Ana SayfaYaşamSağlıkZayıflama iğneleri tartışılıyor: Ne kadar güvenli? 

Zayıflama iğneleri tartışılıyor: Ne kadar güvenli? 

Milyonlarca kişi tarafından kullanılan GLP-1 temelli zayıflama ilaçları, olası yan etkileriyle yeniden gündemde. Özellikle İngiltere ve Brezilya’dan gelen uyarılar, bu ilaçların akut pankreas iltihabı (pankreatit) ile ilişkili olabileceği yönündeki tartışmaları artırdı.

İngiltere’de 2007’den bu yana 19, Brezilya’da ise son 5 yılda 6 ölüm vakasının kaydedilmesi dikkat çekerken, uzmanlar toplam kullanıcı sayısı göz önüne alındığında ciddi yan etkilerin oldukça nadir görüldüğünü belirtiyor.

Konuyla ilgili 2N News’e özel değerlendirmelerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Şencay Yıldız Şahin, bu ilaçların çalışma mekanizmasını şöyle anlattı: 

“Zayıflatıcı iğneler yani GLP-1 analogları, aslında vücudumuzda doğal olarak bulunan GLP-1 (glukagon benzeri peptid-1) hormonunun taklididir. Bu ilaçlar, beynin tokluk merkezini uyarır, açlık hissini azaltır, midede özellikle geçişi azaltır, böylelikle tokluk hissiniz artar ve pankreasta da insülin salgısını artırarak kan şekerini regüle eder.”

Risk ilaçtan mı hastalıktan mı?

Bilimsel çalışmalar pankreatit riski konusunda net bir tablo ortaya koymuyor. Bazı araştırmalar riskte hafif bir artışa işaret ederken, geniş kapsamlı analizlerde ilaç kullananlarla kullanmayanlar arasında anlamlı bir fark bulunmadı.

Dr. Öğr. Üyesi Şencay Yıldız Şahin

Dr. Şencay Yıldız Şahin, bu belirsizliğe dikkat çekerek, “Obezite ve diyabet kendisi de pankreatit yapar. Ama bu ilaçları kullandığınızda hızlı kilo kaybına bağlı safra kese taşı oluşabilir ve safra kese taşı oluşumu da pankreatite sebep olur. Ayrıca zayıflatıcı iğneler dışında hasta diyetle de çok çok hızlı kilo verdiğinde safra kese taşı oluşur.” dedi.

Uzmanlara göre bu durum, pankreatitin doğrudan ilaçtan mı yoksa eşlik eden hastalıklardan mı kaynaklandığını ayırt etmeyi zorlaştırıyor.

Yanlış kullanım ciddi sorunlara yol açıyor

Öte yandan uzmanlar, asıl riskin bilinçsiz ve gereksiz kullanım olduğuna dikkat çekiyor.

Dr. Şencay Yıldız Şahin, “Günümüzde çok yanlış kullanımlar görüyoruz. Azıcık göbeği olan, birkaç kilo vermek isteyen hastalar da kullanıyor. Bunlar kullandığında çok ciddi yan etkiler görüyoruz. Çünkü çok önemli bir nokta var: GLP-1 analogları çok güçlü ilaçlardır ve iştahı çok güçlü baskılarlar. Neredeyse kişi yemek yemeyecek duruma gelir. Çok ciddi protein kayıpları yani kas kayıpları, vitamin eksiklikleri, mineral eksiklikleri, halsizlikler, saç dökülmesi bir sürü yan etkiler görebiliyoruz.” diye konuştu.

Uzmanlara göre bu ilaçlar; vücut kitle indeksi 30’un üzerinde olan bireyler ile vücut kitle indeksi 27’nin üzerinde olup hipertansiyon veya diyabet gibi ek hastalıkları bulunan kişiler için uygun görülüyor.

Şahin, ilaçların “sihirli değnek” olmadığını vurgulayarak, “Eğer doğru hastada doğru dozda kullanılırsa çok güçlü ilaçlar. Doğru kullanım nedir? Bu ilaçlarla birlikte eğer kişi yaşam tarzı değişikliği yaparsa, yani diyetini düzenlerse, daha protein sebze ağırlıklı bir Akdeniz diyeti ve yanına egzersiz programı, bir de uyku hijyeni ve stres yönetimi yaparsa o zaman kiloyu sağlıklı ve kalıcı şekilde verir.” diyor. 

Yan etkilerde “alarm” niteliğindeki belirtiler neler? 

Yanlış kullanımın hastanelere başvuruları da artırdığına dikkat çeken Şahin, “Hastalarda şunu çok sık görüyorum; 2-3 haftada bir bazı hastalar acile bu ilacı kullanarak geliyor ve bunlar genelde endikasyonu olmayan, sadece birkaç kilo fazlalığı olan hastalar ve yüksek dozla başlayan hastalar.” dedi. Yani ilacı kullanmaya uygun olmayan kişilerin de bu ilaçları kullandığını ve sonucunda yan etkiler görüldüğünü hatırlatıyor. 

Yüksek doz kullanımının sindirim sistemi üzerinde ciddi etkilere yol açabileceğini belirten Şahin, “Bu ilaçlar mide ve bağırsakta boşalmayı geciktiriyor. Yüksek dozda kullanan kişilerde neredeyse mide-bağırsak çalışamaz hale geliyor ve mide ağrısı, bağırsak ağrısı, gaz, şişkinlik hat safhada oluyor.” ifadelerini kullandı.

Yan etkiler konusunda “alarm” belirtileri ise Dr. Şahin şu şekilde anlattı: 

“Özellikle karın ağrısı sürekli ve artan tarzda olursa bu pankreas iltihabını düşündürebilir veya karın bölgesinde sağ üst tarafta bir ağrı, sarılık varsa safra kesesi problemleri olabilir. Bunun yanında hastada ciddi bir kusma, dehidratasyon bulguları varsa, hatta böbrek yetmezliğine kadar giden sıvı kayıpları varsa bunlara dikkat edilmeli. Bazı hastalar iştahı çok güçlü baskıladığı için karşımıza, kas kaybı ile çıkabiliyor veya sarkopeni (iskelet kas kütlesi, gücü ve fonksiyonunda azalma ile karakterize kas hastalığı) en çok korktuğumuz tablolardan. Bir de bu ilaçlar mide ve bağırsak boşalmasını yavaşlattığı için yüksek dozda kullanımda bağırsak tıkanmasına da yol açabiliyor.”

Kalıcı sonuç için yaşam tarzı değişikliği şart

Uzmanlara göre ilaç tedavisinin başarısı, yaşam tarzı değişikliği ile doğrudan bağlantılı.

Şahin, “Ama hastalarda şöyle bir düşünce var; ben bunu kullanayım 3 ay kullanayım ama istediğim gibi yaşayayım, 3 ay sonrada istediğim gibi yemeye devam edeyim. Hayır bütün yayınlar göstermiş ki yaşam tarzı değişikliği olmaksızın ne yazık ki kullanıldıklarında yüzde 60 70 oranında bu hastalar bu kiloyu geri alıyorlar.” dedi.

Kas kaybının en önemli risklerden biri olduğunu vurgulayan Şahin, düzenli egzersiz, yeterli uyku ve stres yönetiminin tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtti.

Sonuç olarak uzmanlar, zayıflama iğnelerinin doğru hastada ve hekim kontrolünde kullanıldığında etkili olabileceğini, ancak bilinçsiz kullanımın ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor.

Kaynak: 2N News

Son İçerikler