Slovakya’daki bir Taş Devri yerleşiminin girişinde arkeologlar, başsız insan iskeletleriyle dolu bir hendek ortaya çıkardı. Kemiklerde bulunan kesik izleri başların bilinçli olarak ayrıldığını gösterse de araştırmacılar bunun toplu bir katliam değil, yaklaşık 7 bin yıl önce uygulanan karmaşık bir defin ritüelinin parçası olduğunu düşünüyor. Yani, bireylerin başları büyük olasılıkla öldükten sonra kesildi.
Neolitik dönem yerleşimi Vráble, M.Ö. 5250 ile 4950 yılları arasında, Orta Avrupa’nın büyük bölümüne yayılan ve paralel çizgilerle süslenmiş çanak çömlekleriyle tanınan Linear Pottery (LBK) kültürü tarafından kullanıldı. Slovakya’nın güneybatısında bulunan yerleşim ilk kez 2012 yılında incelendi ve üç ayrı mahalleye ayrılmış 300’den fazla evden oluşuyordu.
Mahallelerden biri yaklaşık 1,3 kilometre uzunluğundaki çift hendek sistemiyle çevriliydi. Arkeologlar 2022 yılında hendeği kazmaya başladıklarında dört çift başsız iskelet ile en az 77 başsız bireyin bulunduğu toplu mezar keşfetti. Sadece bir iskeletin kafası yerindeydi ve bu birey bir çocuktu.
Kazılar henüz tamamlanmamış olsa da araştırmacılar ilk bulgularını 2 Haziran’da Proceedings of the Prehistoric Society dergisinde yayınladı.
Çalışmanın ortak yazarlarından, Almanya’daki Kiel Üniversitesinden biyolojik antropolog Katharina Fuchs, ilk analizlerin şiddet içeren kafa kesmelerinden ziyade kafataslarının ustalıkla çıkarıldığını gösterdiğini belirtti.
Araştırmacılar başsız bireylerin boyun omurlarındaki kesik izlerini inceledi ve kafataslarının keskin aletlerle çıkarıldığını tespit etti. Alt çenelerin de eksik olması, başın ve yüzün bütünlüğünün bu toplum için önemli olduğunu düşündürüyor. Birçok bireyin boyun omurlarının hendek duvarına temas edecek şekilde bulunması, cesetlerin başları çıkarıldıktan sonra buraya yerleştirildiğini ve bunun bilinçli bir uygulama olduğunu gösteriyor.
Araştırmanın ortak yazarlarından arkeolog Nils Müller-Scheeßel, cesetlerin ve beden parçalarının yerleştirilmesinin daha karmaşık, anlamlı ve tekrarlanan ritüellerin parçası olabileceğini söyledi.
Çatalhöyük’te de tespit edilmişti
Başsız bedenler ve insan kalıntıları Avrupa’daki başka Neolitik yerleşimlerde de bulundu. Örneğin İspanya’daki bir mağarada bulunan 11 kişinin kemikleri, bir Neolitik ailenin yaklaşık 5 bin 600 yıl önce katledilip yenmiş olabileceğini ortaya koymuştu. İtalya’daki bir Neolitik köyde ise muhtemelen atalara yönelik bir ritüelin parçası olarak tekrar tekrar kullanılmış 15 insan kafatası keşfedilmişti.
Araştırmacılar, hendekte bulunan bireylerin ölümünde şiddetin rol oynayıp oynamadığını henüz bilmediklerini belirtti. Ancak bazı bireylerin çiftler halinde, bazılarının ise toplu mezarlara gömülmüş olması, kafa ayırma uygulamasının insan başını kişilik ve yaşamın sembolü olarak gören bir defin ritüeliyle bağlantılı olabileceğini düşündürüyor.
Ritüel yorumu, Türkiye’nin güneyindeki Çatalhöyük ve günümüzde Filistin topraklarında bulunan Eriha gibi Neolitik yerleşimlerde görülen baş merkezli ata kültü uygulamalarıyla da uyumlu. Eriha ve Yakın Doğu’daki diğer bazı Neolitik merkezlerde insanlar saygı duydukları atalarının kafataslarını çıkarıyor, üzerlerini sıvayarak yüz şekli veriyor, boyuyor ve topluluk içinde sergiliyordu. Ancak Vráble’deki keşif farklı, çünkü şimdiye kadar başsız iskeletlere ait hiçbir kafatası bulunamadı.
Araştırmacılar başların bulunamamasının, olayın ritüel mi yoksa şiddet kaynaklı mı olduğunu anlamayı zorlaştırdığını belirtti.
Bilim insanlarına göre yerleşimin üç mahallesi arasında toplumsal gerilimler yaşanmış olabilir. Bu durum, yalnızca bir mahallenin koruyucu hendekle çevrili olmasını ve girişlerinin diğer mahallelere bakmamasını açıklayabilir. İnsan bedenlerinin hendeğe gömülmesi, topluluğun yaşadığı alanı şekillendirme veya burayı atalarına ait bir mekan olarak işaretleme amacı taşıyor olabilir.
Araştırmacılar şimdi hendeğin geri kalan kısmını kazmayı ve insan kalıntıları üzerinde daha ayrıntılı analizler yapmayı planlıyor.
Çalışmanın baş yazarı Martin Furholt, Vráble’nin olağanüstü bir kazı alanı olduğunu belirterek, bu keşfin Neolitik dönemde ölümün ve insan bedeninin nasıl algılandığına, ayrıca bu uygulamaların erken tarım toplumlarının sosyal yapısındaki rolüne dair temel soruların yanıtlanmasına yardımcı olabileceğini söyledi.

