Ana SayfaYaşamSağlıkÜlkeler şekerli içeceklere ek vergiler uyguluyor 

Ülkeler şekerli içeceklere ek vergiler uyguluyor 

Halk sağlığı yetkililerinin beslenmeye bağlı hastalıkları azaltırken karşılaştığı zorluklardan biri, şekerli içeceklerin dünya genelinde kolay ve düşük maliyetle erişilebilir olması. Bu yükü hafifletmek amacıyla Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Amerikan Kalp Derneği gibi kuruluşlar, hükümetlere şekerle tatlandırılmış içeceklere vergi uygulamalarını tavsiye ediyor. ABD’deki Tufts Üniversitesine bağlı Gerald J. ve Dorothy R. Friedman Beslenme Bilimi ve Politikası Okulu bünyesindeki Food is Medicine Enstitüsü tarafından yürütülen yeni bir araştırma, bu politikanın dünya genelinde giderek daha hızlı benimsendiğini ortaya koydu. Araştırmaya göre, 1990 ile 2024 yılları arasında 64 ülke sağlık amacıyla şekerli içecek vergisi uygulamasını yürürlüğe koydu (3,5 milyar insanı kapsıyor). 

Şekerli içeceklerin ek olarak vergilendirmesi uygulamasına Güney Asya öncülük ediyor. Bölgedeki ülkelerin yüzde 50’si şekerli içecek vergisi uygularken, Güneydoğu ve Doğu Asya ülkeleri yaklaşık yüzde 48 ile Güney Asya’yı takip ediyor. 

Araştırmacılar ayrıca, yüksek gelirli ülkelerin yüzde 29’unun bu tür vergileri benimsediğini tespit etti. Buna karşılık, en düşük benimseme oranı yüzde 17 ile Orta ve Doğu Avrupa ile Orta Asya ülkelerinde görüldü. 

Türkiye’de tüm şekerli içecekleri kapsayan vergi olmazken ÖTV (Özel Tüketim Vergisi) kapsamında kola/gazoz ve bazı şekerli içeceklere yönelik bir vergi bulunuyor. ÖTV, malın ithalinde ya da üretilen malın ilk alıcısına tesliminde uygulanıyor.

Çalışma, The Lancet Global Health dergisinde yayınlandı.

Vergilerin benimsenmesini ne belirliyor?

Şekerli içecek vergilerinin ülkeler arasında neden farklı oranlarda benimsendiği araştırıldı.  Yeni çalışmada araştırmacılar, Tip 2 diyabet ve obezite yükünün ülkelerin bu vergileri kabul etmesinde etkili olduğunu fakat şekerli içecek tüketim oranlarının belirleyici olmadığını ortaya koydu.

Makalenin ilk yazarı, Meksika’daki Instituto Nacional de Ciencias Médicas y Nutrición Salvador Zubirán’da görev yapan Lizbeth Moreno Loaeza, şu değerlendirmede bulundu:

“Şaşırtıcı şekilde, şekerli içecek tüketim oranları ile ülkelerin bu ürünleri vergilendirme kararı arasında anlamlı bir ilişki bulunmadı. Bu da kararların daha çok hastalık yükleri tarafından şekillendirildiğini gösteriyor. Daha yüksek sosyal ve sağlık gelişmişliğine sahip ülkelerin, ekonomik zenginliklerinden bağımsız olarak bu vergileri uygulama olasılığının daha düşük olduğunu da gördük. Nedeni, bu ülkelerin genellikle daha güçlü sağlık sistemlerine sahip olmaları ve beslenmeye bağlı hastalık oranlarının daha düşük seyretmesi olabilir.”

Araştırma kapsamında 183 ülkeye ait 1990-2024 dönemini kapsayan çok sayıda küresel veri seti incelendi. Bunlar arasında Global Dietary Database, Global Burden of Disease Study, Non-Communicable Disease Risk Factor Collaboration ve Dünya Bankası verileri yer aldı. Araştırmacılar, sağlık amaçlı şekerli içecek vergilerinin özelliklerini ve bu vergilerin benimsenmesiyle ilişkili faktörleri belirlemeye çalıştı.

Vergiler ülkeden ülkeye nasıl değişiyor?

Vergi özellikleri, Dünya Bankası, Dünya Sağlık Örgütü ve Kuzey Carolina Üniversitesi verileri kullanılarak belirlendi. İncelenen dönemde bu vergileri yürürlüğe koyan 64 ülkede vergi oranlarının ülkelere göre yüzde 1 ile yüzde 34 arasında değiştiği görüldü. Bölgesel düzeyde ise oranlar yüzde 5 ile yüzde 17 arasında değişirken, en yüksek medyan vergi oranları Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da kaydedildi.

1990’dan 2024’e kadar sağlık amacıyla şekerli içecek vergilerine tabi tutulan toplam küresel nüfus

Çoğu ülke şekerli içecekleri fiyat ya da hacim temelinde vergilendiriyor. Sadece küçük bir kısmı vergi oranını içeceğin şeker içeriğine bağladı. Araştırmacılara göre bu yöntem en etkili yaklaşım olabilir; çünkü içecek üreticilerini ürünlerindeki şeker miktarını azaltmaya teşvik ediyor.

Araştırma ayrıca dikkat çekici bir eksikliğe de işaret etti. Vergilerin temel gerekçesi halk sağlığını korumak olmasına rağmen, ülkelerin yalnızca yüzde 13’ü elde edilen vergi gelirlerini sağlık programlarına yönlendirdi. Araştırmacılar bunu, kamu yararını artırma konusunda kaçırılmış önemli bir fırsat olarak değerlendiriyor.

Tufts Üniversitesi ve Global Dietary Database araştırmacılarının 2025 yılında Nature Medicine dergisinde yayınladığı bir çalışmaya göre, şekerli içecekler dünya genelinde her yıl yaklaşık 2,2 milyon yeni diyabet vakası ve 1,2 milyon yeni kalp-damar hastalığı vakasına katkıda bulunuyor. Veriler, tüketimi azaltmaya yönelik politikaların halk sağlığı açısından ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor.

Kaynak: The Lancet Global Health 

Son İçerikler