Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri alanında araştırmalar yürüten Tian Feng liderliğindeki çalışmada, sürekli kısa video izlemenin beyinde oluşturduğu hasar incelemeye alındı. Araştırmanın bir diğer odağı bu hasarın fiziksel egzersizle ilişkisini ölçmek oldu. Yoğun kısa video tüketiminin, beyinde durmaksızın odağın değişmesine ve yeni durumlara adapte olmayı zorlaştırmasına sebep olduğu tespit edildi.
Kısa video tüketici sayısı Mart 2025 itibarıyla 1,04 milyona ulaştığı ve ortalama bir kişinin günde 156 dakika kısa video izlediği söyleniyor. “Bilgi aşırı yüklenme teorisine” göre çok fazla kısa video tüketimi sırasında beyin sürekli olarak aşırı görsel ve işitsel bilgiyi işlemek için daha fazla bilişsel kaynak ayırmak zorunda kalıyor ve bu da aşırı yüklenmeye neden oluyor. Bu durum, araştırma kapsamında test edilmek istendiği gibi bilginin kodlanması, depolanması ve geri çağrılmasında doğruluğun azalmasına neden oluyor. Özellikle Oxford Üniversitesinin yılın kelimesi olarak “Beyin Çürümesi”ni seçmesi durumun uzun vadede ciddiyetini açıklıyor.
Çalışma, düzenli egzersiz yapmanın çalışma belleği üzerindeki etkilerini de inceliyor. Çalışma belleği, bilgiyi kısa süreliğine zihinde tutmayı ve aktif olarak işlemeyi sağlıyor. Mevcut çalışmalar günlük egzersiz alışkanlığı olan bireylerin düşük veya hiç egzersiz alışkanlığı olmayan bireylere göre daha iyi bilişsel performans ve daha yüksek nöral verimlilik gösterme eğiliminde olduğunu gösteriyor. Ayrıca internet bağımlılığı üzerine yapılan çalışmalar, fiziksel egzersiz durumu ile bağımlılık eğilimleri arasında yakın bir ilişki olduğunu öne sürüyor.
Deney erkek üniversite öğrencileriyle yapıldı
Mevcut araştırmaların bulgularına dayanarak yapılan bu yeni çalışma, uzun vadeli egzersiz alışkanlıklarının aşırı kısa video izleyen kişilerde çalışma belleği yeteneğini düzenlemede ve geliştirmede nasıl bir etkisi olduğunu inceliyor. Çalışmaya daha önce kardiyovasküler hastalık veya spor yaralanması geçirmeyen, bilişsel ve nörolojik fonksiyonları test eden başka deneylere eş zamanlı olarak katılım sağlamayan, görme veya işitme problemi olmayan erkek üniversite öğrencileri dahil edildi. Hangi katılımcıların aşırı kısa video izleme eğiliminde olduğunu ölçmek için “Sorunlu Kısa Video Kullanımı Ölçeği” uygulandı. Ölçekten yüksek puan alan toplam 262 üniversite öğrencisi “sorunlu kısa video kullanımı” kategorisine alınarak deneye tabi tutulmak üzere seçildi.
Araştırmacılar öz bildirim yanlılığını ortadan kaldırmak için 262 katılımcının resmi mobil uygulama kayıtlarını topladı. Öz bildirim yanlılığı, kişilerin kendi davranışları ve alışkanlıkları hakkında bilgi verirken kasıtlı veya kasıtsız olarak hatalı beyanda bulunma eğilimi. Bunu engellemek için katılımcılardan dahili mobil sistem kullanım istatistiklerinden 1 aylık günlük ekran süreleri (yalnızca video oynatma), zorunlu beden eğitimi dersleri hariç fitness takip uygulamalarından elde edilen egzersiz alışkanlık verileri toplandı. Bu aşamada toplam 180 katılımcı, 1 aydan az kısa video kayıt verisinin eksik olması, 3 aydan az egzersiz kayıt verisinin eksik olması sebebiyle saf dışı bırakıldı. Bu eleme aşamasından sonra 82 katılımcıyla çalışma sürdürüldü.
George Kelley’in aşırı gruplandırma yöntemi kullanıldı
Deneyin ilk aşamasında aşırı kullanım gösteren 82 katılımcının tamamı, ortalama günlük kısa video izleme süresine göre sıralandı. George Kelley’in aşırı gruplandırma yöntemini kullanılarak katılımcılar düşük video grubu, orta video grubu ve yüksek video grubu olarak üç gruba ayrıldı. Düşük video grubundakilerin günde ortalama 2,16 saat kısa video izlediği tespit edildi. Orta video grubundakiler günde ortalama 4.24 saat kısa video izlerken yüksek video grubu günde ortalama 6.17 saat kısa video izlediği belirlendi.
İkinci adımda her video kullanım grubundaki katılımcıların son 3 ay içindeki egzersiz sıklığı ve süresine göre yüksek egzersiz, düşük egzersiz ve egzersiz yapmayan olarak gruplara ayrıldı. Çalışma belleği yani bilgiyi kısa süreliğine zihinde tutan ve aynı anda bu bilgi üzerinde işlem yapmayı sağlayan sistem, “2-back” denilen yöntemle değerlendirmeye alındı. Deney öncesinde katılımcıların başına fNIRS (fonksiyonel yakın kızılötesi spektroskopi) cihazı takıldı. Bu yöntemle beynin bilişsel kontrol ve karar verme süreçlerinden sorumlu bir bölge “prefrontal korteks”teki kan akışı izlendi.
Öğrencilere gösterilen ekranda 1’den 9’a kadar rakamlar belli aralıklarla tek tek gösterilmeye başlandı. Katılımcılardan istenen görev, ekranda gördükleri yeni rakamın tam iki adım öncesinde gösterilen rakamla aynı olup olmadığını kontrol etmeleriydi. Eğer rakam eşleşiyorsa F tuşuna, eşleşmiyorsa J tuşuna basmaları söylendi. Bu süreçte katılımcıların karar verme hızları ve doğruluk oranları performans ölçütü olarak kaydedildi.
Performans analizleri ve beyin kan akışı incelemeleri, kısa video tüketimi ile fiziksel egzersiz arasındaki doğrudan ilişkiyi ortaya koydu. Bulgulara göre, video izleme süresi arttıkça çalışma belleği doza bağlı olarak zayıflıyor; buna karşılık düzenli egzersiz alışkanlığı ise beyindeki nöral aktivasyonu verimli hale getirerek performansı artırıyor. Test sonuçlarına göre en başarılı performansı az video izleyen ve spor yapanlar sergilerken, hiç video izlemeyen ve egzersiz yapmayanlar da bilgi yüklemesine maruz kalmadıkları için hızlı tepki süreleriyle öne çıktı.
Bir diğer bulgu aşırı video tüketen ancak yeterli düzeyde egzersiz yapanların, spor sayesinde testte başarı göstermesi oldu. Düzenli egzersiz yapmayanlar en çok hata yapan grup oldu. Tüm bu veriler, düzenli fiziksel aktivitenin aşırı ekran süresinin yol açtığı zihinsel tahribatı ve bellek eksikliklerini hafiflettiğini kanıtlıyor.
Kaynak: Frontiers in Psyhcology

