Pittsburgh ve Chicago üniversitelerinden araştırmacılarının yürüttüğü çalışma, bilimsel üretkenliğin yaşla birlikte değiştiğini gösteriyor. Bulgular, yaşlanan araştırmacıların tamamen yeni ve ‘sarsıcı’ (distruptive) fikirler üretme olasılığının düştüğünü, buna karşılık mevcut fikirleri yeniden birleştiren çalışmaların arttığını gösteriyor.
Science dergisinde yayınlanan çalışmada yaklaşık 12,5 milyon bilim insanının yayın ve atıf verileri analiz ediliyor. Araştırma, ‘sarsıcı’ olarak tanımlanan çalışmaların, alanın önceki literatürünü atlayarak yeni bir yön açan çalışmalar olarak; “literatür” çalışmaların ise mevcut literatürü farklı kombinasyonlarla yeniden düzenleyen çalışmalar olarak tanımlıyor.
Araştırmaya göre yaş ilerledikçe bilim insanlarının üretimi, radikal kopuşlardan çok bu ikinci kategoriye kayıyor. Bilim insanları yaşlandıkça ürettikleri çalışmalar daha az yıkıcı, daha çok yenilikçi hale geliyor. Yani tamamen yeni fikirler üretmekten ziyade, mevcut fikirler arasında yeni bağlantılar kurma eğilimi artıyor.
Tarih de bunu doğruluyor olabilir
Phys org, haberinde Einstein örneğini veriyor. Einstein’in yirmili yaşlarında görelilik teorisini ortaya atmasına rağmen kariyerinin ilerleyen dönemlerinde kuantum mekaniğine karşı bir duruş sergiliyor.
Pittsburgh Üniversitesi Bilgisayar ve Enformasyon Fakültesinden doçent Lingfei Wu, “Bellek ile yenilikçilik arasında bir bağlantı var. Geçmişle kurduğunuz bağ, bugünkü konumlanışınızı belirliyor. Bu sadece bilimle ilgili değil, insanlıkla ilgili bir mesele” ifadelerini kullandı.
Veriler, araştırmacıların kariyerleri ilerledikçe atıf yaptıkları kaynakların da giderek daha eski çalışmalara yöneldiğini gösteriyor. Her bir yaş artışı, ortalama olarak referans alınan çalışmaların yaşını yaklaşık bir ay artırıyor. Ayrıca bilim insanlarının en sık referans verdiği çalışmaların çoğu, kariyerlerinin en başında tanıştıkları literatürden oluşuyor. Wu’ya göre “Yaşlı bilim insanları daha az yaratıcı değil, sadece farklı şekilde yaratıcı. Daha çok yeniden birleştirme yaparlar çünkü daha fazla bilgiye sahip olurlar.”
Daha geniş ölçekte bakıldığında da benzer bir tablo ortaya çıkıyor. Çin ve Hindistan gibi daha genç araştırmacı nüfusuna sahip ülkelerin, ABD gibi daha yaşlı akademik yapılara sahip ülkelere kıyasla daha fazla sarsıcı araştırma ürettiği tespit edildi.
Çalışma, bu eğilimin yalnızca bireysel değil, kurumsal ve hatta ulusal ölçekte etkiler yarattığını da vurguluyor. Daha genç araştırmacı oranı yüksek ülkelerde daha fazla sarsıcı bilimsel çıktı görülürken, araştırma ekosisteminin yaşlandığı ülkelerde yenilikçi kırılma oranı düşüyor. Araştırmacılar bu durumu “nostalji etkisi” olarak tanımlıyor.
Kaynak: Science

