İnsan şiddetinin kökenine dair uzun süredir devam eden tartışmalar, genellikle saldırganlığın tek bir davranış biçimi olduğu varsayımına dayanıyordu. Ancak İngiltere’deki Lincoln Üniversitesi öncülüğünde yürütülen yeni bir araştırma, bu yaklaşımın fazla basit olabileceğini ortaya koyuyor. 3 Mart 2026’da Evolution Letters dergisinde yayınlanan çalışma, gündelik saldırganlık/asabiyet ile ölümcül şiddetin birbirinden bağımsız gelişmiş olabileceğini gösteriyor.
Araştırmacılar, aralarında insanın da bulunduğu 100 primat türünün davranışlarını karşılaştırmalı olarak analiz etti. Çalışmada saldırganlık, tek bir başlık altında değil; grup içi ve gruplar arası hafif çatışmalar, yetişkin bireylerin öldürülmesi (adulticide) ve yavru öldürme (infanticide) gibi farklı kategorilerde incelendi. Elde edilen bulgular, sık sık hafif düzeyde agresyon sergileyen türlerin, mutlaka daha ölümcül şiddet uygulayan türler olmadığını ortaya koydu.
Gündelik asabiyet ile ölümcül şiddet aynı şey değil
Araştırmayı yöneten Bonaventura Majolo, şiddetin evrimsel kökenlerini anlamanın yalnızca biyoloji açısından değil, insan davranışını yorumlama biçimimiz açısından da önemli olduğunu vurguluyor. Majolo’ya göre, saldırganlığın tek bir çizgi üzerinde artarak ölümcül şiddete dönüştüğü fikri, yeni veriler ışığında geçerliliğini yitiriyor.
Çalışma ayrıca ölümcül şiddet türlerinin kendi aralarında belirli bir ilişki gösterdiğini ancak bu tür davranışların gündelik çatışmalarla zayıf bir bağa sahip olduğunu ortaya koydu. Bu durum, ölümcül şiddetin ortaya çıkışında farklı evrimsel ve sosyal dinamiklerin rol oynadığını düşündürüyor.
Araştırmanın sonuçları, insanın doğası gereği “şiddet eğilimli” olup olmadığına dair tartışmalara daha temkinli yaklaşılması gerektiğine işaret ediyor. Bulgular, şiddetin tek boyutlu bir özellik olmadığını ve sosyal, çevresel ve kültürel faktörlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Kaynak: Evolution Letters

