Yarasalar, Ebola ve koronavirüsler gibi birçok zoonotik (hayvanlardan insanlara geçen) virüs için doğal rezervuar görevi görüyor. Doğal rezervuar, enfeksiyona yol açan patojen mikroorganizmaların (virüs, bakteri, parazit) yaşadığı, çoğaldığı yerlere (insan, hayvan, toprak, su vb.) deniyor. Bu patojenler; yarasalarla doğrudan temas, vücut sıvıları, kontamine olmuş gıda ve su kaynakları ya da ara konakçı hayvanlar aracılığıyla insanlara bulaşabiliyor. Riskleri azaltmak için, popülasyon itlafı veya bireysel aşılama gibi denemeler yapılıyor. Ancak bu yöntemler genellikle etkisiz kalıyor, uygulanması zor oluyor ve üstelik ekosistemlere zarar verebiliyor.
Science Advances dergisinde yayınlanan yeni bir çalışmada ise Çinli bilim insanları, sivrisinekleri ve tuzlu su tuzaklarını kullanarak yeni bir aşılama yöntemi geliştirdi. Yöntemin temelindeki mantık oldukça basit görünüyor; yarasalar sivrisinekleri yiyor, sivrisinekler yarasaları ısırıyor ve pek çok memeli gibi yarasalar da tuza karşı büyük bir ilgi duyuyor.
Bilim insanları bu sistemi çalıştırmak için, kuduz gibi virüslerin proteinlerini taşıyacak şekilde mühendislik teknikleriyle tasarlanmış rekombinant veziküler stomatit virüsü (rVSV) tabanlı aşılar geliştiriyor.
Araştırmacılar, laboratuvar ortamında yetiştirilen sivrisinekleri aşı içeren kanla besledi ve ardından doğada üremelerini engellemek amacıyla X-ışınlarıyla sterilize etti. Daha sonra, yarasaları çekmek için tuzlu sis püskürten özel tuzaklar inşa edildi. Yarasalar, gelişmiş koku duyuları sayesinde bu tuzakları keşfettiklerinde, içinde aşı bulunan tuzlu çözeltiyi içti.
Mağara simülasyonu ve deneyler yapıldı
Makale yazarları, geliştirdikleri aşıyı test etmek için doğal bir mağara ortamını taklit eden geniş ve kapalı bir alan oluşturdu. İki farklı yarasa türünün popülasyonlarının yer aldığı alana aşı taşıyan sivrisinekler salındı.

Tuzlu su tuzakları için ise araştırmacıların amacı sadece yarasaların ilgisini çekip çekmeyeceğini test etmekti. Bu nedenle gerçek bir mağaraya yerleştirilen tuzaklarda aşı yerine tetrasiklin (çeşitli bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde kullanılan bir ilaç sınıfı) kullanıldı.
Yarasaların kapalı ortama yerleştirildikten birkaç hafta sonra kan örnekleri alındı, kuduza karşı antikor geliştiği gözlemlendi; yani yarasalar bağışıklık kazanmıştı. Ayrı bir test grubunda, bazı yarasalara aşı oral yolla verildi ve bu hayvanlarda da benzer bir bağışıklık tepkisi tespit edildi. Deneyin son aşamasında, her iki gruptaki yarasalara kuduz virüsü enjekte edildi. Aşılanan yarasaların çoğu hayatta kalırken, aşılanmamış yarasaların tamamı öldü.
Tuzlu su tuzakları da benzer şekilde başarılı sonuçlar verdi; incelenen taze yarasa dışkılarının yüzde 85’inde tetrasiklin belirtecine rastlanması, yarasaların bu tuzaklardan su içtiğini kanıtladı.
Bilim insanları, bu yaklaşımın koronavirüsler gibi diğer yarasa kaynaklı virüslere de uyarlanabileceğini ileri sürüyor. Ancak yöntemin kontrollü deneylerden çıkıp doğada uygulanabilmesi için önce düzenleyici ve güvenlik engellerinin aşılması gerekiyor.
Kaynak: Science Advances

