İnsanlığın bilgisi sürekli büyüyor ancak bu bilgiler onlarca yıl bile dayanmakta zorlanan sabit disklerde depolanıyor. “Binlerce yıl sonra dijital çağımızdan geriye ne kalacak?” sorusundan hareketle bir grup araştırmacı, 10 bin yıl boyunca verileri saklayabilen bir sistem geliştirdi. Nature dergisinde yayınlanan makaleye göre, Microsoft Research mühendislerinin geliştirdiği “Silica” adlı cam depolama sisteminde veriler lazerlerle cama yazıldı.
Sistem, sıcaklık ve nem değişikliklerine, elektromanyetik müdahalelere dayanıklı, sıkça kullanılan bir malzeme olan silika cam teknolojisine dayanıyor. Makale yazarları, Silica’nın veri yazma, okuma ve kod çözme işlemleri için güvenilir olduğu kanıtlanmış ilk cam depolama teknolojisi olduğunu ileri sürdü. Ancak projede yer almayan uzmanlar, bu yeni teknolojinin hala çok sayıda zorlukla karşı karşıya olduğu konusunda uyarıyor.
Camın içine nasıl yazılıyor?
İlk olarak, veri parçaları, voksel adı verilen üç boyutlu piksellere karşılık gelen sembollere dönüştürülüyor. Ardından, yüksek güçlü bir lazer darbesi bu minik vokselleri, yaklaşık bir CD boyutundaki kare cam plakaların içine yazıyor. Çalışmada bu noktadan,“Semboller, camın tüm kalınlığını dolduracak şekilde, alttan üste doğru katman katman yazılır” sözleriyle bahsediliyor.
Camın moleküler yapısını değiştirmek için yapılan lazer darbeleri femtosaniye (saniyenin katrilyonda biri) hızında. Sciencealert’in haberine göre, bu darbeler o kadar hızlı ki; on femtosaniyenin bir dakikaya oranı, bir dakikanın evrenin yaşına oranına denk geliyor. Bu kısa darbeler, attosaniye (bir femtosaniyenin binde biri veya 10⁻¹⁸ s) süren daha da kısa flaş darbeleri üretmek için kullanılabiliyor. Attosaniye darbeleri, atom ve moleküllerin içindeki elektronların hareketini gözlemlemek için tercih edilebiliyor ve 2023 yılında bu alandaki öncü çalışmaları nedeniyle Ferenc Krausz, Anne L’Huillier ve Pierre Agostini’ye Fizik Nobel Ödülü verildi.
Cama işlenen verileri okumak için ise, her katmanı görebilen özel bir mikroskop ve ardından yapay zeka destekli bir algoritma kullanarak bilgilerin kodunu çözmek gerekiyor.
Araştırmacılar, camın 290 santigrat derece gibi çok yüksek bir sıcaklıkta bile 10 bin yıldan fazla dayanabileceğini tahmin ediyor. Bu da, oda sıcaklığında verilerin çok daha uzun süre dayanabileceğini gösteriyor.
Öte yandan ekip, camın kasıtlı olarak kırılması veya kimyasallarla aşındırılması durumunda ne olacağını incelemedi. Veri merkezlerinin aksine cam, iklim kontrollü bir ortam gerektirmiyor, bu da enerji tasarrufu sağlayabilir. Diğer bir avantaj ise cam plakaların hacklenememesi veya başka bir şekilde değiştirilememesi olarak açıklanıyor.
Microsoft araştırmacıları, insanlığın ürettiği veri miktarının yaklaşık her üç yılda bir ikiye katlanması nedeniyle gelecekteki depolamanın önemli olduğunu vurguluyor.
İki milyon basılı kitap bilgisi tek bir yerde
12 santimetre kare ve 2 milimetre derinliğikteki cam parçasının 4,84 terabayt veri depolayabileceği açıklandı.
Çalışmaya dahil olmayan Çin’deki Shandong Üniversitesinden araştırmacılar Feng Chen ve Bo Wu’ya göre, cam plakalardan biri “yaklaşık iki milyon basılı kitap” veya “5 bin ultra yüksek çözünürlüklü 4K filme” eşdeğer veri barındırabiliyor.
Nature’daki ayrı bir makalede Wu ve Chen; verileri daha hızlı yazmanın bir yolunu bulmak, plakaları seri üretmek ve insanların bilgilere kolayca erişip okuyabilmesini sağlamak gibi söz konusu sistemin daha birçok zorluğu olduğunu belirtti. Ancak yine de Silica’yı “insan uygarlığının kayıtlarını korumak için uygulanabilir bir çözüm” olarak lanse ederek, şu ifadeleri kullandılar:
“Eğer geniş ölçekte uygulanırsa, kehanet kemikleri, Orta Çağ parşömenleri veya modern sabit diskler gibi bilgi depolama tarihinde bir dönüm noktası olabilir. Bir gün, tek bir cam parçası, insan kültürünün ve bilgisinin meşalesini binlerce yıl boyunca taşıyabilir.”
Kaynak: Nature

