Ana SayfaYaşamSağlıkHafıza kaybı kalp sorunlarıyla bağlantılı olabilir

Hafıza kaybı kalp sorunlarıyla bağlantılı olabilir

Almanya’daki Max Planck İnsan Bilişsel ve Beyin Bilimleri Enstitüsü ile ABD’deki Harvard Tıp Fakültesi Massachusetts Göz ve Kulak Hastanesi araştırmacılarının yürüttüğü yeni bir çalışmaya göre, hafif kalp sorunları ile ileride hafıza problemi riskini artırabilecek mikroskobik beyin hasarı belirtileri arasında bağlantı bulundu. The Journal of Neuroscience dergisinde yayınlanan çalışmada, kalbin kan pompalama işlevi zayıfladığında, beynin hafıza ile ilişkili bölgeleri erken hasar belirtileri gösterebiliyor. 

Bulgular, kalp sorunlarının doğrudan hafıza problemlerine yol açtığını kanıtlamıyor. Ancak araştırmacılara göre elde edilen bulgular, gelecekte doktorların rutin kalp fonksiyon testleri aracılığıyla hafıza sorunu riski taşıyan hastaları erkenden tespit etmesine yardımcı olabilir. Belirgin bir beyin küçülmesi veya klinik demans (bunama) görmeden önce, beyin, kardiyak disfonksiyonla (kalp işlev bozukluğu) ilişkili doku düzeyinde ince değişikliklerin ortaya çıkabileceği belirtildi. 

Araştırmacılar kalp ve beyin fonksiyonlarının birbiriyle yakından ilişkili olduğunu zaten biliyorlardı. Kalp yetmezliği, atriyal fibrilasyon ve kalp krizi gibi kalp hastalıkları, kalp ile beyin arasındaki iletişimi bozar. Bu, beyne giden kan akışını kısıtlayarak ve kronik enflamasyona (iltihaplanmaya) neden olarak düşünme becerilerinde sorunlara ve demansa katkıda bulunabilir.

Şimdiye kadar bilim insanları, beyindeki değişiklikleri yalnızca halihazırda kalp hastalığı tanısı konmuş kişilerde inceledi. Değişiklikleri daha erken dönemlerde değerlendirmemişlerdi. 

Kalp pompalaması zayıf kişilerde hafıza sorunu 

Yeni çalışmada araştırmacılar, Almanya’daki Leipzig Kalp Merkezi’nde kalp kaynaklı semptomlar nedeniyle tedavi arayan ve bazılarında koroner arter hastalığı ve/veya kalp yetmezliği doğrulanmış 73 hastayı takip etti. Ayrıca herhangi bir kalp semptomu olmayan 95 kişiyi de değerlendirdiler. Araştırmacılar, çalışmanın başında kalp fonksiyonlarını ölçtü. Ardından, yaklaşık 3,5 yıl sonra, beynin yapısının anlık bir görüntüsünü almak için bilişsel testler ve beyin MRI taraması gerçekleştirdiler.

Toplam 168 çalışma katılımcısı arasında, çalışmanın başında kalbi kanı daha az verimli pompalayanlar, yıllar sonra gri maddelerinde daha büyük doku hasarı belirtileri gösterdi. Bu bulgu, kişilere kalp yetmezliği teşhisi konulmuş olup olmamasından bağımsız olarak geçerliydi.

Bilişsel testler yalnızca kalp hastalığı olan hastalara uygulandı ve dikkat, yürütücü işlevler, öğrenme ve hafızayı değerlendirdi. Sadece hafıza, zayıf kalp pompalaması ile bir bağlantı gösterdi. Kalp pompalaması daha zayıf olan katılımcılar, hafıza ile ilgili beyin bölgelerinde daha fazla mikroskobik hasar sergiledi ve bu beyin değişiklikleri daha kötü hafıza skorlarıyla ilişkilendirildi.

Beyin hasarının derecesi, kalp tarafından salgılanan stres hormonlarının seviyeleriyle de ilişkiliydi ancak bu bağlantı yalnızca halihazırda kalp yetmezliği olan hastalarda görüldü.

Baş yazar Xia Zhang, “Bizi en çok şaşırtan şey, kalbin pompalama yeteneğindeki hafif düşüşlerin, kalp yetmezliği için klinik kriterleri karşılamayan hastalarda bile daha sonraki beyin değişiklikleriyle ilişkili olmasıydı.” dedi.

Araştırmacılar, çalışmanın başlangıçta MRI taraması yapmadıklarını belirterek bunun çalışmanın en büyük sınırlılıklarından biri olduğuna dikkat çekti. Çünkü bu durum, bazı değişikliklerin çalışma döneminin başında zaten mevcut olup olmadığı bilmeyi engelliyor. 

Bir sonraki aşamada araştırmacılar, kalp fonksiyonunun, beyin mikro yapısının ve bilişin zaman içinde daha kesin bir şekilde takip edilebilmesi için birden fazla zaman noktasına sahip daha büyük kohortlarda (hasta gruplarında) çalışmayı tekrarlamayı planlıyor. 

73 hastada tespit edilen beyin hasarı, beynin hafıza için önemli olan ve Alzheimer hastalığında savunmasız kalan kısımlarında meydana geldi. Bu bölgeler, zayıf kardiyak fonksiyonun daha sonraki hafıza sorunlarına katkıda bulunabileceği olası bir beyin yolunun belirlenmesine yardımcı oldu. Ancak MRI taramalarında görülen kalp fonksiyonuna bağlı beyin değişikliklerinin daha yüksek bir Alzheimer riskine işaret ettiğini söylemek için henüz çok erken olduğu vurgulandı. Ekip, Alzheimer ile ilişkili proteinleri ölçmediği için, ölçülebilir beyin değişiklikleri olan hastaların Alzheimer hastalığı geliştirmekte olduğu sonucuna varamaz.

Kaynak: The Journal of Neuroscience

Son İçerikler