Glasgow Üniversitesi liderliğinde yürütülen çalışma, Avrupa tatlı su balıkları üzerinde sosyal hiyerarşi ile su akışının mikroplastik yutma üzerindeki ortak etkisini inceledi. Araştırmacılar, baskın balıkların ast konumdaki bireylere göre daha fazla mikroplastik yuttuğunu belirledi. Bunun temel nedeni, baskın bireylerin yiyeceğe daha hızlı ve daha güvenilir şekilde erişmesi. Bu özellik normal koşullarda beslenme avantajı sağlarken, yiyeceğe benzeyen plastik parçacıklar bulunduğunda aynı davranış mikroplastik maruziyetini artırabiliyor.
Çalışmanın dikkat çekici bulgularından biri su akışıyla ilgili. Genel düzeyde bakıldığında, akan su mikroplastik yutma riskini azaltıyor. Çünkü akış içindeki parçacıklar hızla taşınıyor; balık bir parçacığı kaçırdığında ya da reddettiğinde onu tekrar inceleme şansı azalıyor. Durgun suda ise reddedilen mikroplastikler batıyor ve ortamda kalıyor. Bu da balıkların aynı parçacıklarla tekrar tekrar karşılaşmasına ve sonunda yutma olasılığının artmasına yol açıyor.
Baskınlık avantajı riske dönüşüyor
Ancak bu genel tablo baskın balıklar için farklılaşıyor. Araştırmaya göre baskın bireylerde mikroplastik yutma oranı özellikle akan suda artıyor. Bunun nedeni, akışlı ortamda yiyeceklerin kısa süreli olarak erişilebilir olması. Böyle bir durumda hızlı karar vermek gerekiyor ve baskın balıklar geçici kaynakları yakalamak için daha rekabetçi davranıyor. Yani akan su çoğu balık için mikroplastikle tekrar karşılaşma riskini azaltırken, baskın bireylerde hızlı beslenme tepkisi ve kaynakları kapma eğilimi plastik parçacıklara yönelimi artırabiliyor.
Araştırma ayrıca grup yapısının da önemli olduğunu gösteriyor. Daha belirgin sosyal hiyerarşiye sahip gruplarda toplam mikroplastik yutma artmıyor; aksine bu gruplar mikroplastikleri yiyeceklere göre daha fazla reddedebiliyor.
Çalışma, gelecekte mikroplastik araştırmalarının daha gerçekçi çevresel koşulları dikkate alması gerektiğini vurguluyor. Çünkü doğal sularda hayvanlar çoğu zaman durgun laboratuvar ortamlarında değil; akışın, rekabetin, öğrenmenin ve sosyal davranışların birlikte şekillendirdiği karmaşık sistemlerde yaşıyor. Bu nedenle mikroplastiklerin ekolojik etkilerini öngörmek için davranış ekolojisi, sosyal dinamikler ve fiziksel çevre koşullarını birlikte ele alan yaklaşımlara ihtiyaç duyuluyor.
Glasgow Üniversitesi’nde ekofizyoloji profesörü ve çalışmanın yazarı Profesör Shaun Killen, şunları söyledi: “Plastik kirliliği giderek büyüyen ekolojik bir tehdit. Ancak mikroplastik yutmaya yatkınlığı etkileyen davranışsal ve sosyal faktörler bugüne kadar yeterince anlaşılmamıştı. Bulgularımız, mikroplastik maruziyetinin yalnızca çevre tarafından değil, sosyal yapı tarafından da şekillendiğini gösteriyor.”
Kaynak: Proceedings of the Royal Society B: Biological Sciences

