Ana SayfaNedenBiyolojiDünyanın bizden daha çekeceği var

Dünyanın bizden daha çekeceği var

Atina Tarım Üniversitesinden Antonia Mataragka’nın çalışmasına göre, evcil hayvanlardan çiftlik sürülerine, yaban yaşamından balıklar ve deniz memelileri gibi sucul türlere kadar pek çok hayvan popülasyonunda obezite, diyabet, kanser, eklem hastalıkları ve metabolik bozuklukların hızla arttığı tespit edildi.

Risk Analysis dergisinde yayınlanan makale, kedilerin ve köpeklerin yüzde 50-60’ının fazla kilolu olduğunu; kedi diyabetinin ise 2005’te yüzde 0.4 iken 2020’de yüzde 1.6’ya yükseldiğini ortaya koyuyor. Kirli endüstriyel bölgelerde yaşayan balık ve deniz memelilerinde karaciğer tümörü oranları yüzde 15-25’e kadar çıkıyor.

Çiftlik hayvanlarında subklinik ketozis, yani dış belirtileri olmayan fakat metabolizmayı bozan enerji açlığı durumu, sürülerin yüzde 30–40’ında görülüyor ve süt verimini yüzde 6 azaltıyor. Ayrıca, çiftliklerde yetiştirilen domuzların yaklaşık yüzde 20’sinde ortaya çıkan osteoartrit, eklem dokusunun zamanla aşınması sonucu hareket kısıtlılığına yol açıyor. Bu kronik hastalıkların hem verim hem hayvan refahı üzerinde etkileri bulunuyor.

Genetik yatkınlık hastalık riskini artırıyor

Araştırma, genetik yatkınlığın hayvanlarda kronik hastalıkların oluşumunda yer aldığını belirtiyor.

Safkan köpek ve kediler gibi uzun süre seçici yetiştirilen türlerde kalıtsal kalp, solunum ve kanser riskleri daha yüksek olduğu bildiriliyor.

Yüksek verim amacıyla genetik olarak seçilmiş büyükbaş hayvanlarda da diyabet, yağlanma ve metabolik sendrom benzeri durumlar daha sık görülüyor.

Öte yandan, çevresel baskılar da hastalıkların yayılmasını artırıyor. Yanlış beslenme, hareketsizlik ve kronik stres, hem evcil hem vahşi hayvanlarda obezite ve metabolik bozuklukların görülme sıklığını yükseltiyor.

Kentlerde yiyecek atıklarıyla beslenen yaban hayvanlarının diyetlerinin yüzde 30’dan fazlasını insan kaynaklı gıdalar oluşturuyor ve bu durum kan şekeri ile yağ dengesinin bozulmasına yol açıyor.

Endüstriyel kirleticiler arasında yer alan PAH’lar (petrol kökenli polisiklik aromatik hidrokarbonlar) ve PCB’ler (kimyasal endüstri atıkları), deniz canlılarının dokularında birikerek karaciğer ve hormon sistemi hastalıklarını artırıyor. Araştırma, kirliliğe maruz kalan bölgelerde tümör oranlarının balık ve deniz memelilerinde yüzde 25’e kadar çıktığını aktarıyor.

Isınan dünya hayvan sağlığını zorluyor

İklim değişikliğinin etkileri de raporda ayrıntılı olarak yer alıyor. Artan sıcaklıkların çiftlik hayvanlarında ısı stresini artırdığı, bu durumun hem bağışıklık sistemini zayıflattığı hem de metabolik hastalıkları tetiklediği belirtiliyor.

Çalışmada, küresel sıcaklıkların 2 derece artması halinde süt sığırlarında ısı stresine bağlı ölüm oranlarının yaklaşık yüzde 15 yükselmesinin öngörüldüğü ifade ediliyor.

Araştırmaya göre, hayvanlarda kronik hastalıkların geç fark edilmesi en kritik sorunlardan biri. İnsanlarda kronik hastalıklara ilişkin geniş veri tabanları bulunurken, hayvan popülasyonları için benzer düzeyde ayrıntılı veri eksik. Bu eksiklik, özellikle yaban hayatında hastalık yükünün tam olarak değerlendirilmesini zorlaştırıyor.

Çözüm önerileri 

Çalışma, hastalıkların nedenlerini anlamak için One Health ve EcoHealth yaklaşımlarının birlikte kullanılmasını öneriyor.

One Health, insan, hayvan ve çevre sağlığını ortak bir çerçevede izleyen bütüncül bir yöntem sunarken; EcoHealth, ekosistem yapılarının ve çevresel koşulların sağlık üzerindeki etkilerini değerlendiriyor.

İki yaklaşımın birleşimi, kronik hastalıkların genetik, çevresel ve ekolojik faktörlerin kesişiminde ortaya çıktığını açık biçimde gösteriyor.

Modelin uygulanabilmesi için dört müdahale alanı tanımlanıyor; bireysel, sürü/popülasyon, ekosistem ve politika.

Birey düzeyinde erken tanı ve genetik tarama, sürü düzeyinde sürdürülebilir besleme ve üretim uygulamaları, ekosistem düzeyinde habitat ve kirlilik kontrolü, politika düzeyinde ise insan-hayvan-çevre verilerinin entegre edildiği izleme sistemleri öne çıkıyor.

Çalışma, hayvanlarda kronik hastalıkların azaltılması için bu çok katmanlı yaklaşımın gerekli olduğunu ortaya koyuyor.

Kaynak: Risk Analysis

Son İçerikler