Ana SayfaNedenBiyolojiProf. Dr. Ömer Orkun: Avrupa’nın en tehlikeli kenesi İstanbul’da 

Prof. Dr. Ömer Orkun: Avrupa’nın en tehlikeli kenesi İstanbul’da 

Son dönemde basında ve sosyal medyada yer alan “kene istilası” iddiaları vatandaşlarda tedirginlik yaratırken, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Klinik Öncesi Bilimler Bölümü Veterinerlik Parazitolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Orkun’dan ezber bozan bir açıklama geldi. 2N Haber’e konuşan Prof. Dr. Orkun, Türkiye’nin kene haritasını, saklanan tehlikeleri ve bu yaz bizi nelerin beklediğini anlattı.

Medyanın yoğun ilgisi nedeniyle kene sayısında ani bir artış varmış algısının oluştuğunu belirten Prof. Dr. Orkun, bir bölgede kene popülasyonunun arttığını söyleyebilmek için en az beş yıllık uzun vadeli izleme (monitoring) yapılması gerektiğinin altını çizdi. Popülasyonun yıldan yıla dalgalanmasının tamamen konakçı hayvanların varlığıyla ilişkili olduğunu ifade eden Orkun, asıl tehlikenin önümüzdeki günlerde başlayacağına dikkat çekti.

Yağışlar keneleri durdurdu ama şimdi yağışlar bitti

Bu yıl kene hareketliliğinin Mart ayının sonunda başladığını ve Nisan’da ilk vakaların görüldüğünü belirten Prof. Dr. Ömer Orkun, ilkbahar aylarında yaşanan yoğun yağışların kene vakalarının önünü kestiğini söyledi. Orkun süreci şu sözlerle aktardı:

“Bu sene yağışlar çok fazla oldu. Tarımsal faaliyetler ve arazi işleriyle uğraşan insanlar işlerini yapamadılar, geciktiler. Tarlaya çıkamadıkları için de erken dönemde vaka sayımız diğer yıllara göre az oldu. Ancak kene şu an tarlada bekliyor. Haziran ve Temmuz aylarında insanların araziye çıkmasıyla karşılaşmalar bir anda artacak. İnsanlar vakaların patladığını düşünecek, aslında keneler sadece bekliyordu.”

Ömer Orkun
Prof. Dr. Ömer Orkun

Son dönemde yaşanan sel ve taşkınların keneleri yok etmediğini, aksine belirli noktalarda topladığını belirten Prof. Dr. Orkun, yaptıkları arazi çalışmalarından çarpıcı bir örnek verdi:

“Sel suları birçok şeyi taşıdığı gibi keneleri de taşıyor ve genelde bir engelin önünde topluyor. Sel yataklarında anormal şekilde kene görüyoruz. Normalde o tarlada 10-20 dakikada bir kene ile karşılaşacak bir insan, bu sel birikintilerinin olduğu yerlerde 1 dakikada yüzlerce kene ile karşılaşıyor. Bu durum tamamen suların sebebiyet verdiği doğal bir olaydır, bölgesel bir istila değildir.”

İstanbul için asıl tehdit KKKA değil, Lyme ve ensefalit

“Kene” denilince akla ilk olarak Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gelse de Prof. Dr. Orkun, İstanbul için çok daha farklı bir tehlikeye dikkat çekti. İstanbul’un yüksek nem oranının, KKKA virüsünü taşıyan Hyalomma marginatum türü için uygun olmadığını belirten Orkun, megakentteki asıl tehlikeyi şu sözlerle açıkladı:

“İstanbul’da, Avrupa’nın en tehlikeli türü olan Ixodes ricinus var. Bu tür KKKA virüsünü nakletmez. Ama Avrupa’da neden çok önemli? Çünkü insanlarda çok ciddi felçlere, beyin iltihabına ve ölüme yol açabilen ‘kene kaynaklı ensefalit’ virüsü ile insanı uzun yıllar süründüren, kronikleşen nörolojik bir hastalık olan ‘Lyme’ bakterisini bulaştırır. Özellikle İstanbul’un Karadeniz kıyısındaki ormanlık alanlarda bu tür çok baskındır.”

Türkiye’de yürütülen öncü çalışmalarda İstanbul ve Batı Karadeniz’de bu tehlikeli patojenlerin tespit edildiğini belirten Orkun, Yunanistan ve Bulgaristan’da ölümcül ensefalit virüsünün var olduğunu, Türkiye’de henüz net bir virüs RNA’sı saptanamamış olmasının tamamen ‘çalışma eksikliğinden’ kaynaklandığını ve bu konuda yeni bir çalışma başlattıklarını müjdeledi.

“Doğada keneyi besleyen gizli kaynaklar var”

Türkiye’nin son 25 yıldır dünyanın en büyük KKKA epidemisiyle uğraştığını hatırlatan Prof. Dr. Ömer Orkun, doğada kene popülasyonunu dramatik şekilde artıran ‘amplifikatör’ yani yükseltici konakçıları sıraladı. Sığır ve atların yanı sıra kargalar, keklikler, kirpiler ve özellikle yaban tavşanlarının kene sayısını inanılmaz derecede desteklediğini vurguladı.

Türkiye coğrafyasında 50 civarında kene türü olduğunu belirten Orkun, “Anadolu’da 12 ay boyunca kene bulabilirsiniz. Eksi 1-2 derecede dahi kene toplayabiliriz çünkü soğuğa adapte olmuş türler de var” diyerek tehlikenin sadece yaz aylarıyla sınırlı olmadığını hatırlattı.

“Görür görmez çıkarın, profesyonellik gerekmez”

Prof. Dr. Ömer Orkun, vatandaşların alması gereken bireysel önlemleri ise son derece basit bir dille özetledi:

“Bizim üzerinde durduğumuz en önemli şey şu: Keneyi görür görmez çıkarın. Tarım işçileri, bağ, bahçe ve araziyle uğraşanlar bunu günlük bir adet haline getirmeli ve her gün vücut kontrolü yapmalı. Keneyi çıkarmak profesyonellik gerektirmez, çok kolaydır; tutup çekersiniz. Şayet çekerken ağzı içeride kaldı diye korkmayın, bunun hastalık etkeni nakletmesiyle doğrudan bir ilişkisi yoktur. Önemli olan kenenin vücutta kalma süresini kısaltmaktır. Eğer keneyi çıkardıktan sonra bir belirti (ateş, halsizlik vb.) ortaya çıkarsa, hiç vakit kaybetmeden hastaneye başvurun.”

Kaynak: 2N Haber 

Son İçerikler