Ana SayfaNedenBiyolojiGenç nesillerde hızlı yaşlanma kanser riskini artırabiliyor

Genç nesillerde hızlı yaşlanma kanser riskini artırabiliyor

Kanser genellikle bir yaşlılık hastalığı olarak kabul edilir. Yaşlı yetişkinler daha yüksek risk altında olur çünkü vücutlarında tümör oluşumunu tetikleyebilecek hücresel hasarların birikmesi için daha fazla zaman geçer. Ancak genç yetişkinlerde kanser oranları artıyor ve birbirini takip eden her nesil bir öncekinden daha yüksek risklerle karşı karşıya kalıyor. Araştırmacılar, yeni nesillerde hücresel hasarın daha mı hızlı biriktiği ve bunun vücutta biyolojik yaşlanmayı mı hızlandırdığı sorusuna cevap aradı. St. Louis’deki Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacıları liderliğinde yürütülen yeni çalışma, genç nesillerin gerçekten de yaşlı hemcinslerine göre biyolojik olarak daha hızlı yaşlandığına dair kanıtlar sunuyor. Bulgular, biyolojik yaşlanmanın hızlanmasının, genç nesillerde erken başlayan kanser riskinin artmasıyla ilişkilendiriyor. 

22 Haziran’da Nature Medicine dergisinde yayınlanan çalışma, hızlanmış yaşlanma ölçümlerinin, erken başlayan kanser riski yüksek kişilerin belirlenmesine yardımcı olabileceğini, kanserden korunma ve erken teşhis için yeni stratejilere rehberlik edebileceğini öne sürüyor.

Genel olarak, erken başlayan kanserler 55 yaş veya altında teşhis edilen kanserler olarak tanımlanıyor. Araştırmacılara göre, biyolojik yaş (vücudumuzun ne kadar yaşlı göründüğü) ile kronolojik yaş (gerçekte kaç yıl yaşadığımız) arasındaki fark ne kadar büyükse, kanser riski de o kadar yüksek oluyor. Son doğum kohortlarında (belirli bir zaman diliminde doğan gruplarda) yer alan kişilerin, daha eski doğum kohortlarındakilere göre daha büyük yaş farklarına sahip olduğunu buldular; bu, son nesillerde erken başlayan kanser vakalarındaki artışı açıklamaya yardımcı olabilir.

Çalışma ayrıca belirli organ sistemlerindeki daha hızlı yaşlanma ile bazı kanser türlerinin riskindeki artış arasında da bağlantılar tespit etti. Örneğin, gerçek yaşından daha yaşlı görünen bir bağışıklık sistemi, erken başlayan akciğer kanseri ile ilişkilendirildi. Benzer şekilde, kronolojik yaşından daha yaşlı görünen yağ dokusu da erken başlayan kolorektal kanser ile bağlantılı bulundu.

160 binden fazla kişinin verileri incelendi

Moleküler epidemiyolog Doç. Dr. ScD Yin Cao, “Nihai hedefimiz, modern çevre koşullarının kanser riskini artırmak için biyolojik olarak vücudumuza nasıl işlediğini çözmek ve korunmayı genel tavsiyelerden kişiselleştirilmiş müdahalelere dönüştürmektir. Bu durum bizi riski daha erken tespit etmeye ve bir bireyin biyolojisine göre uyarlanmış korunma stratejileri geliştirmeye daha da yakınlaştırıyor.” ifadesini kullandı. 

Mevcut çalışma için Cao’nun ekibi, biyolojik, sağlık ve yaşam tarzı verilerini içeren büyük bir biyomedikal veri tabanı olan Birleşik Krallık Biobank’indeki (UK Biobank) 154 binden fazla genç yetişkinin verilerini ve ABD’de yaşayan 1 milyondan fazla insanın kapsamlı bir sağlık veri tabanını oluşturmayı amaçlayan Ulusal Sağlık Enstitüleri’nin (NIH) “All of Us” Araştırma Programı’na katılan 10 binden fazla kişinin verilerini analiz etti.

Biyolojik yaşlanma seviyesini (veya yaş farkını) tahmin etmek için, Cao laboratuvarında doktora öğrencisi olan ilk yazar Ruiyi Tian da dahil olmak üzere araştırmacılar, yaşlanmayı iki düzeyde inceledi; vücudun bütününde (sistemik yaşlanma) ve tek tek organlarda (organa özgü yaşlanma). Sistemik yaşlanma için araştırmacılar, PhenoAge ve Klemera-Doubal Yöntemi gibi klinik biyobelirteç tabanlı ölçümlerin yanı sıra bireysel metabolizmanın bir ölçüsünü sağlayan metabolomik yaş skorunu içeren yerleşik yöntemler kullandılar. Örneğin PhenoAge; karaciğer tarafından üretilen albümin ve böbrekler tarafından atılan bir atık ürün olan kreatinin gibi dokuz kan biyokimyası belirtecini ölçüyor. Organa özgü yaşlanma için ise araştırmacılar, belirli organ sistemleriyle bağlantılı birden fazla proteinin seviyelerini ölçen kan proteomik verilerini kullanarak bireysel organlardaki biyolojik yaşlanmayı tahmin etti. 

Araştırmacılar, her bir doğum kohortu için ortalama yaş farkını hesapladı ve her grubun çalışma ortalamasından ne kadar saptığını açıklamak için standart sapmayı kullandı. Standart sapma, veri noktalarının ortalama etrafında ne kadar yayıldığının bir ölçüsü. 

Araştırmacılar, kronolojik yaş hesaba katıldıktan sonra, Birleşik Krallık’ta 1965 ile 1974 yılları arasında doğan bireylerin, 1950 ile 1954 yılları arasında doğanlara kıyasla sistemik yaşlanmasının bir standart sapmanın yüzde 23’ü kadar daha yüksek olduğunu buldu. Yani, daha genç doğum kohortundaki insanlar, daha eski doğum kohortundaki insanlarla aynı kronolojik yaşta olduklarında, daha yaşlı biyolojik profillere doğru hafif bir kayma gösterdiler.

Araştırmacılar, ABD kohortunda da benzer bir model gözlemledi. 1990 ile 1999 yılları arasında doğan katılımcıların sistemik yaşlanması, 1965 ile 1969 yılları arasında doğanlara kıyasla bir standart sapmanın yüzde 92’si kadar daha yüksekti.

Genç gruptaki bu artan sistemik yaşlanma; başta akciğer, gastrointestinal (mide-bağırsak) ve rahim kanserleri olmak üzere, erken başlayan solid (katı tümörlü) kanser riskinde yüzde 8’lik bir artışla ilişkilendirildi. Katılımcılar sistemik yaşlanma düzeylerine göre üç gruba ayrıldığında, en ileri sistemik yaşlanmaya sahip olanların, en az gelişmiş sistemik yaşlanmaya sahip olanlara kıyasla erken başlayan solid kanser riski yüzde 15 daha yüksekti. 

Analize göre, kalıtsal genetik kanser riskleri ve hızlanmış yaşlanmaya karşı genetik yatkınlık kontrol edildikten sonra bile bu risk artışı devam etti.

Organa özgü yaşlanmaya odaklanan araştırmacılar, ileri bağışıklık sistemi yaşlanmasının erken başlayan akciğer kanseri riskinin artmasıyla, ileri yağ dokusu yaşlanmasının ise erken başlayan kolorektal kanser riskinin artmasıyla ilişkili olduğunu buldular.

Araştırmacılar, biyolojik yaşlanma göstergelerinin yüksek risk altındaki kişilerin daha erken belirlenmesini sağlayarak kişiselleştirilmiş korunma ve erken tanı stratejilerinin geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini vurguladı.

Kaynak: Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi, Nature Medicine

Son İçerikler