış olacağını belirtiyor. Ayrıca uzmanlar, deneyin rezil olma veya topluluk önünde konuşma gibi doğal ve sosyal tehdit içeren koşullar altında yapılmasını, laboratuvar ortamında stres yaratarak yapılmasından daha güvenilir görüyor. Bunun için araştırmacılar, derinlemesine ölçüm yapan anketler kullanılmasını; farklı yaş ve sağlık durumundaki kişilerin de incelemeye alınmasını tavsiye ediyor.
Kaynak: Science Direct / International Journal of Psychophysiology

