Yunanistan’ın güneyindeki Mora yarımadasında yaşayan Deep Maniotlar üzerinde yapılan genetik analiz, Avrupa’daki genetik açıdan en ayırt edici topluluklardan biri olduğunu gösterdi. Çalışma, bu kapalı ve ataerkil toplumun kökenlerinin Tunç Çağı’na kadar uzandığını gösteriyor.
Mora yarımadasının en güney uçlarında yaşayan bu topluluğun, bin yıldan uzun süredir genetik bakımdan izole kaldığı ve atalarının Tunç Çağı Yunanları ile Bizans dönemi Romalılarına dayandığı belirlendi. Araştırmacılara göre, uzun süreli izolasyon ve katı ataerkil klan yapısı, Deep Maniotların son bin 400 yıl içinde benzersiz bir genetik yapı geliştirmesinde belirleyici rol oynadı.

Mani bölgesi, Yunanistan anakarasından güneye doğru uzanan üç yarımadanın ortasında yer alıyor. Antik çağlarda bu bölge, MÖ 7. yüzyılda Sparta tarafından yönetilen Lakonia bölgesinin bir parçasıydı. Peloponez’in (yani Mora) büyük bir bölümü, MS 6. yüzyılda Slav topluluklarının istilalarıyla ciddi demografik değişimler yaşarken Mani yarımadası (Mora yarımadasında hem coğrafi hem kültürel bir bölge olarak kabul edilir) bu süreçten büyük ölçüde etkilenmedi. Yarımadanın en güneyinde yaşayan Deep Maniotlar, zamanla Yunanistan’ın geri kalanından coğrafi ve kültürel olarak izole oldu.
Göç Dönemi’nden de etkilenmediler
Oxford Üniversitesi Doğa Tarihi Müzesi’nden zoolog Leonidas-Romanos Davranoglou öncülüğündeki çalışma, 4 Şubat’ta Communications Biology dergisinde yayınlanan bir makaleyle duyuruldu. Araştırmacılar 100’den fazla günümüz Deep Maniot bireyinin DNA’sını analiz etti. Sonuçlar, topluluğun uzun süreli izolasyon nedeniyle adeta bir “genetik ada” oluşturduğunu ortaya koydu.

Avrupa’da MS 300–700 yılları arasını kapsayan ve “Göç Dönemi” denilen süreçte, Germen kabileleri, Vizigotlar, Hunlar ve erken dönem Slav toplulukları kıta genelinde yaygın göçler gerçekleştirdi. Bu hareketlerin yalnızca bir kısmı tarihsel kaynaklara yansıdı.
Antik DNA çalışmaları, bu dönemdeki nüfus dalgalarını giderek daha ayrıntılı biçimde ortaya koyarken; tarihsel, dilbilimsel ve arkeolojik kanıtlar, Göç Dönemi’ndeki bu hareketlerin Deep Maniotları büyük ölçüde etkilemediğine işaret ediyor. Davranoglou öncülüğündeki bilim insanları bu durumu açıklığa kavuşturmak için modern Maniotların DNA’sını inceledi.
Araştırmacılar, paternal (baba hattı) kökene sahip 102 Deep Maniot bireyin Y kromozomu üzerindeki genetik belirteçlerini analiz etti. Ayrıca, maternal (anne hattı) kökene sahip 50 bireyin mitokondriyal DNA dizileri de çalışmaya dahil edildi.

Analizler, Deep Maniotlarda Kafkasya kökenli, yaklaşık 28 bin yıl önce ortaya çıkmış nadir bir baba soyunun olağanüstü yüksek bir sıklıkta bulunduğunu gösterdi. Ayrıca, Deep Maniot DNA’sında, Göç Dönemi sırasında Germen ve Slav topluluklarıyla ilişkilendirilen yaygın genetik soyların izlerine rastlanmadı. Buna karşın, bu soylar günümüz ana kara Yunan popülasyonlarında yaygın olarak bulunuyor.
Araştırmacılara göre bu bulgular, küçük nüfuslarda genetik çeşitliliğin azalmasına yol açan genetik sürüklenmenin, Deep Maniotların baba soyunu şekillendirmede önemli bir rol oynadığını gösteriyor. Böylece, antik Balkanlar ve Batı Asya’ya dayanan; Tunç Çağı, Demir Çağı ve Roma dönemi Yunanca konuşan topluluklarla güçlü bağları olan bir paternal genetik ada ortaya çıkmış durumda.
Anne soylarını yansıtan mitokondriyal DNA analizleri ise daha karmaşık bir tablo sundu. İncelenen 50 Deep Maniot bireyde 30 farklı maternal soy tespit edildi. Bu soyların çoğu, Batı Avrasya’daki Tunç ve Demir Çağı topluluklarıyla bağlantılıydı. Ancak bazı soyların yalnızca Deep Maniotlara özgü olduğu ve günümüz Avrupa popülasyonlarında yakın bir eşleşmeye sahip olmadığı görüldü.

Çalışmanın ortak yazarlarından, European University Cyprus’tan epidemiyolog Alexandros Heraclides, “Bu örüntüler, erkek soylarının yerel olarak kök saldığı, buna karşılık sınırlı sayıda kadının dış topluluklardan içeri alındığı güçlü bir ataerkil toplum yapısıyla uyumlu.” dedi.
Hem baba hem anne soylarında ayrıca bir kurucu etki saptandı. Kurucu etki, yeni bir topluluğun daha büyük bir popülasyondan yalnızca çok küçük bir grubun ayrılmasıyla oluşması ve zamanla genetik olarak belirgin biçimde farklılaşması anlamına geliyor.
Genetik veriler, Deep Maniotların baba atalarında MS 380–670 yılları arasında bir kurucu etki yaşandığını gösteriyor. Bunun sonucunda, günümüzde Maniot erkeklerinin yüzde 50’den fazlası, 7. yüzyılda yaşamış tek bir erkek ataya dayanıyor. Anne soylarında ise MS 540–866 dönemine tarihlenen benzer bir daralma tespit edildi; bu da hem anne hem baba soylarının yaklaşık aynı dönemde küçüldüğünü düşündürüyor.
Fotoğraflar: Leonidas-Romanos Davranoglou
Kaynak: Communication Biology

