Nature Medicine’da yayınlanan bir modelleme çalışmasına göre, dünya genelindeki rahim ağzı kanseri vakalarının 2050 yılına kadar yüzde 20,2 ve ölümlerinin ise yüzde 39,3 artabileceği tahmin ediliyor. Bulgular, rahim ağzı kanseri vaka ve ölüm yükünün eşitsiz şekilde dağılmaya devam edeceğini gösteriyor. Tahminlere göre, en yüksek vaka ve ölüm oranları Sahra Altı Afrika’da olabilir.
Rahim ağzı kanseri büyük oranda önlenebilir bir hastalık; eliminasyon (yok etme) stratejileri insan papilloma virüsü (HPV) aşılamasına, tarama ve rahim ağzı hastalığının tedavisine dayanıyor. Ancak bu önlemlere erişim dünya genelinde büyük farklılıklar gösteriyor. 2023 yılında, yaşa göre standardize edilmiş rahim ağzı kanseri görülme hızı düşük gelirli ülkelerde yüksek gelirli ülkelere kıyasla dört kattan fazla, ölüm hızı ise yedi kattan fazla yüksekti.
Natalie Pritchett, Lisa Force ve ekip arkadaşları, Küresel Hastalık Yükü, Yaralanmalar ve Risk Faktörleri Çalışması’ndan (Global Burden of Diseases, Injuries, and Risk Factors Study) elde edilen tahminleri kullanarak 1990-2023 yılları arasında 204 ülke ve bölgede rahim ağzı kanseri görülme sıklığını, ölümleri ve sağlık kayıplarını analiz etti. Ayrıca 2050 yılına kadar olan eğilimleri modellediler. Araştırmacılar, 2023 yılında dünya genelinde 887 bin yeni vaka ve 369 bin ölüm yaşandığını hesapladı.

2050 yılına gelindiğinde yıllık vaka sayısının 2024 düzeyine göre yüzde 20,2 artarak 1,08 milyona, ölümlerin ise yüzde 39,3 artarak 522 bine yükselmesi öngörülüyor. En büyük artışların, vakaların yüzde 88,7 ve ölümlerin yüzde 95,4 artabileceği Sahra Altı Afrika’da olması bekleniyor; bu bölgede 2050’de tahmini 206 bin ölüm yaşanabilir.
Makale yazarları, mevcut eğilimler sürerse Küresel Hastalık Yükü’nün tüm bölgelerin 2050 yılına kadar Dünya Sağlık Örgütü’nün rahim ağzı kanseri eliminasyon eşiği olan 100 bin kişide dörtten az vaka düzeyine ulaşamayacağını bildiriyor. Araştırmacılar; aşılamaya, taramaya ve tedaviye daha fazla erişim sağlanması çağrısında bulunuyor.
Öte yandan, tahminler özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde veri bulunabilirliği ve kalitesindeki eksiklikler nedeniyle sınırlı. Öngörüler mevcut eğilimlere dayanmakta olup gelecekteki HPV aşılama programlarının rahim ağzı kanseri oranlarını nasıl etkileyebileceğini hesaba katmamakta.
HPV ve rahim ağzı kanseri
İnsan papilloma virüsü (HPV), cinsel temasla bulaşan ve çok yaygın görülen bir virüs grubu. Yüzden fazla tipi bulunan bu virüslerin bir kısmı siğillere yol açar, “yüksek riskli” denen tipler ise kansere neden olabilir. Enfeksiyonların çoğu bağışıklık sistemi tarafından yıllar içinde kendiliğinden temizlense de eğer virüs vücutta yıllarca kalırsa rahim ağzı hücrelerinde önce kanser öncüsü değişiklikler, ardından kanser gelişebilir. Bu süreç genellikle on yıl ya da daha uzun sürer. Bu yüzden taramalar oldukça önemli.
Rahim ağzı kanserlerinin yaklaşık yüzde 99’u HPV enfeksiyonuyla ilişkili bulunuyor. Yani, uygun aşılama, tarama ve tedavi stratejileriyle büyük ölçüde önlenebilir bir kanser.
Bununla birlikte, kanserlerin yaklaşık yüzde 70’ine HPV-16 ve HPV-18 tipleri yol açıyor. Aşının bu iki tipe karşı etkili olduğu çeşitli akademik makalelerle kanıtlandı.
Araştırmacılar ve doktorlar, HPV’nin yalnızca rahim ağzı kanserine yol açmadığını, vulva, vajina, penis, anüs ve ağız-boğaz kanserleriyle de ilişkili olduğunu hatırlatıyor. Sigara, bağışıklık sisteminin zayıflığı (örneğin HIV) ve yoksulluk gibi etkenlerin riski artırdığı biliniyor.
Rahim ağzı kanseri, erken evrede çoğu zaman belirti vermiyor ancak ilerleyen dönemde anormal kanama, cinsel ilişki sonrası kanama veya kokulu akıntı ile belirti gösteriyor. Pap smear ve HPV-DNA testi, kanser öncüsü değişiklikleri kansere dönüşmeden yakalamayı sağladığı için öne çıkan tarama yöntemleri arasında.
Türkiye 2014’te Pap smear ağırlıklı sistemden HPV-DNA temelli ulusal taramaya geçti. Testler aile sağlığı merkezlerinde, toplum sağlığı merkezlerinde, sağlıklı hayat merkezlerinde ve KETEM’lerde yapılıyor. Tarama 30-65 yaş kadınlarda beş yılda bir yapılıyor. Bakanlığın 2024 faaliyet raporunda tarama oranı yüzde 89,4 olarak bildirildi.
Ülkemizde yılda yaklaşık 2 bin 300 kadına rahim ağzı kanseri tanısı konuluyor. Türkiye’deki invaziv vakaların yaklaşık yüzde 67,6’sı HPV-16 veya HPV-18 türleriyle ilişkilendiriliyor.
100’den fazla ülkede yaklaşık 20 yıldır ulusal sağlık programı çerçevesinde ücretsiz olarak uygulanan HPV aşısı Türkiye’de henüz ulusal aşı programına dahil edilmedi. Aşı özel sağlık kuruluşlarında ücretli olarak yapılıyor. Sağlık Bakanlığı, 15 Ağustos 2026’da, aşının ulusal programa alınmasına ilişkin bilimsel değerlendirmelerin sürdüğünü belirtti.
Kaynak: Nature Medicine, 2N News

