Dünya Sağlık Örgütüne göre dünya genelinde iki milyar kişiyi etkileyen miyop, uzaktaki nesneler bulanık görülürken yakındaki nesneleri net görebilme durumu. Miyopun, dijitalleşme ve ekran bağımlılığı sebebiyle 2050 yılına kadar yaklaşık beş milyar kişiyi etkileyeceği öngörülüyor. Miyop tedavisinde LASIK (lazer ile göz çizdirme ameliyatı) ve kontakt lensler oldukça sık tercih edilse de; yaşam kalitesi, memnuniyet oranları ve göz kuruluğu gibi faktörler açısından hangisinin daha güvenilir ve konforlu olduğu uzun yıllardır tartışılıyor. Kahire Üniversitesi Tıp Fakültesinden Maisara Shehab öncülüğünde yürütülen araştırmada yaygın olarak kullanılan bu yöntemler hastalardan alınan bilgi ve geri dönüşlerle karşılaştırıldı.
PRISMA yönergelerine uygun olarak yürütülen araştırma kapsamında bin 275 lazer ameliyatı olan ve 866 kontakt lens kullanan toplam iki bin 141 katılımcının verileri incelendi. Lazer ameliyatının korneayı yeniden şekillendirerek uzun süreli görme netliği sunduğu belirtilirken, cerrahi bir işlem olduğu için düşük de olsa komplikasyon riski barındırdığı bildirildi. Öte yandan kontakt lensler; kolay, esnek ve geri dönüşümlü bir seçenek olarak öne çıkarken, hijyen kurallarına uyulmazsa ciddi göz enfeksiyonlarına sebep olabileceği ve yıllık bakım, lens masrafları bakımından uzun vadede pahalı olabileceği eklendi.
Yaşam kalitesi ve hasta memnuniyeti
Araştırmalar, her iki yöntemin avantaj ve dezavantajlarını gösterse de yeni yapılan meta analizi çalışmasına göre lazer ameliyatı olan hastaların yüzde 88’i, kontakt lens kullananların ise yüzde 54’ü tercih ettikleri yöntemden memnun kaldıklarını belirtiyor. Katılımcılar, cerrahi bir işlem gerektirmemesi, değişen göz numaralarına kolayca uyum sağlayabilmesi ve istenildiği an bırakılabilmesi gibi olanaklardan dolayı kontakt lensi tercih ederken, başlangıçta daha maliyetli bir işlem olsa da 10 yılı aşkın bir süre boyunca kalıcı görme netliği oluşturması sebebiyle lazer ameliyatı tercih ediyor.
Katılımcılar tarafından yaşam kalitesi ve hasta memnuniyeti açısından lazer ameliyatı daha konforlu bulunsa da, hastaların en çok karşılaştığı yan etki olan ”göz kuruluğu” bakımından iki farklı senaryo ortaya kondu.
Araştırmacılara göre her iki tedavinin de belirli yan etkileri ve riskleri bulunuyor. Veriler, cerrahi bir işlem olan lazer ameliyatından sonra gerçekleşebilecek komplikasyon oranının yüzde 6 ila 9 arasında değiştiğini gösterirken, kontakt lens kullanımında aşınma ve enfeksiyon gibi komplikasyonların görülme sıklığının yüzde 19 olduğunu bildirildi.
Öte yandan, gözyaşı miktarının yetersiz olması veya gözyaşının kalitesinin bozulmasıyla göz yüzeyinin yeterince nemlenememesi sonucu gözde batma, yanma veya kızarıklığa yol açtığı bilinen kuru göz sendromunun görülme sıklığının lazer ameliyatı olanlar ve kontakt lens kullananlar arasında değişiklik gösterdiği görüldü. Lazer ameliyatı olan hastalarda korneadaki sinirlerin işlem sırasında etkilenmesine bağlı olarak ameliyat sonrası ilk dönemlerde kuru göz sendromunun görülme sıklığının yüzde 50 ile yüzde 58 arasında değiştiği görülürken, uzun süreli kontakt lens kullanımında gözyaşı filminin zarar görmesine bağlı olarak hastaların yüzde 71’inde kronik göz kuruluğu yaşandığı belirtildi.
Uzmanlar kararın kişiye bağlı olduğunu vurguluyor
Çalışmayı yürüten bilim insanları, elde edilen bulgular kapsamında her iki yöntemin de kendine göre avantajları ve dezavantajları olduğunu belirtti. Lazer ameliyatının uzun süreli rahatlık sağlasa da ameliyat sonrası yan etkiler barındırdığı, kontakt lenslerin ise uygulanabilirliğine karşı uzun süreli bakım yükümlülüğü ve hijyen kurallarına uyulmadığı takdirde enfeksiyon riski içerdiği belirtildi.
Uzmanlar, kişisel deneyimlerdeki değişkenlikleri göz önünde bulundurduğunda en doğru tedavinin hem bilimsel kanıtlara hem de hastanın göz sağlığı değerlerine dayanan kişiselleştirilmiş bir hasta danışmanlığına hem de hastaların yaşam tarzlarına uygun bir tedavinin gerçekleştirilmesi gerektiğini öneriyor.
Kaynak: Eye and ENT Research

