Ana SayfaNedenFizikBoltzmann: Hatıralarımız bir yanılsama olabilir mi? 

Boltzmann: Hatıralarımız bir yanılsama olabilir mi? 

İnsan zihninin en temel dayanaklarından biri hatıralar. Kim olduğumuzu, nasıl bir dünyada yaşadığımızı ve geçmişte neler olduğunu hatıralara bakarak anlamlandırıyoruz. Ancak “Boltzmann beyni” hipotezi, bu görüşü kökten sarsan bir soru ortaya atıyor: Ya tüm algılarımız ve anılarımız, evrenin gerçek geçmişinden değil de, rastgele ortaya çıkan bir istatistiksel dalgalanmadan ibaretse?

Santa Fe Institute’ten David Wolpert, Carlo Rovelli ve fizikçi Jordan Scharnhorst’un 3 Aralık 2025’te Entropy dergisinde yayınlanan yeni çalışması, bu paradoksu daha sistematik bir çerçeveye oturtuyor.

Boltzmann beyni fikri şöyle özetlenebilir: Evren yeterince uzun süre var olursa, düzensizlikten (entropiden) kaynaklanan rastgele dalgalanmalar, bilinçli bir beyin ve ona ait sahte hatıralar oluşturabilir. Matematiksel olarak bakıldığında, böyle “rastgele bilinçler”in ortaya çıkması, düzenli bir evren geçmişinin var olmasından bile daha olası görünüyor. Bu da şu sonuca götürüyor: Fizik yasalarına göre, hatıralarımızın gerçek bir geçmişe dayanması şart değil.

Bu paradoksun merkezinde termodinamiğin ikinci yasası yer alıyor. Bu yasa, entropinin zamanla artması gerektiğini söylüyor. Günlük hayatta bunun karşılığını, kırılan bir bardağın kendiliğinden onarılamaması olarak görürüz. Ancak Boltzmann’un geliştirdiği temel denklemler zaman açısından simetriktir; yani ileri ya da geri yönde aynı şekilde çalışır. Bu da “zaman oku”nun nereden geldiğini belirsizleştirir.

Evrenin geçmişi temel varsayımlara da bağlı olabilir

Araştırmacılar, “entropi varsayımı” adını verdikleri bir modelle, evrenin entropi değişimini zamana bağlı ama simetrik bir rastgele süreç olarak ele alıyor. Fizik yasalarının kendisi, hangi anın “başlangıç” kabul edilmesi gerektiğini söylemez. Büyük Patlama’daki düşük entropiyi başlangıç almak da, bugünü referans almak da bir varsayımdır.

Çalışma, Boltzmann beyni hipotezi, “geçmiş varsayımı” (evrenin düşük entropili bir başlangıcı olduğu fikri) ve ikinci yasanın hepsinin, tek bir zamansal ana koşullandırılmasına dayandığını gösteriyor. Yani bu yaklaşımlar arasındaki fark, fizik yasalarından çok, nasıl çıkarım yaptığımızla ilgili.

Araştırmacılara göre sorun, bu varsayımların sık sık birbirini desteklemesi. Geçmişe güveniyoruz çünkü entropi artıyor diyoruz; entropinin arttığını kabul ediyoruz çünkü geçmişe güveniyoruz. Bu da döngüsel bir akıl yürütme yaratıyor.

Yeni çalışma bu tartışmaları çözmekten çok, alttaki mantıksal yapıları açığa çıkarmayı amaçlıyor. Hatıralarımızın güvenilirliği, zamanın yönü ve evrenin geçmişi, yalnızca fizik yasalarına değil, yaptığımız temel varsayımlara da bağlı. 

Kaynak: Entropy

Son İçerikler