Ana SayfaYaşamSağlıkKanser tedavisinde radyasyon hasarını azaltan yeni yöntem geliştirildi

Kanser tedavisinde radyasyon hasarını azaltan yeni yöntem geliştirildi

Halk arasında “ışın tedavisi” olarak da bilinen radyoterapi, kanserli hücreleri yok etmek ve büyümelerini engellemek için yüksek enerjili radyasyonun kullanıldığı bir tedavi yöntemi olarak biliniyor. Radyasyon, yüksek enerjili ışınların kanser hücreleriyle birlikte hedef bölgedeki sağlıklı normal hücrelere de zarar vermesi, yorgunluk, cilt sorunları, saç dökülmesi, doku sertleşmesi ve hatta ikincil bir kanserin gelişmesi gibi yan etkilere yol açabiliyor. Fralin Biyomedikal Araştırma Enstitüsünden araştırmacılar, radyasyonun sağlıklı dokulara verdiği zararı önlemek adına “XOlacta” adlı bir koruyucu bir ilaç adayı geliştirdi. Ekip, hücrelerin birbiriyle iletişim kurmalarını sağlayan ve onarımda yer alan bir molekülü, sütten elde edilen mikroskobik keseciklerin içine yerleştirdi. Bu keseciklerin, onarıcı molekülün vücutta yolculuk etmesini sağlayan doğal birer koruyucu olduğu düşünülüyor. Araştırmacılar, bu formülün en büyük avantajının ağızdan alınabilmesi olduğunu belirtti. Ayrıca soğuk zincir gerektirmeden, oda sıcaklığında da saklanabileceğini bildirildi. 

Fralin Biyomedikal Araştırma Enstitüsünden araştırmacılar, hücresel iletişimde rol oynayan connexin43 proteininden üretilen bir peptidi, sütten saflaştırılan hücre dışı kesecikler (mEV) ile bir araya getirerek “XOlacta” adlı bir yöntem geliştirdi. Araştırmacılar, bu yöntemin en büyük avantajının ağızdan alınabilmesi olduğunu belirtti. Ayrıca yöntemin soğuk zincir gerektirmeden, oda sıcaklığında da saklanabileceğini belirtti. 

Araştırmacılar, deneyler sırasında farelere yüzde 100 ölümcül olan yüksek dozlu radyasyon uyguladı. Radyasyondan sadece bir saat sonra tek doz XOlacta verilen farelerin yüzde 42’sinin 30 gün sonunda hayatta kaldığı görüldü. Ancak sadece taşıyıcı sıvı ya da peptidsiz kesecik verilen farelerin dokuzuncu günün sonunda hayatlarını kaybettikleri görüldü. Araştırmacılar, tedavinin radyasyon hasarına karşı en savunmasız dokular olan ince bağırsak ve kemik iliğinde oluşan hasarı da azalttığını, doku hasarını minimuma indirerek hücre bütünlüğünü koruduğunu öne sürdü. 

Makalenin yazarlarından Robert Gourdie, “Şu ana kadar yüksek doz radyasyona maruz kalınmasından sonra vücudu gerçekleşen etkilerden koruyacak hiçbir tedavi yoktu. Bizim amacımız, radyasyonun kanseri tedavi etme etkisini korurken aynı zamanda organları radyasyon sebebiyle oluşan hasarlardan koruyan bir tedavi geliştirmektir.” dedi.  

Biyodağılım testlerinde, floresan ile işaretlenmiş süt kesecikleriinin radyasyona maruz kalmış hasarlı beyin, bağırsak ve kemik dokularına kendi kendine yoğunlaştığı gözlemlendi. Araştırmacılar, bu doğal taşıyıcıların radyasyonun tetiklediği veya hasar bıraktığı hücresel sinyalleri takip ederek doğrudan ihtiyaç duyulan bölgelere gittiğini belirtti.  

Tümörü korunaksız bırakırken sağlıklı dokuları koruyor 

Mevcut radyasyon koruyucuların en büyük dezavantajlarından birinin; çoğu zaman tümör hücrelerini de koruyarak kanser tedavisini etkilemesi olduğu düşünülüyor. Araştırmacılar buna karşılık, beyin tümörü taşıyan farelerde yapılan deneylerde XOlacta’nın tümör dokusunun radyoterapiye olan duyarlılığını azaltmadığını ortaya çıkardı.  

Araştırmacılardan Spencer Marsh, “Radyoterapi sırasında karşılaşılan en büyük zorluklardan biri sağlıklı dokuyu radyasyonun hasarından korumak olmuştur. Bulgularımız, tedavinin tümörlere karşı etkinliğini korurken hastaların radyasyon tedavisi sırasında yaşadıkları yan etkilerinin çoğunun azalmasının mümkün olabileceğini gösteriyor.” diye belirtti.  

Ekip, bulguların şimdilik tek bir fare türü üzerinde denendiğini ve tek bir tümör modeliyle sınırlı olduğunu, insanlarda uygulanabilirliğinin netleşmesi adına daha kapsamlı araştırmaların yapılması gerektiğini vurguladı. 

Kaynak: ScienceDirect

Son İçerikler