Ana SayfaYaşamKadınlar ve erkekler kişisel gelişimi farklı algılıyor

Kadınlar ve erkekler kişisel gelişimi farklı algılıyor

Çalışmalar kişisel gelişim kavramının kadınlar ve erkekler tarafından farklı algılandığını, dilsel ve pratik uygulama yöntemleriyle cinsiyet kalıplarını yeniden şekillendirdiğini gösteriyor. Aynı zamanda şirketlerin kişisel gelişimi organizasyonel aksaklıklarını maskelemek ve çalışanın sorumluluğuna yüklemek için bir bahane olarak kullanma eğiliminde olduğu da dile getiriliyor.

The Conversation’ın derlemesine göre kadınlar kişisel gelişimi daha insani ve öznel bir yolculuk olarak algılarken erkekler bu duruma daha performans ve teknik odaklı yaklaşıyor. Kadınların ve erkeklerin kişisel gelişimden bahsederken kullandıkları kelime haznesinde belirgin farklılıklar bulunuyor. Bu farklılıklar iki cinsiyetin de kişisel gelişimi toplumsal rollerine göre algıladıklarını gösteriyor. Kelime analizlerinin sonunda erkeklerin daha spesifik ve yoğun bir terminoloji kullandığı görülürken kadınların daha az ama odaklı kelimeler kullanıldığı tespit ediliyor.

Kişisel gelişim söylemleri cinsiyet kalıplarını yeniden üretebiliyor

Çalışmaya göre kadınların kullandığı “içsel, hayal etmek, karşılamak, buluşmak, düşünmek, hissetmek, anlamak” gibi kelimeler iç dünyaya yönelmeyi, hisleri ve ilişkileri yansıtırken erkeklerin kullandığı “teknik, performans, sonuç, hakimiyet, kontrol, yetkinlik, etkili” gibi kelimeler eylem ve başarı odaklılığını işaret ediyor. Bireyler kişisel ve zihinsel durumlarını geliştirip dönüştürmek isterken bile toplumsal kalıplara bağlı kalmaya devam ediyor.

Farklı kaynaklar da cinsiyet kalıplarının yeniden üretiminin kişisel gelişim adı altında pek çok toplumsal sorunu görünmez hale getirdiğini belirtiyor. Örneğin CVFE (Collectif contre les Violences Familiales et l’Exclusion, Aile İçi Şiddet ve Dışlanmanmaya Karşı Kolektif) tarafından 2019 yılında yayınlanan “Kişisel Gelişimin Sınırları: Feminist Bir Eleştiri” makalede zihinsel sağlık, mutluluk ya da mutsuzluk kişisel gelişim rehberliğinde onarılabilecek tamamen kişisel bir durum olarak sunulduğunda yoksulluk, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve cinsiyete dayalı şiddet gibi yapısal ve sosyal sorunların görünmezleşebileceği belirtiliyor. Bazı kişisel gelişim stereotiplerinin kadınların yaşadığı adaletsizliklerin nedenini toplumsal düzende aramak yerine kendi yetersizliklerine bağlayabileceği ve içsel bir suçluluk duyabileceği ifade ediliyor.

Aynı zamanda her şeyi bireyselleştiren, hayattaki tüm olumsuzluk sürecini yönetebileceğine inandıran kişisel gelişim rehberlerinin toplumsal adaletsizliklere karşı apolitik bir toplum oluşturabileceği öngörülüyor. Makaleye göre kişisel gelişim, toplumdaki sorunlara karşı kolektif bir çalışmadansa bireylerin her şeyi içsel bir mesele haline getirerek toplumsal adaletsizlikleri politik tartışma konusu olmaktan çıkarabilir.  

The Conversation da derlemesinde benzer bir durumun şirketlerde ve kurumlarda yaşanabileceğini öne sürüyor. Şirketlerin sunduğu kişisel gelişim paketleri sistemsel sorunları örterek çalışanların gelişim, performans ve odak gibi alanlardaki yetersizliklerini bireysel gelişimlerine bağlar. Şirketlerin çalışana kişisel gelişim eğitimi vermesi şirketin kendi aksaklıklarını düzeltmek yerine çalışanı duruma uyum sağlamaya zorlaması olarak görülüyor.

Erkekler, kişisel gelişimin sunduğu eylem ve performans odaklı rol kalıplarıyla sürekli rasyonel olma, özerkliğini koruma, her koşulda performans gösterme zorunluluğu altına giriyor. Kişisel gelişim ile doğru orantıda artan bu yükler bireyleri içsel ve öznel sorgulamalardan uzaklaştırıyor. Aynı zamanda iletişimsel iş bölümünde erkeğe biçilen rol kendi hislerini asgari düzeyde paylaşarak mesafe koruma üzerine kuruludur. Popüler kişisel gelişim söylemlerinin bir kısmı erkekleri duygusal emek verme sorumluluğundan muaf tutacak ifadeler içerebiliyor. Duygusal açıdan doğuştan yetersiz olarak sunulan erkekler hem bu özelliklerini belli etmekten kaçınarak duygusal anlamda daha içe dönük hem de ilişkilerinde duygusal olarak eşlerinin rehberliğine muhtaç bir kalıba bürünebiliyor.

Çalışmalar kişisel gelişimin tamamen uzaklaşılması gereken bir kavram olmadığını da belirtiyor. Kişisel gelişim bireyin kendini tanıması, güçlenmesi ve yaşama daha çok adapte olarak sağlığını koruması için güçlü bir araç olabilir. Ancak bu aracın toplumsal kalıpları yeniden üretmemesi ve yapısal sorunların sorumluluğunu bireye yüklememesi gerekiyor. Bu sebeple kişisel gelişim araçlarının bireyi mevcut koşullara uyum sağlamaya zorlamak yerine çevre ve yaşam koşullarını da sorgulayan bir yaklaşımla ele alınması gerekiyor. Bireysel dönüşüm tıpkı Antik yunan’daki kendi önem verme kavramı gibi toplumdan ve kolektif yaşamdan ayırt edilmeden ele alınarak uyulanmalı.

Kaynak: The Conversation , 2N News

Son İçerikler