Yaşadığınız mahallenin görünümü yalnızca estetik açıdan değil, uyku düzeniniz üzerinde de etkili olabilir. Japonya’da yapılan ve 15 Temmuz 2026’da Building and Environment dergisinde yayınlandı yeni bir araştırma, sokakların nasıl göründüğünün insanların kendilerini ne kadar güvende hissettiklerini ve bunun da uyku süreleri ile uyku kalitesini etkileyebileceğini ortaya koydu.
Osaka Metropolitan Üniversitesinden Prof. Daisuke Matsushita liderliğindeki araştırma ekibi, yapay zeka kullanarak Tokyo’daki mahallelere ait 200 binden fazla Google Street View görüntüsünü analiz etti. Araştırmada yapay zeka, her görüntüdeki binaları, ağaçları, yolları, kaldırımları, araçları ve insanları tek tek belirleyerek sokakların fiziksel özelliklerini sayısal verilere dönüştürdü. Böylece araştırmacılar, bir mahallenin ne kadar yeşil olduğu, binaların ne kadar yoğun bulunduğu veya kaldırımların ne ölçüde yer aldığı gibi özellikleri objektif olarak ölçebildi.
Daha sonra bu veriler, Tokyo’da apartmanların alt katlarında yaşayan ve çevredeki sokaklardan daha fazla etkilendiği düşünülen 1.089 çalışan yetişkinin kendi bildirdiği uyku bilgileriyle karşılaştırıldı.
Sonuçlar, yaşadıkları çevreyi daha güvenli algılayan kişilerin ortalama olarak daha uzun süre uyuduğunu gösterdi. Araştırmaya göre bu güven hissinin oluşmasında sokakların fiziksel görünümü önemli rol oynuyor. Özellikle yol kenarında çok sayıda ağaç bulunan, yeşil alanların yoğun olduğu mahallelerde yaşayan kişilerin daha uzun uyuduğu belirlendi.
Güven duygusu uyku süresini etkileyebilir
Araştırmada dikkat çeken bir diğer bulgu ise binaların yoğun olduğu sokaklarla ilgiliydi. İlk bakışta sıkışık bir yapılaşma olumsuz gibi görünse de, araştırmacılar yüksek ve birbirine yakın binaların bulunduğu, geniş boş alanların daha az olduğu mahallelerde yaşayan kişilerin daha uzun uyuduğunu ve uykusuzluk belirtilerinin daha az görüldüğünü tespit etti. Araştırmada bu özellik “çevrelenmişlik” olarak tanımlanıyor. Bu kavram, insanların kendilerini binalar tarafından çevrelenmiş hissettiği, açık ve geniş alanların ise daha sınırlı olduğu sokak düzenini ifade ediyor.
Bununla birlikte araştırma beklenmedik bir sonuca da ulaştı. Yaya dostu olarak kabul edilen, kaldırımların ve trafik işaretlerinin daha fazla bulunduğu sokaklarda yaşayan kişilerin kendilerini daha az güvende hissettiği ve daha kısa süre uyuduğu görüldü.
Araştırmacılar bunun ilk bakışta çelişkili göründüğünü ancak olası bir açıklaması olduğunu belirtiyor. Kaldırım ve yaya altyapısının yoğun olduğu bölgeler genellikle daha hareketli, daha kalabalık ve gün boyunca daha fazla yabancı kişinin bulunduğu yerler oluyor. Bu durum da bazı kişilerde daha sakin mahallelere kıyasla daha düşük güven hissi oluşturabiliyor ve dolaylı olarak uykuyu olumsuz etkileyebiliyor.
Araştırmacılar, geliştirdikleri yapay zeka yönteminin şehirlerin fiziksel özelliklerini geniş alanlarda hızlı ve düşük maliyetle değerlendirmeyi mümkün kıldığını belirtiyor. Aynı yöntemle gelecekte insanların güvenlik algısının yanı sıra mahallelerin ne kadar canlı, estetik veya gürültülü olduğu gibi özelliklerin de haritalandırılabileceği ifade ediliyor.
Çalışma, şehir planlamasında yalnızca ulaşım veya bina yoğunluğunun değil, insanların kendilerini nasıl hissettiklerini etkileyen çevresel unsurların da dikkate alınmasının daha sağlıklı yaşam alanları oluşturulmasına katkı sağlayabileceğini gösteriyor.
Kaynak: Osaka Üniversitesi

