Finlandiya’daki Tampere Üniversitesinde yürütülen ve Consciousness and Cognition dergisinde yayımlanan araştırma, aynı robotun gözlü ve gözsüz iki versiyonu karşılaştırıldığında çarpıcı bir fark ortaya çıktığını gösterdi. Göz eklemek, makineyi insanların gözünde daha “zihin sahibi” hale getiriyor. Başka bir ifadeyle, yüzünde göz bulunan robotlara daha kolay “aklı var” ve “bir şey hissedebilir” gibi yaklaşılıyor.
Çalışma iki aşamada gerçekleştirildi. İlk aşamada 200 yetişkine, yapay zeka ile oluşturulmuş son derece gerçekçi insansı robot görselleri gösterildi. Her robotun iki versiyonu vardı. Birinde göz bulunuyordu, diğerinde gözler dijital olarak kaldırılmıştı. Katılımcılara “Bu robot kendi başına karar verebilir mi?” ve “Bu robot korku ya da acı hissedebilir mi?” gibi sorular yöneltildi ve 1’den 9’a kadar puan vermeleri istendi.
Araştırmacılar burada iki temel özelliği ölçtü. İlki, robotun kendi başına düşünüp karar verebilme kapasitesi. Yani plan yapabilir mi, doğru ile yanlışı ayırt edebilir mi? İkincisi ise duyguları hissedebilme kapasitesi. Yani korku, acı ya da mutluluk yaşayabilir mi? Sonuçta gözlü robotlar her iki başlıkta da daha yüksek puan aldı. Katılımcılar göz gördüklerinde robota daha fazla akıl ve daha fazla duygu atfetti.
İkinci aşamada ise bu etkinin bilinçli değerlendirmeden bağımsız olup olmadığı test edildi. Bu kez 100 katılımcının otomatik tepkileri ölçüldü. Bunun için “İmplicit Association Test” adı verilen yöntem kullanıldı. Test, bir görüntünün belirli kelimelerle ne kadar hızlı eşleştirildiğini ölçüyor. Daha hızlı eşleşme, beyindeki daha güçlü bir çağrışım anlamına geliyor.
Nasıl anlam yüklendi?
Katılımcılara robot fotoğrafları ve bazı kelimeler gösterildi. Ekranda ya bir robot resmi ya da bir kelime yer aldı ve katılımcılardan gördüklerini klavyedeki tuşlara basarak hızlıca eşleştirmeleri istendi. Kelimelerin bir kısmı karar verme ve düşünmeyle ilgiliydi. Örneğin “otonom” yani kendi başına hareket edebilen ve “planlı” yani amaçlı davranan gibi ifadeler kullanıldı. Diğer kelimeler ise duygularla ilgiliydi. “Duygusal” ve “hassas” gibi hissetmeye işaret eden kelimeler yer aldı.
Sonuç yine değişmedi. Katılımcılar gözlü robot fotoğraflarını bu kelimelerle daha hızlı eşleştirdi. Yani gözlü robot ile “planlı” ya da “duygusal” kelimesi yan yana geldiğinde tuşa basma süresi daha kısaydı. Bu hız farkı, beynin gözlü robotları düşünme ve hissetme özellikleriyle daha güçlü biçimde ilişkilendirdiğini gösterdi.
Araştırmacılara göre insan beyni gözleri güçlü bir sosyal işaret olarak yorumluyor. Günlük hayatta göz teması, karşımızdaki kişinin dikkat ettiğini ve bilinçli olduğunu gösteren önemli bir sinyal. Aynı mekanizma robotlar için de devreye giriyor. Yüzde göz varsa, beyin otomatik olarak “orada bir zihin var” varsayımında bulunuyor.
Çalışmada dikkat çeken başka bir ayrıntı da ortaya çıktı. Çocuk görünümlü robotlarda göz etkisi daha güçlüydü. Ayrıca yüzü ekran şeklinde tasarlanan robotlar, metalik insansı yüzlü modellere kıyasla biraz daha “zihinsel kapasiteye sahip” gibi algılandı. Bu durumun, ekranın gelişmiş teknoloji çağrışımı yapmasıyla bağlantılı olabileceği belirtiliyor.Araştırmanın bazı sınırlamaları da bulunuyor. Katılımcılar gerçek robotlarla değil, bilgisayar üretimi sabit görseller üzerinden değerlendirme yaptı. Gerçek hayatta hareket eden ve konuşan bir robotta etkinin aynı şekilde ortaya çıkıp çıkmayacağı henüz bilinmiyor.
Kaynak: Consciousness and Cognition

