“Digital amnesia: The aftermath of a screenshot” (Dijital amnezi: Bir ekran görüntüsünün ardında kalanlar) başlıklı yeni bir çalışma, sonradan dönüp bakılmayan fotoğraf veya ekran görüntülerinin bilgiyi unutmayı kolaylaştırdığını ve olaylara dair hafızayı zayıflattığını gösteriyor.
Araştırmacılar, insanların telefonlarında ortalama 2 binden fazla fotoğraf sakladığına ve günde yaklaşık 20 kare çektiğine dikkat çekerek bu kontrolsüz görsel biriktirme alışkanlığının hafıza üzerindeki etkilerini inceledi. Binghamton Üniversitesi Psikoloji Bölümü doktora öğrencisi Sophia Fabrizio ve psikoloji profesörü Deanne Westerman, dijital kayıt alma etkisini ve bilişsel kaynakların beyinde nasıl yeniden dağıtıldığını test etmek için 7 farklı deneyden oluşan kapsamlı bir çalışma yürüttü.
Deneyler sırasında katılımcılara çeşitli sanat eserleri gösterildi ve bu eserleri yalnızca incelemeleri ya da ekran görüntülerini/fotoğraflarını çekmeleri istendi. Araştırmacılar; çekim öncesinde veya sonrasında katılımcılara ek inceleme süreleri vererek ve çekim işlemini kolaylaştırarak sürecin etkilerini farklı koşullarda test etti. Deneyin bazı bölümlerinde ise zihinsel odaklarının ne ölçüde bölündüğünü anlamak için araya matematik problemleri eklendi.
Ekran görüntüsü alan katılımcılar nesneleri hatırlamakta zorlandı
Tüm bu aşamaların ardından katılımcıların hafıza performansları ölçüldü; hem eserlerin görsel detaylarını ne kadar hatırladıkları hem de bir eseri sadece görüp görmediklerini mi yoksa ekran görüntüsünü mü aldıklarını doğru bilip bilemedikleri test edildi. Yani bu kısımda araştırmacılar; ekran görüntüsü alan kişilerin hem baktıkları görseldeki detayları unuttuğunu hem de o görseli gerçekten kaydedip kaydetmediklerini bile hatırlamakta zorlandıklarını ortaya koydu.
Testlerin hiçbirinde ekran görüntüsü almanın hafızaya fayda sağlamadığı, aksine bu görsellere konu olan nesnelerin hatırlanmasını doğrudan zorlaştırdığı saptandı. Özellikle ekran görüntüsü alan kişilerin, bir sanat eserini sadece ekranda görüp görmediklerini hatırlamakta bile zorlandıkları ve eserin detaylarını çok daha zayıf hatırladıkları görüldü.
Dijital amneziye sebep 3 mekanizma açıklandı
Araştırmada dijital amneziye yol açan zihinsel mekanizmalar 3 ana başlık altında detaylandırıldı. İlk mekanizma “bölünmüş dikkat”, ekran görüntüsü veya fotoğraf çekme eylemi sırasında normalde bilgiyi hafızaya kaydetmek (kodlamak) için kullanılacak olan bilişsel kaynakların harcanması olarak açıklanıyor. Ancak araştırmacılar, bu bölünmenin hafıza kaybının tek ana nedeni olmadığını belirtiyor.
İkinci olası mekanizma “bilişsel yükü hafifletme”, bilginin harici bir araçta güvenli bir şekilde saklandığı bilincinde olunduğunda beynin o bilgiyi hatırlamak için zihinsel enerji harcamayı bırakması eğilimi. Araştırmacılara göre normal şartlarda bu, bilgiye daha sonra kesinlikle erişilebileceği durumlarda mantıklıyken deneyler katılımcıların çektikleri fotoğrafların hemen silineceğini bilse de hafızalarının zayıf kaldığını gösterdi. Yani bu durum hafıza kaybının sadece bilginin kaydedildiğini bilmekten kaynaklanmadığını ortaya koyuyor.
Çalışmada en güçlü kanıtlarla desteklenen üçüncü mekanizma ise “dikkat kopması”. Buna göre ekran görüntüsü almak veya fotoğrafını çekmek, bireyin o anki deneyimden bilinçsizce uzaklaşmasına ve olayın yaşandığı genel bağlamdan zihinsel olarak kopmasına neden oluyor. Bu durum, kaydedilen bilginin de ötesine geçerek olayın gerçekleştiği tüm çevreye dair hafızayı zayıflatıyor. Araştırmacılar bu hipotezi destekleyen kanıt olarak, daha önce yaptıkları müze çalışmasında katılımcıların fotoğrafını çektikleri sanat eserlerinin müzdeki fiziksel konumlarını dahi hatırlayamadıklarını ve benzer şekilde bu çalışmada da katılımcıların, eseri sadece izleyip geçtiklerini mi yoksa ekran görüntüsüyle kaydettiklerini mi karıştırdıklarını gösteriyor.
Öte yandan, çeşitli markaların piyasaya sürdüğü akıllı gözlükler gibi giyilebilir otomatik kameralarla çekilen fotoğrafların hafıza üzerinde olumsuz bir etkiye yol açmadığı bulgusu da bu tezi destekliyor. Çünkü bu cihazlar kendiliğinden kayıt yaptığı için insanların fotoğraf çekmek için dikkatini o andan koparmasını gerektirmiyor. Yani hafızayı zayıflatan temel etken bilginin kaydedildiğini bilmek değil; o kaydı bizzat başlatma ve alma eyleminin oluşturduğu zihinsel bölünme olabilir.
Elde edilen bulgular, günlük yaşamda hafızanın nasıl daha verimli kullanılabileceğine ve dijital alışkanlıkların nasıl optimize edilebileceğine dair önemli ipuçları sunuyor. Araştırmacılar, bilginin kalıcılığını artırmak için yalnızca ekran görüntüsü almak yerine kağıt ve kalemle not tutmayı öneriyor. Elle yazma eylemi; bilginin zihinde işlenmesini, yapılandırılmasını ve kavramlar arası bağlantılar kurulmasını gerektirdiğinden, özellikle öğrenciler için öğrenme sürecini pekiştiren oldukça faydalı bir alışkanlık olabilir.
Kaynak: Memory & Cognition

