İstanbul Çatalca’daki İnceğiz Mağaraları’nın, geleneksel turizm anlayışından jeoturizm temelli sürdürülebilir bir modele geçirilmesi önerildi. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nden başyazar Yıldırım Güngör ve çalışma arkadaşları Rıfat Zülfikar, Ziya Zülfikar, Nedim Ali Bakırcıoğlu, Aral Güngör, Direnç Azaz, Osman Işık ve Aytek Turan tarafından hazırlanan araştırma, 18 Haziran 2026’da Springer Nature’da yayımlandı.
Araştırmada, Karasu Vadisi’nde yer alan İnceğiz Mağaraları’nın yalnızca tarihi bir yapı değil, insan ve jeolojik süreçlerin birlikte şekillendirdiği önemli bir jeomiras alanı olduğu vurgulandı. Eosen yaşlı Soğucak Kireçtaşları içinde oluşan mağaralar, üç ayrı kaya bloğundan ve üç-dört katlı yerleşimlerden oluşuyor. İlk yerleşimlerin küçük karstik boşluklarda başladığı, insanların zaman içinde bu alanları genişleterek çok katlı yaşam alanlarına dönüştürdüğü belirtiliyor.
Binlerce yıllık mirasın korunması için yeni model önerisi
Çalışmaya göre İnceğiz Mağaraları, yaklaşık MÖ 1200’lerden itibaren insan müdahalesiyle şekillenmeye başladı. Mağaraların giriş kısmındaki dört katlı bölümün ise yaklaşık MS 400’den itibaren manastır ve kilise olarak kullanıldığı, bu kullanımın yaklaşık bin yıl sürdüğü ifade ediliyor. Bölgede yapılan yüzey araştırmalarında bulunan Paleolitik dönem taş aletleri ise insan kullanımının daha eski dönemlere kadar uzanabileceğine işaret ediyor.
Araştırmacılar, bugün yaklaşık 20 hektarlık alanın piknik alanı olarak düzenlendiğini, ancak bu kullanım biçiminin mağaraların bilimsel ve kültürel değerini yeterince yansıtmadığını belirtiyor. Kontrolsüz ziyaretlerin hem doğal yapıya hem de arkeolojik mirasa zarar verebileceği uyarısında bulunan ekip, alanın korunması için jeoturizm temelli bir yaklaşım öneriyor.
Jeoturizm; jeolojik mirasın korunmasını, ziyaretçilerin eğitilmesini ve yerel ekonominin desteklenmesini hedefleyen bir turizm modeli olarak tanımlanıyor. Araştırmacılar, İnceğiz’de ziyaretçi merkezi, eğitim istasyonları, rehberlik programları, jeolojik yürüyüş rotaları ve bilgilendirme materyalleri oluşturulmasını öneriyor.
Öneriler arasında köy halkının sürece dahil edilmesi de bulunuyor. Yerel gençlerin rehber olarak eğitilmesi, kadın kooperatiflerinin desteklenmesi ve mağaralardan elde edilen gelirin bölge halkına aktarılmasıyla koruma bilincinin güçlenebileceği belirtiliyor.
Araştırmacılara göre İnceğiz Mağaraları yalnızca geçmişten kalan yapılar değil; jeoloji, arkeoloji, kültür ve doğanın bir arada görülebileceği bir eğitim alanı. Planlı bir yönetim modeliyle Karasu Vadisi’nin hem korunması hem de bölgeye sürdürülebilir ekonomik katkı sağlaması mümkün olabilir.
Kaynak: Springer Nature

