İngiltere Uzay Ajansı (UK Space Agency) ve uzay startupı Vast, paralimpik koşucu ve diz altı ampute John McFall’u 2027 kadar erken bir tarihte yörüngeye göndermek üzere bir anlaşma imzaladı. Leicester Üniversitesinden uzay araştırma görevlisi Zoe Elisabeth Swann Baillie, engelli astronotların zorlu koşullara daha iyi uyum sağlama potansiyeli taşıdığını belirtiyor.
70 yıldır uzay uçuşlarında katı bir kural vardı; Askeri geçmişe sahip, sağlıklı, beyaz bir erkek. Buradaki varsayım, fiziksel tektipliğin riski en aza indirdiği yönündeydi. Ancak Mars görevlerine hazırlanırken, kanıtlar giderek bunun tam tersini gösteriyor.
Onlarca yıllık uzay uçuşlarına rağmen, bir insanın sağlığının uzayda nasıl değişeceğini hala güvenilir bir şekilde tahmin edemiyoruz. 2007 ile 2011 yılları arasında gerçekleştirilen ve altı erkek mürettebatın özdeş koşullarda psikolojik dayanıklılık açısından dramatik bir şekilde birbirinden ayrıldığı 520 günlük simüle izolasyon görevi Mars 500‘ü düşünün. İki katılımcı kararlı kalırken; üçünde şiddetli uyku bozuklukları gelişti ve biri kronik depresyona girdi.
Ayrıca, astronotların yaklaşık yüzde 17’si aynı egzersiz rejimlerini takip etmelerine rağmen uzay uçuşlarında önemli fiziksel gerilemeler yaşamakta. Engellilik uzay uçuşlarına mutlaka bir belirsizlik getirmez; belirsizlik zaten kuralın kendisidir.
Uzayda en iyi performansı kim sergiler?
1961’de birkaç kadın pilot, ilk ABD astronotları olan Mercury 7 programındaki erkekleri geride bıraktı. Jerrie Cobb, NASA tarafından bugüne kadar değerlendirilen tüm adaylar arasında en üst yüzde 2’lik dilimde yer aldı. Kadınların birkaçı kardiyovasküler dayanıklılıkta erkekleri geride bıraktı. Wally Funk izolasyon tankında on saatten fazla kalırken, erkek Mercury astronotunun rekoru sadece dört saatin biraz üzerindeydi. Ancak kadınlar hiç uçamadı. NASA, ön şart olarak askeri jet pilotu deneyiminde ısrar ederken, eş zamanlı olarak kadınların askeri jet uçurmasını engelledi.
Yaklaşık on yıl önce NASA, astronotların yerçekimsiz ortamdaki ilk günlerinde yüzde 60 ila yüzde 80’ini etkileyen bir durum olan hareket hastalığını (uzay tutması) incelemek için işitme engelli 11 erkeği test etti. Hareket hastalığı, çelişkili iç kulak sinyallerinin performansı engelleyecek kadar şiddetli mide bulantısı ve oryantasyon bozukluğuna yol açmasıyla gerçekleşir. 11 erkeğin çoğunluğu geçirdikleri çocukluk menenjitinin ardından vestibüler fonksiyonlarını (iç kulak denge sistemini) kaybetmişti. Deneyimli test pilotları etraflarında kusarken, dönen odalarda ve dalgalı denizlerde işitme engelli katılımcılar kağıt oynuyordu. Onları askeri kariyerlerden alıkoyan özellik, herkesi mahveden ortamlara karşı onları olağanüstü derecede dayanıklı kılmıştı.
Araştırmacılar nihayet bu konuyu inceliyor: Daha az kütle taşıyan ve mikro yerçekimine farklı tepki veren amputelerin uzayda avantaj sağlayıp sağlamadığı gibi soruları soruyorlar. Alt ekstremite mobilite bozukluğu veya damarsal farklılıkları olan kişiler, astronotların yaklaşık yüzde 70’inde beyin şişmesine ve görme değişikliklerine neden olan, ağırlıksızlığın baş bölgesine doğru yaptığı sıvı kaymalarına doğal olarak uyum sağlamış olabilirler.
2013’teki bir uzay yürüyüşü sırasında soğutma sıvısı sızıntısı İtalyan astronot Luca Parmitano’nun kaskını suyla doldurduğunda, bu durum onu neredeyse kör etmiş ve görev kontrolün sesini duyamaz hale getirmişti. Sadece dokunma duyusunu kullanarak hava kilidine geri dönmeyi başardı ve hayatta kaldı. Toz fırtınalarının görüşü sıfıra indirdiği Mars’ta, diğer duyularına bağımlı olan görme engelli insanlar burada bir avantaja sahip olabilir.
Mükemmel astronot diye bir şey yok
Astronotluğun altın standardı olarak görülen Chuck Yeager, 1947’de ses duvarını aşmadan önceki gece iki kaburgasını kırmıştı. Yaralanmasını gizledi, bir süpürge sapı kullanarak kokpit kapısını kapatmanın yaratıcı bir yolunu buldu ve yine de uçtu.
1985 yılında Sovyet kozmonotlar Vladimir Dzhanibekov ve Viktor Savinykh, kontrolden çıkmış ve “ölü” durumdaki Salyut 7 istasyonuna manuel olarak kilitlendiler ve onu tekrar hayata döndürmek için dondurucu, zifiri karanlık koşullarda bir haftayı kabloları elle yeniden döşeyerek geçirdiler. Engelli topluluğundaki birçok insan için bozuk altyapı arasında gezinmek, duyusal sorunlar ve izolasyon gündelik bir gerçeklik. Engelli insanlar hayatlarını başkaları için tasarlanmış ortamlara uyum sağlayarak geçirirler. Bu da bizi bilinmeyeni yönetme konusunda uzman yapar.
Bir plan çöktüğünde ekibinizle birlikte uyum içinde olmak ve yaratıcı olmak daha önemli. 1970 yılında Apollo 13’ün oksijen tankı patladığında, mürettebat mükemmel mühendislik sayesinde değil, baskı altında insanlar birbirine güvendiği ve dayandığı için eve dönebildi. Evden yıllarca uzakta ve her iki yönde 20 dakikalık iletişim gecikmelerinin yaşanacağı bir Mars görevi tam olarak bunu gerektirecek. Astronotlar kimselerin öngöremediği sorunlarla karşılaşacaklar, çünkü keşfin doğası böyle.
2021’de Hayley Arceneaux, SpaceX’in Inspiration 4 görevinde yörüngede üç gün geçirerek uzaya ulaşan protez kemikli ilk insan oldu. 2025’te ESA mühendisi Michaela Benthaus, yörünge altı ticari bir uçuşta ilk tekerlekli sandalye kullanıcısı oldu. McFall’un seçilmesi, büyük bir uzay ajansının ilk kez engelli bir astronota yörüngede uzun süreli bilimsel çalışma için onay vermesi anlamına geliyor.
Sonuçta en çok önem arz eden faktörün, mükemmellikten ziyade uyum sağlama yeteneği olduğu yavaş yavaş kabul görüyor.
Kaynak: The Conversation

