Ana SayfaYorumEditördenTürkiye’de “bilim satmak”

Türkiye’de “bilim satmak”

Bizler, ekseri abur cubur dolu bir süpermarkette, pek de işlek olmayan bir köşedeki tadım standı gibiyiz. Ezkaza yolu düşenlere, “Bakın, bu tatlar da var,” diyoruz, “zihninizi besleyecek, yeni ufuklar açacak tatlar…”

2024 Ekiminde ilk paylaşımını yapan 2N News, bir yıldan kısa sürede 100 bin takipçiye ulaştı ve yaklaşık bir buçuk yılda 200 bine erişti. Farklı disiplinlerden gelen iletişimcilerden oluşan haber merkezi ve görsel tasarım ekibiyle 2N News, Türkiye’de bilim içeriğinin sokakta, ekranda ve gündelik hayatta karşılık bulabileceğini gösterdi.

Aslında bu o kadar da şaşırtıcı değil. 68 ülkede 71 bin 922 kişiyle yapılan araştırma, çoğu ülkede insanların bilime güvendiğini; bilim insanlarının karar vericilerle ve toplumla daha fazla temasını desteklediğini gösteriyor. 2025’te Nature Human Behaviour’da yayınlanan çalışmaya göre, sorun insanların bilime kapalı olmasıyla değil, ekran tahakkümü altındaki gündelik hayatta bilimin ne kadar görünür ve erişilebilir olduğuyla ilgili.

Bizim var olma nedenimiz tam da bu. 2N News bir üniversite değil, bir Ar-Ge merkezi ya da laboratuvar değil. Yani yeni bilgi üretmiyoruz. Haberleştirdiğimiz bilimsel bilgiyi daha çok insana ulaştırmaya; bilimi anlaşılır, erişilebilir ve merak uyandırıcı bir dille aktarmaya çalışıyoruz. Bunu bilimi sulandırmadan, “suyunun suyu” haline getirmeden yapmaya gayret ediyoruz.

Akademik dergilerde yayınlanan yeni makaleleri, araştırmaları ve çalışmaları önce anlıyoruz sonra anlatıyoruz. Bazen başlıkları gülümseten, daha çekici hale getirdiğimiz olmuyor değil. Metin dilini mümkün olduğunca anlaşılır, doğru ve bilimsel tutmaya özen gösteriyoruz. Zira herkesin zamanı kıymetli. Görselde en öz bilgiyi verip, detayları açıklamaya ve web sitesine bırakıyoruz. 

Biliyoruz, yolun başındayız ve daha gidecek çok yolumuz var. Hatalarımız yok değil, bazen takılıp tökezliyoruz. Kendimizi bildiklerimizle değil bilmediklerimizle, öğrenmeye çalıştıklarımızla tanımlıyoruz. Öğreniyor, değişiyor ve her gün daha iyisini yapmaya çalışıyoruz. 

Dikkat süresinin birkaç saniyeye düştüğü, her şeyin hızla tüketildiği bu çağda herkesi standımızın önünde nefes almaya, bir es vermeye çağırıyoruz. Bir an durmaya ve başımızı kaldırıp yüzümüzü göğe çevirmeye ihtiyacımız var. Evren, çağımızın dayattığı gürültüden ibaret değil. Arkasındaki hakikat sessiz ve bağırmaya ihtiyaç duymuyor. 

Yolu standımıza düşen, takip eden ve eleştirileriyle geliştiren herkese teşekkür ederiz. 

Yazı: Oğuz Eser

Son İçerikler