Ana SayfaYaşamSağlıkLösemi tedavisinde nakil kriterleri esneyebilir 

Lösemi tedavisinde nakil kriterleri esneyebilir 

Dünya genelinde yaklaşık 1,7 milyon kişide görülen lösemi (kan kanseri), kemik iliğinde kan üreten hücrelerin kontrolsüz ve anormal bir şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkan bir hastalık olarak biliniyor. Bozulmuş ve kanserli hücre üreten kemik iliğini temizlemek, yüksek dozlu ilaçların yok ettiği sağlıklı kan yapımını yeniden başlatmak ve bağışıklık sistemini yenileyerek hastalığın tekrar etmemesini önlemek amacıyla lösemi hastaları kök hücre (kemik iliği) nakli oluyor. Şimdiye kadar kök hücre nakli için donörün genetik olarak yakın olmasının çok daha iyi olduğu görülüyordu. Miami Üniversitesi Miller Tıp Fakültesinden Dr. Antonio Martin Jimenez Jimenez öncülüğünde yürütülen araştırmaya göre kök hücre donörü bulunmayan kan kanseri hastalarının düşünülenin aksine daha fazla nakil seçeneğine sahip olabileceği ortaya çıktı.  

Çalışma kapsamında Ulusal İlik Bağışçısı Programı tarafından desteklenen ve Uluslararası Kan ve İlik Nakli Araştırma Merkezi aracılığıyla yürütülen çok merkezli bir faz 2 klinik denemesi olan ACCESS çalışmasının sonuçları incelendi. Araştırmacılar, uyumsuz veya akraba olmayan donörlerden periferik kan kök hücreleri kullanarak allojenik hematopoetik hücre nakli geçiren 268 kişi analiz edildi. Hastaların bir bölümüne genetik özellikleri büyük ölçüde örtüşen donörlerden, bir bölümüne ise daha düşük genetik uyuma sahip donörlerden kök hücre nakli yapıldı. Daha düşük uyumlu donörlerin büyük çoğunluğunda hastayla sekiz genetik eşleşme sonrası altısının uyuştuğu görüldü. Tüm hastalara, nakil sonrası bağışıklık sisteminin donör hücrelerine saldırmasını önleme amacıyla post-transplant-siklofosfamid (PTCy) tedavisi uygulandı.  

Olumlu sonuçlar elde edildi

Sonuçlar, genetik ölçüde büyük ölçüde uyumlu donörlerden nakil yapılan hastaların yüzde 78,6’sının hayatta olduğu görüldü. Genetik uyumu daha düşük donörlerden oluşan nakil grubunda ise bu oran yüzde 85,6 olarak kaydedildi. Düşük uyumlu donörlerden nakil yapılan hastalarda nakil sonrası görülebilen ciddi bağışıklık sistemi komplikasyonlarından GVHD’nin oranları da daha düşük seyrettiği belirtildi.  

Jimenez Jimenez, “Bu çalışma, hastaların ve doktorların modern nakilden beklediği sonuçları korurken, donör seçeneklerini genişletebileceğimize olan inancımızı artırıyor.” dedi.  

Araştırmacılar, nüks ve kronik GVHD sonuçlarını anlamak için daha kapsamlı araştırmaların yapılması gerektiğini belirtti. Doktorlar, donör eşleştirmesini katı kurallar kümesi olarak görmek yerine, her hasta için en iyi donörü neyin sağladığına dair daha geniş seçenekler oluşturduğunu düşünüyor.  

Kaynak: Blood Advances  

Son İçerikler