Uganda’daki Python Cave’de yapılan araştırmada, Marburg virüsü taşıdığı bilinen yarasaların bulunduğu ortamda 14 farklı türün bir arada bulunduğu ve sürekli etkileşim halinde olduğu tespit edildi.
Mağaraya yerleştirilen kamera sistemleriyle, toplam 368 gün boyunca, yaklaşık 8 bin 800 saatlik gözlem yapıldı. Bu süreçte leoparlar, maymunlar, kuşlar ve sürüngenler gibi 14 farklı omurgalı türünün mağarayı aktif olarak kullandığı ve yarasalarla temas ettiği belirlendi.
Görüntülerde, toplam 321 olayın 63’ünde yarasaları avlanma veya leş tüketimi tespit edildi. Araştırmada ayrıca mağaraya giren 214 insanın da kaydedildiği, bu kişilerden bir kişi haricinde kimsenin herhangi bir koruyucu ekipman kullanmadığı görüldü. Bu sürece, “zoonotik bulaş” olarak adlandırılıyor yani bir virüsün hayvanlardan insanlara geçmesi olayı gerçekleşiyor.
Araştırma, bu geçişin çoğu zaman tek bir temasla değil, birden fazla türün dahil olduğu karmaşık bir süreçle gerçekleştiğini ortaya koyuyor. Virüsler, farklı canlılarla temas ettikçe genetik olarak uyum sağlayabiliyor ve bu da yeni türlere bulaşmasını kolaylaştırabiliyor.
Farklı türleri aynı noktada buluşturuyor
Araştırmacılardan Alex Braczkowski, mağaranın yalnızca yarasaların yaşadığı bir alan olmadığını, aynı zamanda farklı türlerin ve insanların kesiştiği aktif bir ekosistem olduğunu belirtiyor. Konuyla ilgili Braczkowski “Farklı hayvan türlerinin ve insanların aynı ortamda tekrar tekrar etkileşim halinde olduğunu görüyoruz. Bu durum, virüslerin sadece tek bir türden insana doğrudan geçmediğini; aksine, çok sayıda türün dahil olduğu karmaşık bir temas ağı içinde dolaşabildiğini düşündürüyor.” diyor.
Mağaradaki tavanın kısmen çökmüş olması ve alanın daralması nedeniyle yarasalar, yırtıcı hayvanlar ve diğer türler aynı bölgede toplanıyor. Yani mağaranın fiziksel yapısı temas sıklığını artırarak virüslerin yayılması için daha uygun bir ortam oluşturuyor. Ayrıca mağarada biriken yarasa dışkısı, yani guano, bazı hayvanlar için besin kaynağı oluşturuyor ve bu da dolaylı temas yollarını artırıyor.
Uzmanlara göre bu tür mağaralar, yalnızca hayvanların yaşam alanı olarak değil, insan sağlığı açısından da risk taşıyan bölgeler olarak takip edilmeli. Çalışmanın, gelecekte ortaya çıkabilecek salgınların anlaşılması ve önlenmesine katkı sağlaması hedefleniyor.
Kaynak: Nature

