Ana SayfaYaşamSağlıkŞehir hayatı cilt kanseri riskini artırıyor

Şehir hayatı cilt kanseri riskini artırıyor

Türk Dermatoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Başak Yalçın, iklim değişikliği ve çevresel faktörlerin etkisiyle artan cilt kanserine (melanom) karşı uyarılarda bulundu. Türk vatandaşlarının coğrafi olarak iklime uygun bir cilt tonuna sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Yalçın, bu avantaja rağmen riskin yok olmadığını vurguladı. Şehirleşme, yeşil alanların azalması, asfalttan ve cam binalardan yansıyan güneş ışınlarının riski artırdığını söyleyen Prof. Dr. Yalçın; bu çevresel sorunlar ve iklim değişikliği nedeniyle cilt kanserinin her yaş grubunda arttığını belirtti.

Cilt kanserleri önemli bir sağlık sorunu olurken, dünyada sık görülen kanser türleri arasında yer alıyor. Ancak Prof. Dr. Yalçın’a göre cilt kanserlerinin çoğunun hayatı tehdit etmeyen, iyi huylu türler olması nedeniyle toplumda göz ardı ediliyor. Buna karşın melanomun hayatı tehdit eden çok ciddi bir cilt kanseri türü olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yalçın, “Tüm çabamız melanomu yani cilt kanserini önceden tespit etmek ya da erken evrede tespit edebilmek. Çünkü deri kanserleri tüm dünyada ve Türkiye’de artıyor.” ifadesini kullandı. 

Sarışınlar risk grubunda 

Melanomun tüm dünyada her yaş grubunda ve cinsiyette artış gösterdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Yalçın, özellikle açık tenli, sarışın, açık göz rengine sahip ve vücudunda çok sayıda beni olan kişilerin yüksek risk grubunda yer aldığını söyledi. Ayrıca, ailesinde melanom öyküsü bulunanların dikkatli olması gerektiği ve yaşam boyu güneşe maruz kalma oranının büyük bir bölümünün çocukluk döneminde gerçekleştiği belirtildi. 

Özellikle çocukluk çağında kabarcıklar oluşacak derecede şiddetli güneş yanığı geçirmenin gelecekteki kanser riskini artırabileceğini ifade eden Yalçın; çocukların güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde dışarı çıkarılmaması ve oyun parkı gibi alanların mutlaka gölgelikli yapılması gerektiği uyarısında bulundu.

Vücuttaki benlerin mutlaka takip edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Yalçın, “Benlerin çapında büyüme, renk değişikliği, kaşıntı, yara oluşumu ya da simetri kaybı mutlaka uyarıcı olmalıdır.” dedi. Ayrıca erişkinlik döneminde sonradan çıkan yeni ben oluşumlarına da dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti.

Bilinenin aksine koyu renkli kıyafetler tercih edilmeli

Prof. Dr. Yalçın, güneş koruyucularının önemli olduğunu ancak tek başına yeterli koruma sağlamadığını, fiziksel korunmanın ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. Özellikle deniz kenarlarında ve plajlarda saat 10.00 ile 16.00 arasında güneşe temas edilmemesi, güneş gözlüğü kullanılması ve cildi örtecek şekilde giyinilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Yalçın; yazın açık renkler tercih edilse de güneşten korunmak için koyu renk kıyafetlerin daha uygun olduğunu söyledi. 

Güneş koruyucuların ise yaz-kış kullanılması, dışarı çıkmadan 10-15 dakika önce sürülüp açık havada iki saatte bir yenilenmesi gerekiyor. Bu ürünlerin ince bir tabaka halinde değil yeterli miktarda uygulanması önerilirken, normal koruyuculara kıyasla renkli güneş koruyucularının daha etkili bir koruma sağladığı açıklandı. 

Güneşten D vitamini alma dönemi sona erdi

D vitamini ihtiyacının artık ağızdan alınan takviyelerle karşılanmasının cilt sağlığı açısından çok daha güvenli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yalçın sözlerini şöyle tamamladı:

“D vitamini alırken çok fazla güneş hasarına maruz kaldığımız için artık D vitaminini güneşten alma dönemini kapattık. D vitaminlerini damlalar, ilaçlar ve haplar şeklinde ağızdan alıyoruz. O bizim için daha uygun ve yeterli. Güneş ışınları cilt yaşlanmasına da neden oluyor. Güneş sayesinde D vitamini alma dönemini kapattık.”

Kaynak: Anadolu Ajansı, 2N News

Son İçerikler