Liderlik yapan kadınların çoğu zaman kararlı ama kuvvetli olmamaları, şefkatli ama hassas olmamaları, özgüvenli ama asla geçimsiz olmamaları bekleniyor. Araştırmacılar, tükenmişlik, kutuplaşma, eşitsizlik ve kurumsal güvensizliklerin şekillendirdiği dünyada liderliğin “katılık” olarak atfedildiği eski tanımının gün geçtikçe çağın gerisinde kaldığını belirtiyor. Araştırmacılara göre kadınlar hem kalpleri hem de beyinleri ile liderlik yapabilirler, hatta günümüzdeki kurumların buna ihtiyacı olabilir.
Southampton Üniversitesi Strateji ve Girişimcilik Profesörü ve Avrupa Yönetim Akademisi (EURAM) Yetenek Geliştirme Başkan Yardımcısı Mine Karataş Özkan’ın The Conversation’da kaleme aldığı yazısına göre, duygusal zekaya sahip olarak yürütülen bir liderlik her daim “nazik” olmaktan değil, anlayışlı olmaktan geçiyor. Bu durum, liderlik tartışmalarının ötesinde empati, anlayış ve esneklik üzerine hayat değiştirebilecek bir deneyim olarak öne çıkıyor. Yaklaşık 100 ülkede yürütülen 500 kuruluşu kapsayan Potential Project kapsamında kadın liderlerin yüzde 55’i hem zeki hem de şefkatli olarak değerlendirilirken, erkeklerin yüzde 56’sının iki boyutta da kötü olarak değerlendirildiği görüldü.
Çalışmada, şefkatin sadece kadına özgü olduğu ve erkeklerde kesinlikle var olmadığı değil, yalnızca liderlikte uzun süredir ikincil olarak reddedilen niteliklerin, aslında zor zamanlarda iyi liderlik etmek için asıl gerekli olan şey olduğu belirtiliyor.
Şefkat bir güç olabilir
Güçlü bir liderliğin şefkatten geçtiğini anlamanın bir yolu duygusal zekayı tam anlamıyla anlamak olabilir. Duygusal zekanın sadece duygusal olmak anlamına değil, aksine kendinden emin olabilme, insanların duygularını ayarlayabilme, sosyal durumlarını analiz edebilme ve adaletli kalabilme kapasitesi olduğu düşünülüyor. Bu yöntemin, uygulamada liderlere; kimin işini yeterince iyi yapmak için özen sarf etmediği, kimin yorulmuş ya da dolmuş olabileceği, kimin dışlandığı ve gereksiz bir hasara yol açmadan neyin takımı bir adım ileri götürebileceği gibi görünenin arkasında olanlar hakkında bilgi verdiği düşünülüyor.
Southampton Üniversitesinden Lee B.’ye göre şefkatli bir liderlik, birbirine bağlı dört etkende buluşuyor; fark etmek, bağlamak, anlamak ve harekete geçmek. Yani, liderlerin önce ilgilenmeleri, sonra anlamak için çaba sarf etmeleri, sonra neye ihtiyaç olduğunu anlamaları ve en sonunda konu hakkında anlamlı bir sonuç almaları gerekiyor. Bunun önemli olmasının sebebi şefkatin sadece bir duygu olması değil, kontrollü bir uygulama olmasından kaynaklanıyor.
Çoğu zaman liderliği aşırı sıkı denetlemeler altında yapan kadınlar için bunun daha önemli olduğu düşünülüyor. Birçoğu çelişkili beklentiler ve sürekli birilerini sakinleştirmek, duygusal entelektüellik ve yeteneklerini konuşturma gibi görünmeyen duygusal iş yükleri taşıyor. Bu şartlar altında, duygusal zeka yalnızca insanın yanında taşıdığı bir aksesuar olmaktan çıkıyor, hem bir varlığını sürdürme kaynağına hem de bir liderlik için bir yardımcıya dönüşüyor.
“Kintsugi” ve mükemmel olmayışın gücü
Bir başka yararlı yol, Japon felsefesinde kırık bir nesnenin altın ile tamir edilmesi olarak bilinen kintsugi’den geçiyor. “Kintsugi” yönteminde çatlaklar gizlenmek yerine altın ile kaplanıyor, böylece o çatlaklar değersizliğin bir kanıtı olarak değil, nesnenin geçmişi olarak ele alınıyor. Birçok kadından hala her daim mükemmeliyet, soğukkanlılık ve duygusal olarak kontrollü olmaları bekleniyorken bunun güçlü bir metafor olabileceği düşünülüyor. Bu mükkemmeliyet; öğrenme, gelişim ve dürüstlük açısından çoğu zaman kısa süreli ve zoraki olarak öne çıkıyor.
Kintsugi, deneyimleri (kötü deneyimler dahil olmak üzere) liderliğin gerektirdiklerini azaltmadan derinleştirerek güç hakkında bambaşka bir bakış açısı sunuyor. Bu deneyimler, kintsugi metaforundaki gibi saklanmaktansa yansıtıldığında, insanların karşılanmayan ihtiyaçlarını anlamaya yardımcı olabilir.
Sonuç olarak, güçlü bir liderliğin yalnızca katı ve kararlı olmakla değil, insanları anlayabilmek ve ihtiyaçlarına karşı duyarlı olmakla da ilgili olduğu düşünülüyor. Araştırmacılara göre kadın liderlerin duygusal zeka ve mantığı bir arada kullanabilmesi, günümüz iş dünyasının ihtiyaç duyduğu daha dengeli bir liderlik anlayışı sunuyor. Duygusal zekanın, liderliği zayıflatan bir özellik değil, doğru kullanıldığında liderliği güçlendiren bir araç olduğu belirtiliyor.
Kaynak: The Conversation

