Amerika’da yürütülen yeni bir çalışmada temizlik ve kozmetik ürünlerinde ambalajlarda etiketlenmeyen sağlığa ciddi oranda zararlı kimyasalların yer aldığı kanıtlandı. Çalışma kapsamında ABD’nin büyük perakendecilerinden alınan ürünler test edildi.
Çalışma; plastiklerde, kişisel bakım ve ev ürünlerinde sıklıkla kullanılan ve kanser, metabolik rahatsızlıklar ile kısırlık gibi ciddi sağlık sorunlarıyla ilişkilendirilen hormon bozucu kimyasallara maruz kalma nedenlerini araştırmak amacıyla yürütüldü. Söz konusu kalıcı kronik rahatsızlıkların temelinde etiketlerde listelenmeyen gizli bileşenler, yanlış bilgilendirmeler veya üretim aşamasında meydana gelen bulaşmalar (kontaminasyon) olabileceği düşünülüyor.
Araştırmacılar ürünlerdeki gizli kimyasalları tespit etmek amacıyla şampuan, saç şekillendirici, güneş kremi, nemlendirici, bebek ve ağız bakım ürünleri ile ev temizlik malzemelerini kapsayan 113 farklı kişisel bakım ve temizlik ürününü test etti. Hedef dışı analiz yönteminin kullanıldığı çalışmada, önceden belirlenmiş tek bir madde veya geni aramak yerine sistemdeki tüm beklenmedik, ikincil ya da bilinmeyen etkiler, mutasyonlar ve bileşikler detaylıca incelendi. Ayrıca örnekler, uçucu ve yarı uçucu organik bileşikleri saptamak adına yüksek çözünürlüklü iki boyutlu gaz kromatografisi uçuş süreli kütle spektrometrisi tekniği kullanıldı. Kimyasal tanımlamalar da yapay sinir ağ tabanlı Highlight adlı makine öğrenimi yazılımı ise FISHING algoritmasından yararlanıldı.
Yüzde 100 doğal içerikli olarak pazarlanan ürünlerde de bulunuyor
Tespit edilen kimyasallardaki riskler güvenilir veri tabanları kullanılarak “kanserojenler, hormon bozucular, üreme toksinleri” gibi 11 farklı sağlık kategorisinde puanlandı. 3 bin 141 benzersiz kimyasal sinyal tespit edildi ve bunlardan 303 bileşiğin kimlikleri belirlendi. Analizler, ürünlerin yüzde 98’inde en az bir adet etiketlenmemiş kimyasal bulunduğunu gösterdi. Üstelik ürünlerin yüzde 85’inde sağlık açısından bilinen veya şüphelenilen tehlikeleri olan en az bir adet etiketlenmemiş kimyasal bulundu. Bu kimyasallar arasında fitalat, paraben, silikon kontaminant ve BHT yer alıyor.
Ürünlerde tespit edilen ortalama kimyasal sayısı, etiketlerinde listelenen bileşen sayısının üç katından fazla. Yani etikette ortalama 16 bileşen beyan edilmişken testlerde ortalama 51 kimyasal bulundu. Test edilen ürünlerin yüzde 57.5’i etiketlenmemiş zararlı kontaminantlar (bulaşanlar) nedeniyle testi geçemedi. Hatta bu durum, kendisini “doğal içerikli”, “doğal bileşenli”, “organik” veya “parfümsüz//parabensiz” olarak pazarlayan ürünlerde de görüldü.
Bununla birlikte, ürünlerin yüzde 26’sında (29 adet üründe) doğrudan etiketlere aykırı kimyasallar bulundu. Örneğin “fitalat içermez” yazan ürünlerde fitalat, “yüzde 100 doğal” yazan ürünlerde sentetik kimyasallar ve “hipoalerjenik” yazan ürünlerde alerjenler tespit edildi. Test edilen ağız bakım ürünleri ise testi başarıyla geçti çünkü bu ürünler ABD’de kozmetik ürün yerine reçetesiz satılan ilaç olarak daha sıkı denetleniyor. Üstelik küçük markalara bakıldığında etiketlerindeki içerikler büyük markalara göre daha temiz gibi görünse de kontaminasyon (bulaşma) oranları tüm marka boyutlarında benzer şekilde yüksekti.
Araştırmacılar tespit edilen kimyasalları ve bulaşmaları markalarla paylaştığında çoğundan geri dönüş alamadığını belirtiyor. Araştırmacılar ABD’deki mevcut yasal düzenlemelerin bitmiş ürünlerin rutin laboratuvar testlerini zorunlu kılmadığını ve bu yüzden yetersiz kaldığını vurguluyor. Ürün güvenilirliğini doğrulamak için sadece içerik listelerine güvenilmemesi gerektiğini belirtiyor. Üstelik araştırmacılar şeffaflığı artırmak adına gelecekte zararlı ürünleri isimleriyle açıklayarak bu kimyasalları azaltma çalışmalarına katılan firmaları öne çıkaracak raporlar yayınlamayı düşünüyor.
Kaynak: ACS Publications

