Ana SayfaYaşamKültürNarsistik eğilimler affetme davranışını zorlaştırabilir

Narsistik eğilimler affetme davranışını zorlaştırabilir

Narsisizmin belirli bir boyutunun, kişilerarası çatışmaların ardından affetme eğiliminin azalmasıyla ilişkili olduğu ortaya kondu. Almanya’daki bir psikososyal klinikte yürütülen ve Journal of Behavior Therapy and Experimental Psychiatry’in Ağustos sayısında yayınlanan araştırmada, özellikle antagonistik narsisizm olarak tanımlanan; hak görme, düşmanlık, başkalarını kullanma ve tehdit karşısında kendini savunmaya yönelik tepkilerle ilişkili özelliklerin, affetme davranışındaki eksikliklerle bağlantılı olduğu belirlendi. Araştırmacılar, bu ilişkinin yalnızca kişinin kendisi hakkında verdiği yanıtlarda değil, otomatik çağrışımları ölçen dolaylı bir testte de görüldüğünü bildirdi.

Affetme, kişilerarası ilişkilerin onarılması ve psikolojik iyilik hali açısından önemli bir süreç olarak değerlendiriliyor. Ancak narsisizmin tek bir kişilik özelliğinden oluşmadığı, farklı boyutların farklı davranış örüntüleriyle ilişkili olabileceği düşünülüyor. Güncel modeller narsisizmi genel olarak grandiyöz narsisizm ve kırılgan narsisizm gibi daha geniş alanlara ayırırken, bu alanların altında antagonistik narsisizm, ajantik dışadönüklük ve narsistik nörotisizm gibi daha özgül özellikler bulunuyor.

Araştırmanın odağındaki antagonistik narsisizm; kişinin kendisini diğerlerinden üstün veya hak sahibi görmesinin yanı sıra düşmanlık, sömürücülük ve tehdit karşısında savunmacı tepkiler göstermesiyle karakterize ediliyor. Araştırmacılara göre daha önce narsisizm ve affetme arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmaların sonuçlarının birbiriyle tam olarak örtüşmemesinin nedenlerinden biri de narsisizmin tek bir özellik gibi ele alınması olabilir.

Otomatik tepkiler affetmeyi nasıl etkiliyor?

Çalışmada Almanya’daki bir psikososomatik klinikte tedavi gören 102 yetişkin kadın hasta incelendi. Katılımcıların önemli bir bölümünde depresyon, anksiyete veya diğer ruhsal bozukluklara yönelik tanılar bulunuyordu. Araştırmacılar, katılımcıların narsistik özelliklerini ve affetme eğilimlerini standart öz bildirim ölçekleriyle değerlendirmenin yanı sıra Örtük Çağrışım Testi (Implicit Association Test-IAT) kullandı.

IAT, kişinin doğrudan ifade etmekte zorlanabileceği veya farkında olmayabileceği otomatik çağrışımları, bilgisayar ortamında gerçekleştirilen tepki süresi görevleri üzerinden değerlendirmeyi amaçlıyor. Araştırmacılar böylece narsistik özelliklerin yalnızca bilinçli ve kontrollü öz değerlendirmelerle değil, daha otomatik bilgi işleme süreçleriyle de ilişkisini incelemeyi hedefledi.

Sonuçlar, kendileriyle antagonistik narsistik özellikler arasında daha güçlü otomatik çağrışımlar bulunan katılımcıların genel olarak daha düşük affetme eğilimi gösterdiğini ortaya koydu. Bu kişiler, kendilerini inciten veya kıran kişiden kaçınmaya daha yatkınken, karşı tarafa iyi niyet gösterme ve olumlu yaklaşım sergileme eğilimleri daha düşüktü.

Dolaylı olarak ölçülen antagonistik narsisizm, standart öz bildirim ölçümleri hesaba katıldıktan sonra da bu iki davranış örüntüsünü, yani daha fazla kaçınmayı ve daha düşük yardımseverlik ya da iyi niyet gösterme eğilimini, anlamlı biçimde öngördü. Buna karşın otomatik antagonistik narsisizm ölçümleri, karşı tarafa yönelik intikam alma motivasyonunda belirgin bir artışla ilişkili bulunmadı.

Bu sonuç, araştırmacıların beklediği örüntü açısından özellikle dikkat çekici. Çünkü antagonistik narsisizm çoğu zaman intikamcılık ve düşmanlıkla ilişkilendiriliyor. Araştırmacılar ise otomatik süreçlerin daha çok kişiden uzaklaşma ve iyi niyet göstermeme gibi tepkilerle ilişkili olabileceğini, intikam davranışının ise daha bilinçli ve kontrollü süreçlere dayanabileceğini belirtiyor.

Çalışmada bu durum, ikili süreç modelleri çerçevesinde değerlendiriliyor. Bu modellere göre insan davranışında bir yanda bilinçli değerlendirme ve öz denetimle çalışan reflektif sistem, diğer yanda hızlı ve otomatik çağrışımlara dayanan dürtüsel sistem bulunuyor. Özellikle öz denetimin zayıfladığı veya bilişsel kaynakların sınırlı olduğu durumlarda otomatik tepkiler davranış üzerinde daha belirleyici hale gelebiliyor.

Araştırmacılara göre elde edilen bulgular, narsistik kişilik özelliklerinin ve affetme davranışının değerlendirilmesinde yalnızca öz bildirim ölçeklerine güvenmek yerine dolaylı ölçümlerin de kullanılmasının yararlı olabileceğini gösteriyor. Bununla birlikte çalışma, 102 kişilik görece küçük bir klinik örneklemle ve yalnızca kadın katılımcılarla yürütüldüğü için sonuçların genel nüfusa doğrudan aktarılması mümkün değil. Ayrıca araştırmada katılımcıların gerçek hayattaki davranışları, örneğin bir çatışmanın ardından gerçekten barışıp barışmadıkları veya ilişkilerini sürdürüp sürdürmedikleri takip edilmedi.

Araştırmacılar gelecekteki çalışmaların farklı cinsiyetlerden ve farklı klinik gruplardan daha geniş örneklemleri kapsaması, katılımcıların uzun süre izlenmesi ve laboratuvar testlerinin partner, aile üyesi veya klinisyenlerin bildirdiği gerçek yaşam davranışlarıyla karşılaştırılması gerektiğini belirtiyor.

Kaynak: Science Direct

Son İçerikler