Kolorektal kanser, birçok ülkede kansere bağlı ölümlerin genel olarak ikinci en sık nedeni arasında gösteriliyor. 50 yaşın altındaki erişkinlerde ise ilk sırada yer almakta. Yeni araştırma, görülme sıklığındaki artışın artık genç erişkinlerle sınırlı olmadığını, neredeyse tüm yaş gruplarına yayıldığını ortaya koydu. Daha fazla tanı konulması, tedavi ve sağkalım sonrası bakım hizmetlerine yönelik talebi artıracağından, bu durumun sağlık sistemi açısından da önemli sonuçlar doğurması bekleniyor.
Chicago Üniversitesinde pediatri ve halk sağlığı bilimleri profesörü Dr. Caitlin Murphy ve meslektaşları, ABD Ulusal Kanser Enstitüsünün (NCI) güncel verilerini kullanarak kolorektal kanser insidansını 20 yıllık bir dönem boyunca inceledi. İnsidans (sıklık hızı), belirli bir toplumda ve belirli bir zaman diliminde yeni ortaya çıkan hastalık veya vaka sayısını gösteren epidemiyolojik ölçüte deniyor. Veriler, yaşa göre standardize edilmiş insidans hızının 2000 yılında 100 bin kişide 55,2 iken 2022’de 36,7’ye gerilediğini, 2023’te ise 38,3’e yükseldiğini gösterdi.
Murphy, “Genel hızda 20 yılı aşkın süredir ilk kez bir artış görüyoruz” diyerek, onlarca yıl boyunca insidansın düşmekte olduğunu hatırlattı. Bu son çalışma, hızların 65–69 yaş dahil olmak üzere tüm yaş gruplarında arttığını gösteriyor.
Kolorektal kanser eğilimlerini inceleyen Murphy, 50 yaşın altındakilere ek olarak yaşlı nüfusta da kolorektal kanser oranlarında büyük bir dalga yaşanacağını öngörmüştü. Bu olguyu “doğum kohortu etkisi” olarak tanımlıyor: 1960’larda ve sonrasında doğan kişiler, orta yaşa ve ileri yaşlara ulaştıklarında daha yüksek kolorektal kanser riskiyle karşı karşıya kalıyor.
Murphy, “Doğum kohortu etkisini, yaş ile zamanın etkileşimi olarak düşünüyorum. Aynı dönemde doğan insanlar zaman içinde birlikte ilerleyip yaşlandıkça, daha fazla kolorektal kanser tanısı görmeye başlayacağız.” diye açıklıyor.
Tarama yaşı düştükte daha fazla vaka saptandı
Makale yazarları, insidans hızlarındaki en keskin artışı 45–49 yaş grubunda saptadı; bu grupta 2019–2023 arasında yıllık yüzde 12,76 artış görüldü. Araştırmacılara göre bu artışın nedeni büyük olasılıkla, ulusal önerilerin tarama başlangıç yaşını 50’den 45’e indirmesi sonrasında daha fazla kişinin kolorektal kanser taramasından geçmesi.
Murphy, “Bu, taramanın amaçlandığı gibi çalıştığı, yani kanseri daha erken yakaladığı anlamına geliyor” dedi. Ancak bu durum, genel artışı veya diğer yaşa özgü grupların artışını açıklamıyor. 65–69 yaş grubundaki artış ve 70–74 yaş grubundaki plato (durağanlaşma) özellikle endişe verici; çünkü bu gruplar tarihsel olarak taramadan en çok yarar gören gruplar ve yaklaşık yüzde 80’i taramalarını güncel tutuyor. Bu durum, bilinmeyen risk faktörlerinin taramayla elde edilen kazanımları dengeliyor olabileceğini düşündürüyor.
Araştırmacılar ayrıca COVID-19 pandemisi sırasında tarama ve tanılarda yaşanan aksamaların olası etkisini de inceledi; ancak 2020–2021 verileri hariç tutulduğunda bile artışın sürdüğünü saptadı. Tarama, Ocak 2021’e kadar büyük ölçüde pandemi öncesi düzeylere döndüğünden, COVID-19’un 2023’te görülen artışı açıklaması olası değil.
Chicago Üniversitesi Tıp Merkezi Gastrointestinal Kanser Riski ve Önleme Kliniği direktörü Dr. Sonia Kupfer, “Bu sonuçlar bizi artışın nedenlerini anlamaya yöneltiyor; böylece risk faktörleri belirlenebilir ve mümkünse azaltılabilir” dedi.
Yalnızca genç insanların sorunu değil
Amerikan Kanser Derneği’nin 2013–2022 dönemi istatistiklerine göre, 20–49 yaş arasındaki erişkinlerde kolorektal kanser insidans hızları yılda ortalama yüzde 3 arttı. 50 yaşın altındakilerde görülen erken başlangıçlı kolorektal kanserlerdeki bu artış, kamuoyunda geniş ilgi gördü.
Murphy, “Genç yaşta kanser tanısı almanın kendine özgü pek çok zorluğu var; bu nedenle bu soruna dikkat çekmek önemli” dedi. “Ancak temel nedeni anlamak açısından, çalışmamız genç insanlarda kolorektal kansere yol açan her ne ise, artık yaşlılarda da artışa yol açıyor olabileceğini düşünmemizi sağlıyor.”
Araştırmacılar bu eğilimi hangi risk faktörlerinin yönlendirdiğini henüz kesin olarak belirleyemese de Murphy ve ekibi olası bir etken olarak çevresel kimyasal maruziyetleri inceliyor. Ekip, Emory Üniversitesi’nde toksikolog olan Dr. Xin Hu ile birlikte, küçük bir kan örneğinde binlerce çevresel maruziyeti aynı anda ölçerek hangi kimyasalların daha ileri araştırmayı hak ettiğini belirlemeyi planlıyor. Ardından Kupfer ile birlikte, bu kimyasalların kolon üzerindeki etkilerini, kolonu laboratuvar ortamında (petri kabında) büyütebilen özel modeller olan organoidler aracılığıyla inceleyecekler.
Taramanın önemi
Makale yazarları, kayıt verileri yıllık olarak güncellendiği için sürekli sürveyansın (izlemenin) sürdürülmesi çağrısında bulunuyor. Murphy, bu eğilimler devam ederse, yaşlanan geniş bir nüfusta tanı sayısındaki artışın kanser tedavisi ve sağkalım sonrası bakım açısından sağlık sistemi üzerinde ağır bir yük oluşturabileceği uyarısında bulunuyor.
Artışa yol açan risk faktörleri daha iyi anlaşılana kadar tarama, kolorektal kanseri erken evrede saptamak ve ölümcül hale gelmeden önlemek için en iyi fırsat olmayı sürdürüyor.
Ulusal kılavuzlar, ortalama riskli erişkinlerin 45 yaşında düzenli taramaya başlamasını ve 75 yaşına kadar sürdürmesini öneriyor. 45 yaşın altındakiler ile 75 yaşın üzerindekiler için tarama konusundaki karar; aile öyküsü, belirtiler ve diğer sağlık sorunları dikkate alınarak bireysel olarak verilmelidir.
Kolonoskopi altın standart olmaya devam ediyor; ancak kana dayalı testler ve evde uygulanan dışkı testleri gibi yeni seçenekler de artık mevcut.
Kupfer, “Tarama için birkaç yöntem var ve bunlar bir hekimle konuşulmalı; böylece insanlar farklı testlerin ne amaçla kullanıldığını ve ne sıklıkta tekrarlanması gerektiğini bilir” dedi.
Genetik yatkınlık veya aile öyküsü gibi risk faktörleri olmayan ve henüz tarama yaşına gelmemiş 45 yaş altı kişiler için Kupfer, dışkıda kan görülmesi, bağırsak alışkanlıklarında değişiklik veya açıklanamayan kilo kaybı gibi belirtilere dikkat edilmesinin ve bu durumda bir hekime başvurulmasının önemini vurguladı.
Kaynak: NEJM Evidence

