Rutgers Üniversitesi araştırmacıları, sosyal medya kullanımının gençlerde zararlı kimyasal maruziyetini nasıl artırdığını anlamak için bir çalışma gerçekleştirdi. Emily Barrett liderliğindeki araştırmacılar, New Jersey’de 2024-2025 yıllarına ait 143 lise öğrenci verilerini inceledi. Journal of Exposure Science & Environmental Epidemiology dergisinde yayınlanan makalenin araştırmacıları, Princeton Lisesi’ndeki öğrencilere son 24 saatlik ürün kullanımlarını ve sosyal medya alışkanlıklarını soran bir anket uyguladı. Çalışma, sosyal medya kullanımının hormon bozucu ve kanserojen maddeler içeren kişisel bakım ürünlerinin kullanımını artırdığını gösteriyor.
Araştırmacılar, ergenlik dönemindeki gençlerin alışkanlıklarını en iyi akranlarının anlayabileceğini düşünerek Princeton Lisesi öğrencileri Gabrielle Kaputa ve Vita Moss-Wang’i çalışmaya dahil etti. Öğrenciler, anket sorularının hazırlanmasında ve sosyal medya bölümlerinin eklenmesinde aktif rol aldı. Veri toplama sürecinde öğrencilere son 24 saatteki ürün kullanımları soruldu. Ayrıca takip ettikleri sosyal medya platformları ve izledikleri içerikler ankete dahil edildi. Kullanılan ürünlerin içeriklerini doğrulamak amacıyla öğrencilerden ürünlerin fotoğraflarını içerik okuyucu sisteme yüklemeleri istendi.
Ürünlerin içeriklerini okumuyorlar
Araştırma, sosyal medyanın gençlerin ürün kullanım miktarını doğrudan etkilediğini gösteriyor. Kendi markası olan influencer’ları takip eden gençler, takip etmeyenlere göre yüzde 30 daha fazla ürün kullanıyor. Saç bakımı veya güzellik videoları izleyenlerde ise bu oran yüzde 40’a ulaşıyor. Bu durum, sosyal medyanın gençlerin tüketim alışkanlıklarını değiştirdiğini ve zararlı kimyasallara maruz kalma riskini artırdığını ortaya koyuyor.
Çalışmada cinsiyetler arası kullanım farkları öne çıkıyor. Genç kızlar günde ortalama 14 farklı ürün kullanırken erkeklerde bu sayı 7 civarında kalıyor. Sabun, diş macunu ve şampuan gibi temel ürünlerin kullanımı neredeyse herkeste aynı görülüyor. Kızların kozmetik ve bakım ürünlerine olan ilgisi ise toplam sayıyı artırıyor. Gençlerin toplam ürün kullanım seviyeleri, yetişkinler üzerinde yapılan benzer çalışmalarla kıyaslandığında yüksek çıkıyor.
Kullanılan ürünlerin çoğu, hormon bozucu olarak adlandırılan fitalat, paraben ve fenol gibi kimyasallar içeriyor. Hormon bozucular, vücudun doğal hormon sistemini taklit ederek veya engelleyerek biyolojik süreçleri bozabilen maddelerdir. Ergenlik dönemi, hormonal sistemin hızlı geliştiği ve değiştiği hassas bir süreç olduğu için bu yaşlarda söz konusu kimyasallara maruz kalmak ileride sağlık sorunlarına yol açma riski taşıyor.
Öğrencilerin yüzde 19’unun ürün alırken içerik listesine baktığı gözlemleniyor. Sağlıklı ürünleri ayırt etmeye yarayan uygulama veya internet sitelerini kullananların oranı yüzde 5’te kalıyor. Araştırma, gençlerin çoğunun kullandıkları ürünlerin içinde ne olduğunu bilmeden veya potansiyel riskleri değerlendirmeden seçim yaptığını gösteriyor.
Araştırma; doğal, toksik olmayan veya çevre dostu etiketlerini arayan öğrencilerin daha az ürün tükettiğini gösteriyor. Bu kriterlere dikkat eden gençler, etmeyenlere göre yüzde 38 oranında daha az ürün kullanıyor. İçerik konusunda bilinçli olmak, sadece daha güvenli ürün seçmeyi sağlamıyor, aynı zamanda kullanılan ürün miktarını azaltarak vücuda giren toplam kimyasal yükü düşürüyor.
Öğrencilerin yüzde 57’si son bir gün içinde parfüm veya kokulu ürün kullandığını belirtiyor. Parfümler, etiketlerde açıkça yazılmayan ancak hormon sistemini etkileyen fitalat isimli kimyasalları barındırıyor. Fitalatlar, kokunun kalıcılığını artıran plastikleştirici maddeler olarak biliniyor ve deri yoluyla vücuda kolayca emilebiliyor.
Araştırmaların daha geniş ve farklı sosyoekonomik grupları kapsayacak şekilde büyütülmesi planlanıyor. Araştırmacılar, sosyal medyanın sadece tüketimi artırmak için değil, aynı zamanda gençlere daha güvenli ürün seçimleri aşılamak için bir eğitim aracı olarak kullanılabileceğini düşünüyor.
Kaynak: Journal of Exposure Science & Environmental Epidemiology

