St. Andrews Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacıları mevcut tıp literatürünün ağırlıklı olarak erkekler üzerinden şekillendiğini ve bu durumun kadınların uygun tedaviyi alamamasıyla sonuçlandığını belirtiyor.
Araştırmacılara göre, 2018–2023 yılları arasında sağlık çalışanları arasındaki cinsiyet eşitsizliklerini ele alan 551 çalışma yayımlanırken, doğrudan hastalara sunulan tedavideki eşitsizlikleri inceleyen çalışma sayısının yalnızca 41’de kalması bu alandaki önemli bir araştırma eksiğini ortaya koyuyor.
Araştırma kapsamında 2018–2023 yılları arasında yayımlanan araştırmalar tarandı. Hastaların aldığı tıbbi bakımı cinsiyet temelinde doğrudan karşılaştıran deneysel ve gözlemsel çalışmalar önceden belirlenen kriterlere göre değerlendirildi. İki araştırmacı tarafından bağımsız olarak taranan 1.112 yayından nihai analize 41 çalışma dahil edildi.
Dahil edilen makaleler JBI (Joanna Briggs Enstitüsü) kontrol listeleriyle değerlendirildi. Elde edilen veriler standart bir formata aktarılarak tematik sentez yaklaşımıyla özetlendi. İncelenen bu 41 çalışmanın 38’i geçmiş hasta kayıtlarına dayanıyordu. Bu çalışmaların 33’ünde ise kadın ve erkek hastaların gördüğü tedaviler arasında açık farklar olduğu görüldü.
Kadınlara etkili tedavi daha az sunuluyor
Detaylı istatistiksel analiz uygulayan 29 çalışmanın 25’inde cinsiyet farkının sürdüğü belirlendi. Kalp, cerrahi, organ nakli, beyin ve acil servis gibi pek çok alanda benzer şikayetlerle hastaneye giden kadınlara erkeklere kıyasla ameliyat veya güçlü ağrı kesiciler gibi doğrudan müdahaleler daha az öneriliyor. Ayrıca sadece ilaç verilen durumlarda bile kadınların kılavuzlara uygun en doğru ilacı alma ihtimali daha düşük çıkıyor.
Araştırmacılar ileri düzey kalp yetmezliği tedavilerine karar veren doktor heyetlerinin kadın hastaları göz ardı ettiğini ileri sürüyor. Ayrıca doktorların kadınların şikayetlerini sıklıkla “stres ve kaygıya” bağladığını, test sonuçları olumlu çıksa bile kadın hastalara daha çok yanlış teşhis koyulduğunu ekledi.
Üstelik bu farkların sadece kalp hastalıklarında değil cerrahiden acil servise kadar her branşta aynı şekilde çıktığı belirtiliyor. Araştırmacılar kadınların geçmiş yıllarda klinik deneylerde yeterince yer almadığını, bu yüzden mevcut tedavi kurallarının erkek verilerine göre yazıldığını ekliyor.
Çalışmanın, sağlık sistemindeki cinsiyet ayrımcılığını görünür kılması ve tedavi kılavuzlarının düzeltilmesine yardımcı olması bekleniyor. Araştırmacılar bir sonraki adımda, hasta kayıtları ve tıp metinleriyle eğitilen yapay zeka algoritmalarının bu eşitsizliği daha da büyütüp büyütmediğini araştırmayı planlıyor.
Kaynak: PLOS One

