Koroner arter hastalığı, obezite, tip 2 diyabet ve metabolik disfonksiyon ilişkili karaciğer hastalığı (MASLD) gibi kardiyometabolik rahatsızlıklar dünyada en çok ölüm riski bulunduran hastalıklar arasında yer alıyor. Regeneron Genetics Center öncülüğünde yürütülen yeni bir araştırmaya göre FNIP1 adlı gende meydana gelen nadir bir mutasyonun, kalp-damar hastalıkları, obezite ve tip 2 diyabet gibi kardiyometabolik hastalıklara yakalanma riskini yüzde 60 oranında azalttığı keşfedildi. Araştırmacılar, bu hastalıkların risklerini ve vücudun enerji durumunu ölçmek için bir milyon kişinin genetik dizilimini ve sağlık verilerini inceledi.
Yürütülen çalışma sonucunda, insan vücudunda enerji dengesi, yağ depolanması ve metabolizmayı düzenleyen 59 gen tespit edildi. Bu genlerin karaciğer ve yağ dokusunda aktif olan, enerji dengesi ve metabolizmanın ana düzenleyicileri arasında aktif olduğu görüldü. Bu 59 genden 23’ünün onaylanmış ya da klinik aşamada geliştirilmekte olan ilaçların hedefi olduğu ortaya çıktı.
Bulgular, normal şartlarda enerji harcamasını ve mitokondriyal metabolizmayı baskılayan FNIP1 geninin işlevsiz hale getiren nadir varyantları taşıyan kişilerde daha az karaciğer yağlanması, daha sağlıklı yağ dağılımı, kalp-damar ve metabolizma hastalıklarına yakalanma risklerinin yüzde 60 daha az olduğu tespit edildi.
Fare deneylerinde doğrulandı
Araştırmacıların, bulguları desteklemek için yürüttükleri laboratuvar deneylerinde insan karaciğer hücrelerinde FNIP1 geninin RNA müdahelesiyle bastırılmasının yağ parçalanmasına sebep olduğunu ortaya koydu. Sonrasında, yüksek yağlı ve fruktozlu beslenen farelerde FNIP1’in yolağı FNIP2 ile birlikte karaciğerde baskılanmasının, fareleri kilo alımına karşı koruduğu, karaciğer yağlanmasını azalttığı ve insülin duyarlılığını arttırdığı görüldü.
Çalışma sırasında ayrıca hastalık riskini düşürdüğü tespit edilen tek genin FNIP1 olmadığı, benzer şekilde karaciğere özgü HPN (hepsin) adlı genin baskılanmasının da kanda bulunan kolestrol ve trigliserid seviyelerinde belirgin düşüş sağladığı görüldü. Uzmanlar, elde edilen bu genetik verilerin hızla gelişmekte olan “siRNA” teknolojileriyle doğrudan bir ilaca dönüştürülebileceğini düşünüyor. Araştırmacılar, yeni nesil teknoloji sayesinde bu tür genlerin işlevlerinin tüm vücutta değil, yalnızca karaciğerde susturulabileceğini; böylece olası yan etkiler engellenerek obezite, diyabet ve kalp-damar hastalıklarına karşı güvenilir tedavilerin önünün açılacağını vurguluyor.
Sonuç olarak araştırmacılar, FNIP1 geninin insan metabolizmasında önemli rol oynadığını ve bu gendeki yolağı ile baskılanmasının obezite, karaciğer hastalığı ve tip 2 diyabet gibi kardiyometabolik hastalıklara karşı koruduğunu belirtti. Aynı zamanda elde edilen bulgular ile ileride bu hastalıklara karşı yeni tedavi yöntemleri geliştirilmesi hedefleniyor. Çalışmanın yazarları, çalışmanın insan genetiği verilerinin büyük ölçekte kullanılmasının yeni ilaç hedeflerine yönelik daha güçlü bir araç olabileceğine dair örnek teşkil ettiğini vurguluyor.
Kaynak: Nature

