Gökbilimciler, yıllardır kaynağı anlaşılamayan gizemli kozmik radyo sinyallerinin ardındaki mekanizmayı ilk kez doğrudan gözlemledi. Avustralya merkezli uluslararası bir araştırma ekibi, düzenli aralıklarla radyo dalgaları ve X-ışınları yayan sıra dışı bir yıldız sistemini inceleyerek, bu sinyallerin en azından bir bölümünün beyaz cüce yıldızlardan kaynaklandığını ortaya koydu. Çalışmaları 1 Haziran 2026’da Nature Astronomy dergisinde yayınlandı.
Araştırmanın merkezinde ASKAP J1745-5051 adı verilen ikili yıldız sistemi yer alıyor. Bu sistemde, yaşamının son evresine ulaşmış çok yoğun bir beyaz cüce ile daha küçük kütleli bir kırmızı cüce yıldız birbirlerinin etrafında dönüyor. Beyaz cüceler, Güneş benzeri yıldızların yakıtlarını tükettikten sonra geride bıraktıkları yoğun çekirdek kalıntıları olarak biliniyor. Yaklaşık Dünya büyüklüğünde olmalarına rağmen Güneş’e yakın bir kütle taşıyabiliyorlar.
Araştırmacılar, beyaz cücenin yakınındaki kırmızı cüce yıldızdan sürekli madde çektiğini belirledi. Bu süreçte yıldızdan koparılan gazlar beyaz cücenin çevresinde dönerek ısınıyor ve yüksek enerjili X-ışınları yayıyor. Aynı zamanda iki yıldızın güçlü manyetik alanlarının etkileşimi sonucunda düzenli radyo patlamaları oluşuyor. Bu sinyaller yaklaşık 1,4 saatte bir tekrar ediyor.
Kozmik bilmecenin önemli bir parçası çözüldü
Son yıllarda gökbilimciler, “uzun periyotlu radyo geçicileri” olarak adlandırılan gizemli sinyaller keşfetmişti. Bu sinyaller saniyeler yerine dakikalar veya saatler ölçeğinde tekrarlıyor ve bilinen radyo kaynaklarının davranışlarına tam olarak uymuyordu. Şimdiye kadar yalnızca birkaç düzine örnek tespit edildiği için kökenleri büyük ölçüde belirsiz kalmıştı.
Başlangıçta bu sinyallerin yavaş dönen nötron yıldızlarından, yani pulsarlardan kaynaklandığı düşünülüyordu. Ancak mevcut teorik modeller, bu kadar yavaş dönen nötron yıldızlarının gözlenen güçte radyo sinyalleri üretemeyeceğini gösteriyordu. Yeni çalışma ise alternatif bir açıklamayı güçlendiriyor: Bu sinyallerin en azından bir kısmı, beyaz cüce içeren ikili yıldız sistemlerinden geliyor olabilir.
Araştırmacıların dikkatini çeken önemli ayrıntılardan biri, radyo sinyalleri ile X-ışını parlamalarının aynı anda zirveye ulaşmaması oldu. Bu durum, iki farklı ışınımın sistemin farklı bölgelerinde üretildiğini gösteriyor. Ekip, radyo sinyallerinin büyük olasılıkla iki yıldızın manyetik alanlarının çarpıştığı bölgede oluştuğunu düşünüyor.
Bilim insanları ASKAP J1745-5051 sistemini “yıldızsal Rosetta Taşı” olarak tanımlıyor. Antik Mısır hiyerogliflerinin çözülmesini sağlayan Rosetta Taşı’na gönderme yapan bu benzetme, söz konusu sistemin diğer gizemli radyo sinyallerinin de anlaşılmasına yardımcı olabileceği anlamına geliyor.
Araştırmacılara göre bu sistem yalnızca kozmik radyo sinyallerinin kökenini açıklamakla kalmıyor, aynı zamanda Dünya’da laboratuvar ortamında üretilemeyecek kadar aşırı koşullardaki fizik süreçlerini inceleme fırsatı da sunuyor. Güçlü manyetik alanlar, yoğun plazma akışları ve aşırı yerçekimi etkileri altında maddenin nasıl davrandığını anlamak için benzersiz bir doğal laboratuvar görevi görüyor.
Çalışmayı yürüten ekip, gelecekte radyo teleskopları, optik teleskoplar ve X-ışını gözlemevlerini birlikte kullanarak benzer sistemleri araştırmayı planlıyor. Yeni gözlemlerin, uzun periyotlu radyo geçicilerinin tamamının kökenini açıklamaya ve evrendeki en sıra dışı yıldız sistemlerinden bazılarını daha iyi anlamaya yardımcı olması bekleniyor.
Kaynak: Nature

