Arkeologlar, İzmir’deki Artemis Tapınağı yakınlarında yer alan bin 200 yıllık bir mezarda, prematüre (erken doğmuş) ikizlere ait nadir ve olağandışı bir gömü açığa çıkardı. Gömü terk edilmiş bir tuvalette bulunmuş olsa da araştırmacılar, amacın bebekleri ahirette korumak olduğunu düşünüyor.
Makalenin ortak yazarı ve Avusturya Bilimler Akademisinden arkeolog Lilli Zabrana, Live Science’a gönderdiği e-postada, “Bu gömü beklenmedik ve istisnai bir ortamda yapılmış” dedi. Efes’te daha önce keşfedilen gömüler, antik tapınağın sınırları dışındaki özel bir mezarlıkta yapılmıştı.
Çalışmanın eş yazarı ve Avusturya Bilimler Akademisi’nden biyoarkeolog Caroline Partiot ise Live Science’a, “Daha da olağan dışı olan, gömünün büyük olasılıkla ikiz ve oldukça nadir görülen iki prematüre bebeği içermesidir” ifadesini kullandı. Araştırmacılar, bebeklerden birinde bulunan nadir bir genetik durumun kanıtının, bu bulguyu daha da benzersiz kıldığını belirtti.
Childhood in the Past adlı dergide 13 Temmuz’da çevrim içi olarak yayınlanan çalışmada Partiot ve Zabrana, muhtemelen orta Bizans döneminde, 8. ila 9. yüzyılda inşa edilmiş bir mezarda bulunan kemikleri analiz etti. Zabrana, mezarın aslen 2. veya 3. yüzyılda inşa edilmiş terk edilmiş bir tuvalet kanalının içine yerleştirildiğini ancak tuvaletin; M.Ö. 550 civarında inşa edilen ünlü Artemis Tapınağı’nın (Antik Dünyanın Yedi Harikası’ndan biri) kutsal alanı içinde, birinci yüzyılda müzik gösterileri için inşa edilmiş bir Roma odeonuna sonradan yapılan bir eklenti olduğunu söyledi.
Gerçekten ikiz olup olmadıkları henüz bilinmiyor
Kazı ekibi “cist” adı verilen taş döşemeli mezarı açtığında, yan yana gömülmüş iki küçük iskelet gördü. Kemiklerin boyutuna dayanarak iskeletlerin yaklaşık 33 ila 34 gebelik haftasında, yani anne karnında 7,5 aylıkken muhtemelen prematüre olarak doğan bebeklere ait olduğunu tahmin ettiler. (Tam süreli bir gebelik genellikle 39 ile 40 hafta arasında sürer.)
Partiot, “İkiz oldukları hipotezi, ölüm yaşlarının çok benzer olması ve birbirleriyle doğrudan temas halinde gömülmüş olmaları gerçeğine dayanıyor. Ancak gerçekten ikiz olup olmadıklarını doğrulamak yalnızca gelecekteki DNA analizleriyle mümkün olacak.” açıklamasında bulundu.
Araştırmacılar bebeklerin iskeletlerinde herhangi bir travma veya hastalık izine rastlamamış olsalar da, “süpernumerer servikal kaburga” (fazladan boyun kaburgası) adı verilen nadir bir kemik fark ettiler. Bu kalıtsal özellik, insanların yaklaşık yüzde 1’inde boynun arkasında oluşan fazladan bir kaburga kemiğinin büyümesi demek ve genellikle herhangi bir soruna yol açmaz. Ancak Partiot, bebeklerde servikal kaburgalar ile embriyonik gelişim sırasında belirli vücut kısımlarını kodlayan bir grup gen olan Hox genlerindeki anormallikler arasında bir ilişki bulunduğunu; bunun da ölü doğuma, prematüre doğuma veya ani bebek ölümüne yol açabileceğini düşündü.
Makale yazarları, “Bildiğimiz kadarıyla, bu vakadan önce arkeolojik bir bağlamda servikal kaburgaya sahip ikiz vakası belgelenmemiştir” diye yazdı. Araştırmacılar, ikizlerin Efes’teki bilinen mezarlıkların dışında garip bir yere gömülmüş olabileceğini, çünkü muhtemelen henüz vaftiz edilmemiş prematüre bebekler olarak öldüklerini öne sürdü. Araştırmacılar çalışmada, bebeklerin son dinlenme yerinin muhtemelen Hristiyan defin uygulamaları ile yerel gelenekler arasında bir tür “pratik uzlaşma” olduğunu belirtti.
İkizlerin annesine dair yakınlarda veya Efes mezarlığında herhangi bir iz ise bulunamadı. O dönemde hem bebek hem de anne ölümlerinin yüksek olması nedeniyle annenin de bebeklerle birlikte doğumda öldüğü tahmin ediliyor. Ancak ölmemiş olma ihtimali de bulunuyor.
Görsel: © OeAW-OeAI/L. Zabrana
Kaynak: Childhood in the Past

