Erciyes Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğrencisi 24 yaşındaki Tarık Yıldız, süt ve tarım sektöründe ortaya çıkan atıkları değerlendirerek kimyasal gübrelere alternatif bir biyolojik gübre geliştirdi. Proje, hem çevre kirliliğini azaltmayı hem de tarımda daha sürdürülebilir bir üretim modeli sunmayı amaçlıyor.
Çalışmanın çıkış noktası, tarımda yaygın olarak kullanılan kimyasal gübrelerin toprağı zamanla yorması, su kaynaklarını kirletmesi ve büyük oranda yurt dışından temin edilmesi. Yıldız, bu sorunlara karşı daha doğal, düşük maliyetli ve yerli bir çözüm geliştirmeyi hedefledi.
Projede ilk olarak, süt endüstrisinde genellikle atık olarak görülen peynir altı suyu kullanıldı. Peynir altı suyu; protein, mineral ve bazı besin bileşenleri açısından zengin bir sıvı. Yıldız, bu özelliğinden faydalanarak peynir altı suyunu bitkiler için faydalı bakterilerin (probiyotiklerin) üretiminde ham madde olarak değerlendirdi.
Üretilen faydalı bakteriler doğrudan toprağa verilmek yerine, sodyum aljinat adı verilen jel kıvamlı bir maddeyle kapsüllendi. Sodyum aljinat, genellikle deniz yosunundan elde edilen ve gıda ile ilaç sektöründe de kullanılan güvenli bir madde. Bu kapsülleme işlemi sayesinde bakteriler; sıcaklık, kuruluk ve dış çevre koşullarından korunuyor. Aynı zamanda bakteriler toprağa bir anda karışmak yerine yavaş yavaş ve kontrollü şekilde salınıyor ve bu sayede gübrenin etkisinin kısa sürede kaybolmasını önlüyor.
“Bir şehir kurulmuş gibi”
Projede fındık ve ceviz kabuğu gibi tarımsal atıklar, oksijensiz ortamda yüksek sıcaklıkta işlenerek biyokömüre dönüştürüldü. Biyokömür, süngerimsi ve gözenekli yapısı sayesinde suyu ve besin maddelerini tutabilen bir malzeme. Özellikle su kıtlığının arttığı dönemlerde toprağın nem dengesini korumaya yardımcı oluyor.
Konuyla ilgili Tarık Yıldız “Bizim biyokömürümüzün içerisinde bir şehir kurulmuş gibi. Bakteriler burada yaşıyor, bu şehirde düzenli olarak ürüyor. Bu sayede gübre de düzenli olarak toprağa salınıyor ve dış çevresel şartlardan korunuyor. Yani bu bir toprağın altındaki bir biyoreaktör gibi çalışıyor.” diyerek geliştirilen yapının klasik gübrelerden farklı olarak uzun süre etkisini koruyan, kontrollü çalışan bir sistem sunduğunu ifade etti.
Kapsüllenmiş probiyotiklerin biyokömürle birleştirilmesiyle ortaya çıkan gübre, toprağın altında doğal bir sistem gibi çalışıyor. Biyokömür, bakteriler için güvenli bir yaşam alanı sağlarken; bakteriler de burada canlılığını koruyarak çoğalıyor ve bitkilerin ihtiyaç duyduğu besinleri zamanla toprağa bırakıyor. Bu sayede, gübrenin hem daha uzun süre etkili olmasını hem de toprağın yapısının korunmasını sağlıyor.
Proje, İzmir Ticaret Borsası tarafından düzenlenen Tarım Gençlerle Yükseliyor Proje Fikri Yarışması’nda, “Çevre Dostu Tarım” kategorisinde birincilik ödülüne layık görüldü.
Kaynak: Anadolu Ajansı

