Ana SayfaNedenKimyaAntik Mısır mumyalarının gizemi kokularında saklı

Antik Mısır mumyalarının gizemi kokularında saklı

Antik Mısır mumyalarının, yalnızca yakından koklayabilenlerin bildiği kendine özgü bir kokusu vardır. Yeni çalışmalarda bilim insanları bu kokuları yakalayarak mumyalama yöntemleri hakkında ipuçları arıyor. 

Genellikle arkeologlar, mumya analizlerinde çözelti yöntemini kullanır; mumya sargılarından bir parçayı kesip çözelti içinde eriterek mumyalama maddelerinin moleküler yapısı incelenir. Ancak bu yöntem tahribata yol açar. Çoğu zaman moleküller bu işlem sırasında parçalanır. Üstelik, tüm mumya çözülmeden alınabilecek sargı parçası sayısı da oldukça sınırlı. 

Bristol Üniversitesinden organik jeokimya araştırmacıları, mumyanın etrafındaki havadan uçucu organik bileşikleri (VOC) örnekleyebileceklerini fark etti. VOC’ler, kaynaklarından kolayca yükselen ve havaya yayılan, kendilerine özgü koku izleriyle burnumuza ulaşan moleküller. 

Makalede, kokunun Mısır mitolojisinde ve ahiret inancında hayati bir rol oynadığı açıklanıyor. Bristol araştırmacıları, “Baharatlar, güçlü aromaları sayesinde mumyalama sürecinde değerliydi çünkü ölümle ilişkilendirilen hoş olmayan kokuları maskeliyorlardı. Mumyalama malzemelerinin aromatik bileşenleri ayrıca mumyalanmış bedenleri haşerelere ve mikrobik enfeksiyonlara karşı koruyordu.” dedi. 

Mumyalama tariflerindeki kokular nasıl değişti?

Bilim insanları daha önce, 2025 yılında Kahire’deki Mısır Müzesi’nde bulunan dokuz mumyalanmış bedeni koklayarak bu kokuları “odunsu”, “baharatlı” ve “tatlı” olarak tanımlamıştı.

Bristol Üniversitesi ekibi bu eski kokuları yayan belirli organik mumyalama maddeleriyle doğrudan ilişkilendirmeye çalıştı. Bu sefer, “koklayıcı” bir moleküler tarayıcıydı.

M.Ö. 2000’lerden M.S. 295’e kadar uzanan, Antik Mısır’ın mumyalama çılgınlığının neredeyse tamamını temsil eden ve kuşkusuz önemli kişilere ait 19 mumyadan 35 fiziksel örnek (küçük reçine, sargı ve insan dokusu parçaları) analiz ettiler. Tüm örnekler Avrupa ve Birleşik Krallık’taki müzelerde bulunan mumyalara aitti.

Bu örneklerin küçük bölümleri 2006 yılında çözme yöntemi kullanılarak analiz edilmişti. Böylece Bristol ekibi kendi “koklama” yöntemlerinin ne kadar başarılı olduğunu görebilmek ve ne gibi ek bilgiler sunduğunu anlamak için karşılaştırma yapabildi. 

Her bir mumya parçası, yüzyıllar boyunca kalmış olabilecek uçucu organik bileşikleri salmak için “nefes alması” amacıyla bir odaya yerleştirildi. Tuzaklanan gazlar daha sonra gaz kromatografisi ve kütle spektrometrisi kullanılarak analiz edildi. Bu teknikler, numunedeki belirli molekülleri ayırarak ve tanımlayarak mumyalama sıvısında hangi yağların, mumların ve reçinelerin kullanıldığını ortaya çıkardı.

En sık rastlanan ana bileşenler yağlar, balmumu, bitki reçinesi ve zift (bitüm) oldu. Ancak çalışma ayrıca bu formüllerin zaman içinde değiştiğini de gösterdi. İlk dönemlerde Antik Mısırlılar mumyalarını daha basit yağ karışımlarıyla mumyalıyordu. Ancak ilerleyen yıllarda formüller daha karmaşık hale geldi ve çam, ardıç, sedir gibi ağaçlardan elde edilen reçineler veya yağlar, zift gibi daha pahalı malzemeleri içermeye başladı.

Kaynak: Journal of Archaeological Science

Son İçerikler