Yeni çalışmada “Raphus cucullatus” olarak da bilinen, şaşkın veya bilişsel kapasitesi yetersiz olduğu sanılan dodo kuşlarının aslında zeki canlılar olduğunu kanıtlandı. Ayrıca çalışma, dodo kuşlarının yaşadığı dönemde sadece gündüzleri değil geceleri de faaliyetlerini sürdürdüğünü öne sürüyor.
Mauritias adasına özgü dodo kuşları, uçamayan ve güvercingiller familyasının en büyük üyelerinden biri. Tarihsel süreçte bu kuş türü, insanlara karşı gösterdikleri aşırı güvenli yaklaşımları nedeniyle aptal veya bilişsel olarak yetersiz varlıklar olarak tasvir edildi. Bu olumsuz varsayımların aksine dodolar hayatta oldukları dönemde davranışları ve ekolojileri hakkında kaydedilen sınırlı ve hatalı gözlemlere dayanıyor. Söz konusu uluslararası çalışma, dodo kuşlarının bu itibarını sorgulamak ve onların bilinmeyen yaşam alışkanlıklarını aydınlatmak amacıyla yürütüldü.
Dodo kuşlarının neslinin tükenmesi doğrudan Mauritius adasındaki insan faaliyetlerinden kaynaklanıyor. Araştırmacılar, doğal yaşam alanlarında kendilerini avlayacak hiçbir yırtıcı memeli bulunmadığı için dodoların korku davranışını öğrenmeye ihtiyaç duymadığını ve adaya gelen insanlara karşı tamamen savunmasız, uysal bir tavır sergilemiş olabileceğini belirtiyor.
Bu güven dolu doğaları, insanların adaya ulaşmasının ardından kısa süre içinde yüzlerce dodonun kolayca öldürülmesine neden olmuş olabilir. Ayrıca dodo kuşlarının yerde yuva yapmaları ve tehlike anındaki diğer dodoların yardım çığlıklarına merakla, sosyal bir dürtüyle yaklaşma eğilimleri; toplu ölümleri daha da hızlandırarak 17. yüzyılın sonlarında nesillerinin tamamen tükenmesine yol açtı.
Kafatası yapıları 3 boyutlu incelendi
Araştırmacılar; dodo kuşunun duyusal yeteneklerini ve davranış kalıplarını ortaya koymak için müzelerden temin edilen üç dodo kafatası ile nesli tükenmiş en yakın akrabalarından Rodrigues solitaire kuşuna (uçamayan, soyu tükenmiş bir başka tür) ait dört kafatasını inceledi. Bu kafatasları bilgisayarlı tomografi teknolojisiyle taranarak üç boyutlu dijital modellere dönüştürüldü. Dijital modeller üzerinden kafatasının iç yüzeyini birebir yansıtan ve beynin anatomik kopyası kabul edilen üç boyutlu sanal beyin modelleri, yani endokastlar üretildi.
Elde edilen dodo beyin yapıları, yaşayan 36 farklı güvercin ve kumru türüne ait 57 örneğin beyin anatomisiyle nicel (kantitatif) olarak karşılaştırıldı. Analizler, dodo kuşlarının zekâ seviyesinin yaşayan diğer güvercin veya kumru akrabalarından hiçbir şekilde daha düşük olmadığını ortaya koydu. Bilişsel yetenekler ve problem çözme becerileriyle doğrudan ilişkili telensefalon (ön beyin) hacminin, dodonun dev vücut ölçülerine oranla beklenen büyüklükte olduğu saptandı.
Dodolar geceleri de aktifmiş
Bu bulguların yanı sıra, dodo kuşlarının kafatası ve beyin yapısında sadece alacakaranlıkta veya gece aktif olan kuşlarda görülen duyusal adaptasyonlar keşfedildi. Dodoların göz çukurlarının, yaşayan en yakın akrabalarından Nikobar güvercinine kıyasla yaklaşık %9 oranında daha büyük olduğu görüldü.
Buna karşın, beyinde görsel uyarıları işleyen birincil merkez olan optik lobların dodo beyninde sıra dışı derecede küçük olduğu ve beynin yalnızca %0,88’ini kapladığı tespit edildi. Gözlerin büyümesine karşın optik lobların bu denli küçülmesi; günümüzde alacakaranlıkta veya gece yaşayan Yeni Zelanda kakaposu, gece papağanı veya baykuşlar gibi gececil kuşlarda da gözlemlenen bir yapıya işaret ediyor olabilir. Bu durum, görsel keskinliğin azalarak loş ışıkta duyarlılığın arttığı daha pikselleşmiş bir görme yapısını düşündürüyor.
Araştırmacılar bu bulgulardan yola çıkarak dodoların yalnızca gündüz aktif olmadığını, geceleri de faaliyetlerini sürdürdüğünü öne sürüyor. Ayrıca bu özellikler; Mauritius adasında gündüzleri aktif olan dev kaplumbağalarla yiyecek rekabetini önlemek ve sıcaklardan korunmak için avantaj sağlamış olabilir.
Araştırmacılar, dodoların duyusal yetenekleri hakkında henüz kesin sonuçlara ulaşamadıklarını, ancak bu yeteneklerin günümüz güvercinlerinden çok da farklı olmadığını ifade ediyorlar. Türün ekolojisini ve davranışlarını daha net anlayabilmek için genomik analizlerden faydalanılması gerektiğini belirten uzmanlar, dünya genelindeki müzelerde yer alan tüm dodo kuşu fosillerinin kapsayıcı çalışmalara dahil edilmesinin kritik bir rol oynadığını vurguluyorlar.

