İsveç’te yapılan bir nüfus çalışması, otizm spektrum bozukluğunun (OSB) erkeklerde kadınlara göre çok daha sık görüldüğü yönündeki yerleşik algının zamanla zayıfladığını ortaya koydu. BMJ’de yayınlanan araştırmaya göre, 1985-2020 yılları arasında doğan yaklaşık 2,76 milyon çocuğun verileri incelendi ve 2022 sonuna kadar 78 bin 522 kişiye OSB tanısı konduğu belirlendi. Bu da toplam grubun yaklaşık yüzde 2,8’ine karşılık geliyor.
Araştırmanın en dikkat çekici bulgusu, tanı alan erkek ve kadın sayıları arasındaki farkın yıllar içinde giderek kapanması. Geçmişte otizmin erkeklerde kızlara oranla yaklaşık dört kat daha sık görüldüğü kabul ediliyordu. Ancak İsveç verileri, bu oranın özellikle ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde hızla düştüğünü gösteriyor. Önceki yıllarda otizmin erkeklerde kızlara göre yaklaşık 4 kat daha sık görüldüğü kabul edilirken, İsveç verileri bu farkın hızla kapandığını gösteriyor. Çalışmaya göre 2022 itibarıyla 20 yaşına ulaşmış bireylerde tanı alan her 1 kadına karşılık yalnızca 1,2 erkek bulunuyor. Yani erkeklerin belirgin üstünlüğü neredeyse ortadan kalkmış durumda. Araştırmacılar bu eğilim devam ederse, 2024 civarında 20 yaş grubunda neredeyse tam eşitliğe ulaşılabileceğini öngörüyor.
Kız çocuklarına daha geç tanı konuyor
Araştırmacılar değişimi “yaş-dönem-kohort analizi” adı verilen istatistiksel bir yöntemle inceledi. Bu yaklaşım, tanı yaşını, tanının konduğu takvim yılını ve kişinin doğduğu kuşağı birlikte değerlendirerek eğilimleri ortaya koymayı amaçlıyor. Sonuçlar, hem erkeklerde hem de kadınlarda OSB tanı sıklığının her yeni doğum kuşağında arttığını gösteriyor. Erkeklerde en yüksek tanı oranı 10-14 yaş arasında görülürken, kadınlarda zirve 15-19 yaş grubunda ortaya çıkıyor. Bu da kız çocuklarının genellikle daha geç yaşlarda tanı aldığını düşündürüyor.
Araştırmacılara göre bu farkın önemli nedenlerinden biri, tanı kriterlerinin zaman içinde genişlemesi. 1990’lara kadar yalnızca daha ağır belirtilerle seyreden “klasik otizm” tanımlanırken, ICD-10 ve DSM gibi sınıflandırma sistemlerinin güncellenmesiyle birlikte daha hafif belirtiler de “otizm spektrumu” içine alındı. Ayrıca İsveç’te çocukların erken yaştan itibaren düzenli sağlık kontrollerinden geçmesi ve okul çağında bilişsel ve sosyal becerilerinin izlenmesi, tanıların artmasında etkili oldu.
Çalışmanın yazarları, kız ve kadınların genellikle belirtileri daha iyi maskeleyebildiğini veya farklı şekilde ifade ettiğini, bu yüzden daha geç fark edildiklerini vurguluyor. Bu bulgu, otizmin cinsiyet dağılımına dair anlayışın yeniden gözden geçirilmesi gerektiğine işaret ediyor ve özellikle kız çocukları ile kadınlarda erken tanı ve destek mekanizmalarının güçlendirilmesi çağrısını beraberinde getiriyor.
Kaynak: BMJ

